ESAD RÖPORTAJININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ESAD RÖPORTAJININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Cumhuriyet gazetesi yazarlarından birisi Yezid Esad ile bir röportaj yaptı, röportaj, birkaç günlük tefrika halinde yayınlandı. 07.07.2012 tarihli kısmında ilginç ifadeleri var çağdaş Yezid’in… Öyle ilginç ifadeler ki, ilgilenmemek mümkün değil.
Arap baharı hakkındaki görüşü sorulan Yezid, bakın neler söylüyor; “Devrimlerden söz edeceksek bu devrimleri halklar yapar. Silahlı teröristler yapmaz”. Sivil gösterilerin ve göstericilerin üzerine asker, polis ve milis güçlerini sevkeden ve herhangi bir hedef gözetmeksizin ateş açtıran alçak, halkın kendini savunmak için bir yıl sonra silahlanmasını ve savaşmasını, terör kavramı ile yaftalamaya çalışıyor. Anlamadığım şey, dünyanın gözü önünde cereyan eden katliamlar, zulümler, işkenceler, tecavüzlere rağmen, yalan söylemek nasıl bir ruh halidir? Ne denmelidir bu mahluka? Bir varlık, nasıl bu hale gelir?
Tunus ve Mısır’da Arap baharı ile Müslüman Kardeşlerin iktidara gelmeleri hakkındaki görüşleri sorulan katil Yezid, kalbinde, kafasında ve aklında yerleşik olan ve bir müddettir saklamayı başardığı zift gibi hezeyanları saçıyor. “İşte tüm bu bölgemizde olup bitenleri de şöyle yorumlayabiliriz: Bu coğrafyada şu anda yaşanan her şey, laik sistemleri kazımayı, ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Laiklik ortadan kaldırıldığında büyük devletler bu bölgede istedikleri her şeyi daha kolay yapacaklardır.” Nasıl, İran’ın, tüm dünyadaki Şiilerin ve Türkiye’deki Şii ve İran sempatizanlarının ne halt ettiği anlaşılıyor mu? Ortadoğu’da olan her şeyi laikliğin kazınması şeklinde anlıyor ki bu anlayış doğrudur, gelişmeler o istikamette seyrediyor. Fakat Yezid’deki mantık örgüsüne bakar mısınız, laiklik ortadan kaldırıldığında büyük devletler bölgede istedikleri her şeyi daha kolay yapacaklarmış. Demek ki İran’da büyük devletler istedikleri işi daha kolay yapıyorlar. Sanki laiklik bu bölgede büyük devletler tarafından fikri işgal hareketi olarak kullanılmadı? Bir asırdır İslam coğrafyası, laik siyasi rejimler tarafından işgal edilmedi mi? Kendinin laik olduğunu, rejiminin de laik rejim olduğunu söyleyen Yezid, Suriye’deki işgal kuvveti olduğunu gizlemeye çalışıyor. Laiklerin İslam coğrafyasında batının devşirilmiş ileri hareket birlikleri olduğunu bilmeyen kaldı mı?
Katil Yezid, bunları niye söylüyor? Aslında din, laiklik veya başka bir şey umurunda mı? Hayır… Umurunda olan sadece iktidarı… İktidarını devam ettirmek için, istismar etmeyeceği hiçbir şey yok. Bölgede laikliğin tehlikede olduğunu söyler ve laikliğin Suriye’deki muhafızı olduğunu ilan ederken, batıya mesaj veriyor; “Eğer beni düşürürseniz, yerime Müslüman Kardeşler ve daha sert Müslümanlar gelir, işiniz daha zor olur, beni koruyun”. Yani batıdan küçük bir zeytin dalı uzatan olsa, hemen onunla el sıkışacak… Şu ABD düşmanlığına bakın… Türkiye’deki Müslümanların bir kısmının bu adamı savunduğunu gördükçe cinnet geçiriyorum.
*
Ümmetin çağdaş Yezidi olan Esad, aslında bu kadar asla direnemezdi. Bu alçağın direnme gücü, İran ve Hizbullah Yezidlerinin desteğini almasından kaynaklanıyor. ABD’ye büyük şeytan diyen İran’ın haline, İsrail ile yaptığı savaşlarda gönlümüzde taht kuran Hizbullah’ın düştüğü duruma bakın. Adamlarda İslam hassasiyetinin olmadığı anlaşıldı da, ayrıca akıl da yokmuş. Suriye’deki katliamlardan sonra İslam dünyasından destek alamayacaklarını da anlamıyorlar. Tüm itibarlarını Suriye’ye gömen ahmaklar, İsrail ve ABD saldırısında yalnız başlarına kalacaklarını anlamayacak kadar akıl ve idrakten mahrum hale gelmişler. Lübnan’daki Sünni Müslümanların da İsrail saldırısında, Hizbullah saflarında savaştıklarını, lojistik ihtiyaçlarını karşıladıklarını, arkalarını koruduklarını Yezid’in iktidarını korumak için unuttular.
Son günlerde İsrail’in Lübnan ve Hizbullah’a saldıracağı haberleri yayılmaya başladı. Hizbullah’ın bu haberlere bakıp da endişe etmesine gerek yok, İsrail’in saldırma zamanı gelmedi daha. Şu an yaptıkları hazırlık… İsrail’in saldırma zamanı, hiçbir askeri bilgi ve uzmanlığı olmayan, ayrıca siyaset bilim tahsili de yapmamış vasıfsız herhangi bir insanın da anlayacağı üzere, Suriye’deki gelişmelerin tetiklediği Sünni-Şii husumetinin zirveye çıkmadığı zamandır. Sünni dünyanın öfkeden gözü dönmüş hale gelene kadar saldırmaz. Saldırma zamanı, Sünni dünyanın Şiilere karşı biriken öfkenin zirveye çıkması, Yezid Esad’ın düşmesi veya düşmesine az kalması, Hizbullah’ın Suriye iç savaşında kuvvetlerinin bir kısmını Müslüman kanı dökerken kaybetmesi ve bir kısmını da yormasıdır. Bu şartlar bir araya geldiğinde İsrail Hizbullah’a saldırır ve Hizbullah da kimseden yardım alamaz. İran ise yardımı yetiştiremez. Ve bu katil Yezidler topluluğu, İsrail kendilerine saldırdığında, kendilerine yardım etmeyen Müslümanlara ağza alınmayacak hakaret ve küfür ederler. Yezidler topluluğunun bu kadar hain, alçak, katil oldukları anlaşıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir