EN VİCDANLI YAHUDİNİN “YAHUDİLİĞİ”

Konumuz, Taraf Gazetesi yazarlarından Roni Margulies… “Dünyayı Yahudi güdüyor” başlıklı 22.09.2010 tarihli yazısı… Yazının başlığı, aynı zamanda, Üstad Necip Fazıl’ın bir yazısının başlığı… Roni de zaten Üstad’ın o yazısını tenkit için bu başlığı kullanmış.
Yazımıza sakin bir giriş yaptık ama bu durum, iç dünyamızda nükleer patlamalar olmadığı manasına gelmez. Sadece akl-ı selimimizi kaybetmeden tenkidimizi yapma çabasındayız. Doğrusu sükûnetimizi ve akl-ı selimimizi kaybedecek bir durumla karşı karşıya olduğumuz aşikar. Lakin insana akıl, en çok öfkelendiği zaman lazım. Sükûnetimizin sebebi bu…
Roni, bir sembol… Nasıl bir sembol? Yahudilerin de vicdan sahibi olabileceğini gösterdiği için önemli bir sembol. Hakikaten Roni’yi tanıdığımdan beri (gazetede yazmaya başladığından beri) Yahudiler ile ilgili fikrimin değişmesine sebep olan, Yahudilerin içinde “vicdan” taşıyanların da olabileceğini gösteren birisi…
*
Üstadın 1967 yılında yayınlanan mezkur makalesi okunduğunda görülecektir ki, fikir beyanından önce tespitlerle doludur. Tespit ile fikir arasındaki farkı, Roni anlamamış, biz izah edelim. Fikir; tatbik edilmesi gerektiğine inanılan, “istikamet kazandırılmış bilgi” manzumesidir. Tespit; herhangi bir konuda, mevcut durumun ne olduğunu gösteren “gerçeklik” beyanıdır. Gerçekliği göstermek ile fikri gerçekleştirmek arasındaki fark, mesela genelevdeki kadının mevcut hali ile onun yaşamayı arzu ettiği “pak” hayat arasındaki mesafe kadar büyüktür.
Tespit, insan öldüren kişiye, “cani” demektir. İnsan öldüren kişiye “cani” dendiğinde, o kişiye hakaret edilmiş olmaz. Sadece fiilin tabi neticesi olarak fail isimlendirilmektedir. Tüm insanlığın başının üstüne astıkları “antisemitizm” isimli “demoklesin kılıcı”, Yahudileri, işledikleri tüm cinayet ve katliamların cezalarından koruyan bir kalkan haline getirilmiştir. Adamların her türlü zulüm ve katliam yapması serbest fakat bu yaptıklarının adını bile koymak yasak… Üstadın ifadesi ile “Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa”…
Üstadın makalesinden iktibas yaptığı paragraflara kısaca göz atalım.
“Para ve kapitalizma dünyasını icat eden, Yahudi… Bu dünya yerine yerleştikten ve bütün kuvvet ve illetleriyle ortaya çıktıktan sonra onu materyalizma ve komünizma sistemiyle tahribe davranan da (Karl Marks) Yahudi…”
“Yahudi, öteden beri kendi dışındaki insan topluluklarının olanca birlik ve bütünlük müesseselerine düşmandır…”
“İşte onun içindir ki, Yahudi, topyekûn insanlık vücuduna mikrop gibi yerleşirken, kendi gizli tesir şebekesini hâkim kılmak için.. insanlığın illet bünyesini kıyamete kadar beslemek ve hastalık kıvamında tutmak borcu altındadır.”
“Kanuni’ye hulûlden başlayarak Türk alçalma tarihini başlatan, Yahudi…”
“Tanzimat isimli felâket çığırının açıcısı, Yahudi…”
“İttihat ve Terakki kuklalariyle Abdülhamid Hân’ı sırf tahtından al aşağı ederek koca İmparatorluğun tasfiye masasına yatırıcısı, Yahudi…”
“Birinci Dünya Harbi, onun dünyasını hâkim kılma hamlesi, İkinci Dünya Savaşı da ona karşı uyanan ırkî kini boğma hareketidir.”
Roni’nin iktibas ettiği bu ifadeler, tamamen doğru tespitler ihtiva eder. Bir kısmı tarihi tespit olmak bakımında “tarih tezi” olarak incelenmelidir. Bir kısmı ise bu tespitlerin ne manaya geldiğine dair dâhiyane yorumlardır ki, tamamı doğrudur. Doğru… Nasıl bir doğru? 1967 yılında yapılan değerlendirmeler, o günden bu güne kadar İsrail ve onun diaspora çetesi tarafından 43 yıldır “her gün” teyit edilen doğru… Üstadın mezkur makalesi okunduğunda anlaşılması gereken şey, “basiret” ve “ferasettir”. Zira zaman o büyük dâhiyi her gün teyit etmiştir. Bir insanın bu dünyada isteyebileceği en büyük itibar, “zaman tarafından teyit edilmek” değil midir?
Geleceği (dolayısıyla gaibi) kim bilebilir? Fakat basiret ve feraset, geleceğe tutulmuş bir projektör değil midir? Ve Üstadın, Yahudiler ile ilgili geleceğe tuttuğu projektör, bu günden geriye bakıldığında “doğru yeri aydınlatmış” gibi görünmüyor mu?
***
Üstadın makalesini yazdığı tarihten bu güne kadar, İsrail domuzlar çetesinin, kemik temin edicileri olan diaspora ile beraber, mütemadiyen Müslüman kanı döktüğü, hiçbir insani ölçü tanımaksızın katliam yaptığı, hiçbir hayvani ölçüye sığmayacak çapta soykırım uyguladığı Filistin coğrafyası, İsrail’deki ve dünyadaki Yahudiler hakkında “hayvandan daha aşağı yaratıklar” olduğu hususunda laboratuar çalışmasına sahne olmuştur. Hakkı tespit ve adaleti temin için hemen kaydedelim ki, “İsrail domuzlar çetesinin” işlediği hayvandan daha aşağılık katliamlarına destek veren tüm Yahudileredir sözümüz. Gazze’ye destek için gemiyle yola çıkan veya herhangi bir şekilde İsrail domuzlar çetesinin katliamlarına destek vermediğini beyan eden Yahudiler, asla bu ifadelerimizin muhatabı değildir. Ve biz, Roni’yi de ikinci kategoride bilirdik ve kalbimiz ona yumuşamıştı. Ne var ki, tarihten günümüze kadar, “hayvandan aşağı mahluk” olma konusunda hiçbir kavim Yahudiler kadar yeknesak olmamıştır. Hakikaten “İsrail Domuzlar Çetesinin” Filistin coğrafyasında vücut bulduğu tarihten beri, dünya Yahudiliği orada işlenen soykırıma koro halinde destek vermiştir. Gazze savaşlarında ve “Mavi Marmara” katliamında Türkiye’deki ve dünyadaki Yahudi cemaatlerinin İsrail domuzlar çetesini kınayan açıklama yapmadığı hatırlanırsa, bir kavmin topyekun nasıl bu kadar “hayvandan daha aşağı mahluk” olma iradesi taşıdığı ve bunda inat ettiği görülür. Gazze’ye gemiyle yardım götüren veya bir şekilde İsrail domuzlar çetesini kınayan bir avuç Yahudi dışında, bu kavmin “alçaklık” konusunda yeknesaklığı açık değil midir?
***
Nasıl olabiliyor? Tüm bir kavim, bu derekeye nasıl düşebiliyor? Hiçbir sosyolojik ve psikolojik izahı yok. Zaten başka bir misali de yok. Yakınlarımızda bulunan en vicdanlı Yahudi olduğunu zannettiğimiz Roni, bir anda Yahudiliğin malum DNA’sına savruluyor ve canhıraş bir şekilde aynı hezeyanları haykırıyor. Zannedersiniz ki, yazıyı yazarken, birileri kafasına namlu dayamış ve dikte ettirmiş. Fakat yazıda kullandığı üsluptan anlaşılıyor ki, hiçbir icbar altında kalmadan kusmuş. Hem de böğüre böğüre… Be mahluk, bari git kimsenin görmediği yerde kus… İğrenç halini herkese ilan etmeyi, fikir mi zannediyorsun?
***
Roni emsali mühim… Bu adam, ülkemizde vicdan sahibi birisi olarak tanınıyor. Doğrusu bir çok yazısında vicdanın izini görmek kabil. Fakat Yahudilerin sahip olduğu vicdan, Müslümanlar sözkonusu oluncaya kadar varlığını devam ettirebiliyormuş… Bunu nerden anlıyoruz? En vicdanlı Yahudi olan Roni’den… Tam bu nokta, Müslümanlar için hayati derecede mühim bir tecrübeyi üretmektedir. “Asla Yahudilere itimat etme, asla onlarla anlaşma yapma, asla onlarla dost olma…”
Bu dersi bize veren Roni’nin mühim iki özelliği var. Birincisi, tanıdığımız “en vicdanlı Yahudi” olması, ikincisi bu topraklarda yaşaması… Bu topraklarda yaşıyor olmasının manası ne? Bu topraklarda bin yıla yakın zamandır “hakim” durumda yaşayan Müslümanlar, Yahudilere “sadece yardım etmiştir”. Katliamdan kurtarmış ve bu topraklara getirmiş, keza beş yüz yıllık süre içinde Avrupa’da mütemadiyen katliama uğrayan bu kavimi korumuştur. Dünya haritasında en rahat yaşadıkları ve zenginliklerine zenginlik kattıkları bu coğrafyanın İslam hakimiyetindeki dönemi olmuştur. Son seksen yıllık Cumhuriyet döneminde bazı hadiseler yaşanmışsa, bunun sebebi de ülkedeki siyasi rejimin İslam’dan uzaklaşmış olmasıdır. Asırlardır süren bu çaptaki alicenaplık karşısında Yahudiler, dünyada en fazla zararı bu coğrafyaya ve Müslümanlara vermiştir. En rahat, en emniyetli ve en müreffeh yaşadıkları ülke ve millete en fazla zarar vermek… Bu nasıl bir mel’unluk?
En vicdanlı Yahudi olan Roni, kavmine en fazla yardım eden Müslümanlara karşı hezeyanda sınır tanımıyor. Kör sultanın görebileceği, sağır sultanın duyabileceği, gerizekalının bile anlayabileceği bir ders… Müslümanlar artık bazı konularda “temel kararlarını” vermelidirler. Öyle ki, bu kararlar kıyamete kadar devam edecek ciddiyette olmalı ve bunlardan asla taviz verilmemelidir.
Son söz “Taraf Gazetesi”ne… Vicdan ile mel’unluk arasındaki fark, soğan zarı kadar ince değil. Bu ikisi arasındaki fark, hayvanların bile anlayabileceği kadar aşikardır. Ülkenin vicdanı olmak gibi devasa bir iddiayı sahiplenmek, bu kadar vahim ve fahiş hatalarla birlikte asla mümkün değil. Roni’nin Taraf Gazetesinde yazmaya devam etmesi halinde, gazeteyi boykot çağrılarının başlayacağı bilinsin…
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir