ERDOĞAN, ARINÇ, GÖKÇEK VEYA ŞAHSİYET VE DAVA

ERDOĞAN ARINÇ GÖKÇEK VEYA ŞAHSİYET VE DAVA
Recep Tayyip Erdoğan Akparti’nin lideridir, Bülent Arınç ise partinin ve hükümetin “akl-ı selimi”dir. Melik Gökçek ise, belediye başkanlarından birisi… Melih Gökçek’in mizaç deposundaki istidatları ve onlarla inşa ettiği (aslında gelişigüzel oluşan) şahsiyeti, ancak bir belediye başkanı olmaya kafidir ve daha ötesi o madenden çıkmaz.
Erdoğan ile Arınç arasındaki münasebet ve bu münasebetin üzerine oturduğu hukuk, hususi ve mahrem bir mahiyet taşır. İkisi arasındaki münasebetlere (itirazlar ve tartışmalar da dahil) kimsenin burnunu sokmaması gerekir. Erdoğan liderliğin ne olduğunu bilecek seviyede, Arınç ise bir meselenin nasıl çözüleceğini anlayacak seviyededir. Arınç’ın akl-ı selimi, meselenin suhuletle halline ve hasarın asgari seviyede tutularak neticelendirilmesine kafidir.
*
Bülent Arınç’ın Erdoğan hakkında, “hükümeti, kamuoyu önünde azarlar gibi tenkit etmemelidir” mealindeki ifadeleri doğrudur. Erdoğan, hükümetin başkanı da dahil olmak üzere tüm üyeleriyle istediği zaman ve istediği konularda konuşma ve fikirlerin söyleme imkanına ve iktidarına sahiptir. Ahmet Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın kıymet ve itibarını kabul ve teslim etmesi, çocuk gibi azarlanmasını meşru hale getirmez. Cumhurbaşkanının otoritesini ortaya koyması ve devlet cihazını cevval bir şekilde çalıştırması doğru ve haklıdır lakin üslubu ve meselenin konuşulma zemini hususunda dikkatli seçimler yapılmalıdır.

Cumhurbaşkanına karşı açıklamayı Başbakan yerine Bülent Arınç’ın yapması manidardır ve doğrudur. Başbakanın böyle bir açıklama yapması halinde devletin zirvesindeki iki makamın birbirine karşı en azından gönül kırgınlığı olması muhtemeldir. Bülent Arınç, hem genel seçimlerden sonra sivil vatandaş olarak hayatına devam edecek birisidir hem de başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüsüdür. Dolayısıyla Arınç’ın o açıklamayı yapması, hükümet ile Aksaray arasındaki muhtemel gönül kırgınlıklarını engelleyecek bir tavassut modelidir. Bülent Arınç’ın “akl-ı selim” hüviyeti de dikkate alındığında, o açıklamayı yapması için daha uygun bir isim bulunamaz.
*
Bülent Arınç, üç dönem şartına kamuoyu önünde (özel sohbetlerde durum nedir bilmiyoruz) itiraz etmemiş, hem kurucusu hem de ileri geleni olduğu partinin kurallarına uymuş, seçimden sonra siyasetin dışına çıkmayı hazmetmiş biridir. Partinin ve hükümetin akl-ı selimi dememizin sebeplerinden birisi de, şahsi menfaatlerini ön plana almayacak bir şahsiyet terkibine sahip olması, sadece “doğru” olanın peşine düşmesidir. Böyle bir şahsiyet terkibinin Melih Gökçek gibi biri tarafından değil tenkit edilmesi, hürmetten başka bir şey yapmaması gerekir.
Bülent Arınç, partinin ilk üç kurmay kadrosundan birisidir. Üçün ikisi (Erdoğan ve Gül) hem başbakan hem de cumhurbaşkanı olmuş, Arınç ise sadece başbakan yardımcısı olmakla iktifa etmiştir. İki dostunun başbakan ve cumhurbaşkanı olmasını kıskanmayan, aksine buna sevinen birisidir Arınç… Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığından sonra sivil hayata dönmesi, Erdoğan’ın da cumhurbaşkanı olmasından dolayı başbakanlıktan ayrılmasına rağmen mesela başbakanlık için ısrarcı olmaması, partinin kurucusu bile olmayan Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığına itiraz etmemesi, hatta onun emri altında çalışmayı gurur meselesi yapmaktan uzak şeref meselesi yapması, Bülent Arınç’ın “asalet abidesi” olduğunu gösterir. Bülent Arınç, asaletini, uçsuz bucaksız feragat ve fedakarlıklarıyla tescil ettirmiş birisidir, bırakın Gökçek gibi birini, ne Erdoğan’ın ne de Davutoğlu’nun Arınç aleyhine söyleyeceği tek bir kelime bile yoktur. Eğer Arınç aleyhine bir beyanda bulunurlarsa, Arınç’ın asaletine halel gelmez, aksine kendilerinin asalet derecesini göstermekten başka bir işe yaramaz.
*
Meseleye toptan bakmak gerekirse; Akparti üst kadrosunu, Demirel’in “Hiçbir faninin hayır diyemeyeceği makam” dediği Çankaya’yı (cumhurbaşkanlığını) “Adayımız kardeşim Abdullah bey” diyerek, kendine değil de bir diğerine sunmalarından dolayı sevdik. Çıkan veya çıkacak her tartışma ve ihtilafı, Bülent Arınç’ın akl-ı selimi ile halletmesinden ve mevzuun şahsi mesele değil de bir “dava” olduğunu ortaya koymasından dolayı sevdik. Zannediyorsanız ki şahsınıza aşığız, halt ediyorsunuz. Biz davamıza aşığız, davamızı davanız yaptığınız için sizi sevdik, bizdeki dava aşkı olmasa, sizdeki boy-poz bir işe yaramaz.
Cumhurbaşkanı, başbakan, belediye başkanı olmanız sizi sevmemiz için bir gram ağırlığa sahip değil, buna mukabil cumhurbaşkanlığı ve başbakanlıktan feragat ederek asil bir tavır ve vakar sahibi olan Bülent Arınç’ı, fedakarlığından dolayı sevdik.
Aranızdaki ihtilafları veya ihtilaf potansiyeli taşıyan meseleleri, bir dava aşkıyla hallettiğinizi düşünerek sevmiştik sizi… Yoksa biz yanılıyor muyuz? Siz ara sıra davayla ilgilenen ara sıra şahsi ikbalini düşünen kişiler misiniz? Bizi aldatıyor olabilir misiniz? Cumhuriyet döneminde ilk defa aldatılmadığımızı düşünmüştük, ilk defa aldatılmamanın zevkini yaşamıştık. Tüm bunlar birer illüzyon olmasın sakın…
Aman ha… Sakın gevezelik yapmayın… Zannetmeyin ki sevgimizin gözü kör, kulağı sağır… Zannetmeyin ki size biat ettik, zannetmeyin ki hatalarınızı görmeyiz, zannetmeyin ki ne pahasına olursa olsun yanımızdaki kıymetinizi korursunuz… Bizi, paralel ihanet örgünün tabanı ile karıştırmayın, onların beden ve kalb gözünün körlüğü sizi aldatmasın, sizi sevenlerin de öyle olduğu vehmine kapılmayın.
Davanın mehabetini, şahsiyetinizin ziyneti olan vakarınızla taşıyamayacaksanız, varın gidin yolunuza. Bu ülkede Atatürk ve İnönü cumhurbaşkanı, Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz başbakan oldu, oldu da bizim yanımızda bir kıymete mi erdi? Makamınız kimin umurunda… Davanız ve şahsiyetiniz yoksa kıymetiniz ve itibarınız yoktur.

ERDOĞAN, ARINÇ, GÖKÇEK VEYA ŞAHSİYET VE DAVA” hakkında 1 yorum

  1. Bülent Arınç serapa nefs heykelidir. Dava ile alakası, davayı kullanmaktan ibarettir. Erbakan virüsü taşımaktadır. Bu o kadar aşikâr ki onu aklıselimle tarif etmek espri gibi. Makamlar karşısında fedakarlığın ölçüsü, makamı bırakma safhasında belli olur. Gül’de Arınçta sınıfta kalmışlardır bu hususta. İktidar oyunu iyi niyet tesellisiyle oynanmaz. Hüsnü zan, şekere bulanmış öldürücü bir zehirdir. Bu gerçeği en acı şekliyle anlayan isim R.Tayyip Erdoğan’dır. Bunu anladı ve kaybetmeyecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir