FATİH SULTAN MEHMET Mİ, BÜYÜK İSKENDER Mİ DAHA AKILLIDIR?

FATİH SULTAN MEHMET Mİ BÜYÜK İSKENDER Mİ DAHA AKILLIDIR?

Fatih Sultan Mehmet Han ile Büyük İskender arasında birçok benzerlikler var. Her ikisi de yirmili yaşlarda tahta oturmuşlar, yeni savaş teknikleri ve yöntemleri keşfetmişler ve geliştirmişler, büyük idari reformlar yapmışlardır. Tahta oturdukları yaş ve kısa sürede kazandıkları destansı zaferler, her ikisinin de DEHA olduğunu açıkça göstermektedir. Bu ve benzeri ortak özellikleri iki cihangirin mukayesesi için uygun bir zemin oluşturmaktadır.
Pekâlâ, hangisi daha akıllıydı?
Bu soruyu aslında yalnız sormak doğru değil, zira hangisinin daha akıllı olduğunu tespit etmek için aynı zamanda hangisinin daha zeki olduğunu tespit etmek gerekiyor. Öyleyse soruyu şöyle sormak daha anlamlıdır. Hangisi ne kadar zeki ve ne kadar akıllıydı?

BÜYÜK İSKENDER

Yirmi yaşında tahta geçen İskender, oturduğu tahtın hükümranlık alanının küçüklüğüne karşılık deha olmasından kaynaklanan tatminsizlikle Asya’nın işgali çalışmalarına başlamıştır. Otuz üç yaşında öldüğünde tahtta geçirmiş olduğu on üç yıllık sürede balkanlar, Anadolu, orta asya, Hindistan, Ortadoğu ve Mısır’ı işgal etmişti.
Zekanın özelliklerinden birisi, tatmin olmamasıdır. Eğer zeka, DEHA çapında ise, tatminsizlik son aşamasına ulaşmıştır. Dehaların son nefeslerine kadar hareket halinde olmalarının sebebi budur. İskender, deha çapında zekaya sahip biridir. Yirmi yaşında tahta oturmasına rağmen gözünü Asya’ya dikmesinin sebebi; Asya’nın büyük kıta olması, büyük imparatorlukların kurulmasına imkan vermesidir. Bu sebeple “büyük” devlet adamları ve kumandanlar, ya Asya’dan çıkmıştır veya Asya’ya yönelmişlerdir. Büyük İskender’in tatmin olmaz dehasının da tek istikameti (yönü) vardı ve o da Asya’ydı.
Kısa sürede büyük bir coğrafyayı işgal etmesine rağmen elde ettiği topraklarla tatmin olmamıştır. Hindistan’da hazırlıklarına başladığı son askeri harekattan vazgeçmesinin sebebi, askerlerinin artık isyan etmeye başlamasıdır. Ordu, İskender’in dehasının hırsına ayak uyduramamış ve onu frenlemiştir.
Zekanın bitmez tükenmez hırsına karşılık, akıl daha sakindir. Akıl elde bulunan imkanlar ve malzemelerle hayatı yaşamayı tercih edebilirken, zeka mevcut olanlarla asla yetinmez ve mutlaka keşif yapmak için harekete geçer. İskender, sahip olduğu zeka seviyesine (dehasına) uygun bir akıl sahibi olamamıştır. Zira elde ettiği geniş coğrafyayı idare edebilmek, o çağın şartları düşünüldüğünde mümkün değildir. Sadece işgal etmek, zekanın tatminsizliğinden kaynaklanır. Zekasının seviyesinde akıl sahibi olsaydı İskender, daha az yer işgal eder fakat buna karşılık yerleşik bir devlet düzeni kurarak kendinden sonra gelecek olanların önünü açardı. Dehaların bir özelliği de kendilerinden başkasını umursamamalarıdır. Bu sebeple kendinden sonra gelecek olanların “sistem”i devam ettirmeleri için gerekli düzenlemeleri yapmak yerine işgale devam etmiştir.
Büyük İskender, neredeyse “çıplak zeka” halindedir. Sahip olduğu akıl, zekasının yanında çok küçük kalmaktadır. Eğer aklı da zekası kadar büyük olsaydı, Roma imparatorluğu veya benzeri bir imparatorluk İskender tarafından kurulmuş olurdu. Çünkü zeka isyan ve hürriyete aşıktır fakat akıl nizam (düzen) ve uyumluluğa alışıktır. Zeka nizam kuramaz ve sürekli hürriyet talep eder buna karşılık akıl nizamı ister ve onu kurmak için çalışır. Günlük hayatta da böyledir, zeki fakat akıllı olmayan kişiler, düzensizdirler fakat akıllı kişilerin hayatı yerleşiktir ve düzenlidir.
Zekası ile aklı arasındaki fark o kadar belliydi ki, savaşlardan birinde hayatını kurtaran KLEİTUS’u daha sonra bir tartışmadan dolayı öldürmüştür. Zira zeka asla vefalı ve sadık değildir. hiç kimseye ve hiçbir şeye karşı minnet duymaz. Vefalı olan akıldır zira kuralları olan akıldır.

FATİH SULTAN MEHMET HAN

Yirmi yaşında tahta oturan Fatih Sultan Mehmet Han, büyük fetihler gerçekleştirmiştir. Fethettiği coğrafya Büyük İskender’in işgal ettiği coğrafya kadar büyük değildir mutlaka ama bunun sebebi, zekası kadar da aklının büyük olmasıdır. Eğer sadece fetih ve işgal ile zeka (veya deha) ölçülecek olursa, Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u 53 günde fethettiği fakat İskender’in Suriye’deki TİRE kalesini 7 ayda alabildiği unutulmamalıdır. İstanbul gibi muhkem bir şehrin zaptedilmesiyle Tire gibi küçük bir liman şehrinin zaptedilmesi arasında büyük bir fark vardır ve İstanbul’un zaptı daha zordur. Buna rağmen İstanbul 53 günde (iki aydan daha az) Sultan Mehmet Han tarafından zaptedilmesine mukabil küçük liman şehri olan Tire kalesi İskender tarafından 7 ayda zaptedilmiştir. Bu iki misal mukayese edildiğinde anlaşılmalıdır ki, Fatih Sultan Mehmet Han eğer sadece fetih için çalışsaydı İskender’den daha fazla coğrafyayı işgal edebilirdi. Fakat fethedilen yerlerde kalıcı bir devlet nizamı, büyük bir medeniyet ve sağlıklı bir içtimai yapı kurmak, büyük coğrafya parçalarını zaptetmekten daha anlamlıdır. İşte bu anlamı kavrayan zeka değil akıldır.
Fatih Sultan Mehmet Han, hem dehadır ve hem de aynı seviyede akıllıdır. Başka bir ifadeyle Sultan Mehmet Han, hem zeka dehasıdır hem de akıl dehasıdır. Deha kavramı aslında akıl ile ilgili değildir ve zeka için kullanılır. Fakat zeka seviyesi kadar akıl seviyesi (veya akıl yaşı) olan kişiler için “akıl dehası” tabirini de kullanmak gerekir.
İstanbul’un fethi, Sultan Mehmet Han’ın zeka ve akıl seviyesini göstermesi bakımından güzel bir misaldir. İstanbul’un onlarca defa kuşatılmasına rağmen fethedilememesi, onun “fethedilemez” olduğuna dair bir düşünceyi yerleştirmiştir. İstanbul’un fethedilemezlik özelliği, aslında onu kuşatmış fakat fethedememiş olanların zeka ve akıl seviyelerini göstermektedir. Fethedemeyenlerin zeka ve akıl seviyelerinden daha yüksek seviyede olan birisi için İstanbul’un fethedilemez özelliği bulunmamaktadır. Düşük zeka ve küçük akıllar, birkaç denemede yapılamayan bir işin “asla yapılamayacağına” inanırlar. Oysa dehalar (zeka ve akıl dehaları için) “asla yapılamayacak” bir iş yoktur. Her iş yapılabilir, yeter ki gerekli şartlar ve imkanlar oluşturulabilsin… Zeka dehası, sınır tanımadığı ve sınırları aşmaktan özel bir zevk aldığı için denenmişi denemekten kaçınmaz. Akıl dehası ise denenmişin “neden gerçekleşmediğini” araştırır ve gerekli şartları ve imkanları oluşturarak işe öyle başlar. Fatih Sultan Mehmet Han’ın, başkalarının onlarca defa teşebbüs etmelerine fethedememelerine rağmen kuşatması, zeka dehasının sınır tanımazlığıdır. Fakat kuşatma için çağının en modern silah teknolojilerini geliştirmesi ve donanımlı bir ordu kurması ise “gerekli şartları ve imkanları” oluşturması bakımından “akıl dehası”nın göstergesidir.
İstanbul kuşatması sırasında gemilerin karadan haliçe indirilmesi, zeka dehasının göstergelerinden biridir. Zira akıl, test edilmiş olan kurallarla çalışır. Gemilerin denizde hareket edeceği kuralı ise yerleşik kurallardandır ve karadan hareket ettirilmesi zekanın sınır tanımazlığı ile ilgili keşif faaliyetine örnektir. Diğer taraftan gemilerin karada nasıl hareket ettirileceği ve bunun şartları, araçları ve imkanlarının neler olduğu konusu aklın faaliyet alanına girer. Zeka, mevcut sınırları aşarak, “gemilerin karada da hareket ettirilmeleri gerektiği” fikrine ulaşır fakat karadan nasıl hareket ettirileceğini ve bunun şartlarının ve araçlarının neler olduğunu ise mevcut malzemeyi tanıyan akıl üretir. Netice olarak gemilerin karadan hareket ettirilerek haliçe indirilmesi faaliyeti, hem zeka dehasının ve hem de akıl dehasının ürünüdür.
Sürekliliği sağlayan akıldır. Fatih Sultan Mehmet Han’ın fethettiği toprakların asırlardır Osmanlı imparatorluğunda kalması, Fatih ve ondan sonra gelen padişahların “akıllı” olmalarındandır. İskender’in işgal ettiği toprakların kendinden sonra elden çıkması ve kalıcı bir nizam kuramamış olması, onun zeka dehası olduğunu fakat akıl dehası olmadığını gösterir.

FATİH SULTAN MEHMET Mİ, BÜYÜK İSKENDER Mİ DAHA AKILLIDIR?” hakkında 4 yorum

  1. Tire kuşatması ile İstanbul kuşatması’nı karşılaştırmak doğru değil. İskender’in yaşadığı çağda İstanbul’un alınmasında kilit rol oynayan toplar bulunmuyordu. Tire şehri ise kıyıya kara bağlantısı olmayan ama kıyıya yakın bir adada bulunuyordu ve denizlerde üstünlük Perslerdeydi. İskender dev kuleler inşa ettirdi ve bu kulenin tepesine mancınıklar yerleştirerek şehri üstten vurabildi. İskender 7 ayda ele geçirdi, Fatih 53 günde ele geçirdi diye İskender’i küçümsemek yanlıştır. Ayrıca İskender’in sadece fetih yaptığını, imparatorluğun geleceğini düşünmediği söylendi. 33 yaşında ölmesi bunun sebebi olamaz mı acaba? Bu kadar erken öleceğini bilebilir miydi? Eğer yaşasaydı imparatorluğun temellerini sağlamlaştıracak ve Roma İmparatorluğu’ndan bile güçlü bir devlet oluşacaktı. Pers hazinesini kendisi için almayıp ve Makedonya’ya götürmeyip piyasaya sürmesi ve imparatorluğu ekonomik olarak kalkındırmaya çalışması gelecekte fetihleri bir yana bırakıp devletin bekası için uğraşacağını göstermektedir.

  2. Arkadaşlar kusura bakmayın da bu sorduğunuz soru çok saçma!Şüphesiz Büyük İskender gelmiş geçmiş en büyük komutandır!Fatih’ten de daha zekidir!Fatihin elinde yaklaşık 400.000 kişi ile 15.000 kişilik Konstantinapolisi aldığını varsayalım!Büyük İskender 40.000 eiğitimli askerle Osmanlının 600 sende alamadığı toprakları 12 sende içinde almış doğuya Yunan medeniyetini götürmüş batı ile doğuyu birleştirmiş, aynı zamanda tıp ve bilim alanında önemli çalışmalar yapmıştır!İskender Fatihten çok daha büyük bir komutandır!Her türlü kıyaslamaya varım!Saçmalamayın lütfen!Fatihin Çağ açtığını varsayalım(nitekim birçok Avrupa ülkesi o çağın açılışını Rönensansa ve Reforma bağlıyor her ne ise) İskender birçok şehir kurdu,Helenizmi başlattı!13 yaşında iken kimsenin binemediği ata bindi!Boukephalos isimli atı var araşıtırın!…Fatih başta iken Bizans imparatorluğu Konstantinapolis ve irili ufaklı birkaç devletten ibaretti!İskender kendi zamanındaki dünya topraklarının 5/4ünü kapsayan Pers imparatorluğunu yıktı!Neyn peşhindesiniz!

  3. Ne diyeyim ki. Yorumlarda İskenderciler ortaya çıkmış.. Hele birde çağ kıyaslaması yapıp İskender’i daha büyük yapmışlar. Her olay kendi çağı , zamanı içinde değerlendirilmedilir diyebilme cüretine kadar varıyorlar. Ama bunun anlamını kavrayamıyorlar. Her türlü kıyaslamaya varırım da demiş arkadaş. Arkadaşım sana bir kıyaslama. İstanbul birçok kez kuşatılmıştır. En son kuşatma Fatih’in babası II.Murat tarafından 31 yıl önce 1422’de yapılmıştır. Bu kuşatmada da toplar kullanılmıştır. Fakat kuşatma birçok nedenden dolayı başarılı olamamıştır. Bu nedenlerden biride bizansın sahip olduğu topların Osmanlı toplarına göre daha etkili olmasıdır. Makalede anlatıldığı gibi Fatih’in akıl dehasını buradan anlayabilirsiniz. Gelelim başka bir kıyaslamaya. Fatih Sultan Mehmet Han daha tahta geçtiği andan itibaren belli bir düzen oturtmaya başlamıştır. İskender gibi sürekli toprak zaptetme toprak fethetme peşinde koşmamıştır. Fethettiği bölgelerde hemen bir yerleşik düzenin kurulmasını sağlamıştır. Bu bakımdan İskender yaşasaydı belki Roma dan daha büyük bir imparatorluk kuracaktı diye bir safsataya kanmamak gerek. İskender yaşasaydı belki de zamanında belli bir düzen kuramadığı için sürekli iç karışıklıklarla uğraşmak zorunda kalacaktı. Bunu bilemeyiz. Gelelim her olayın kendi tarihi içinde değerlendirilmesine. İskender’in Tire kuşatmasını kendi çağı içinde , Fatih’in İstanbul fethini kendi çağı içinde değerlendirdiğimizde ortaya muazzam bir fark çıkıyor. İskender’in Tire kuşatması ve zaptetmesi elbette İskender’in dehasını belli eder. Fakat Tire gibi bir liman kenti bile kendi çağında zaptedilemez olarak görülmeyen bir kenttir. Her neyse her olay kendi zamanına göre değerlendirilmesi olayına dönersek İskender’in tire kuşatmasında uyguladığı taktiği ele aldığımızda kuşatma aylar sürmüş fakat İskender uyguladığı taktiği ancak aradan aylar geçtikten sonra uygulamıştır.Yani Tire’yi de fathetmenin bir yolu varmış ama İskender bunu ancak kuşatmaya başladıktan aylar sonra buluyor. Gelelim bir başka konuya. Denizlerde Persler güçlüydü denilmiş. Bunu diyen kişi İskender’in Tire’yi zaptetmeden önce Persleri kaç kez hezimete uğrattığını bilmediğini varsayıyorum. Buna donanma da dahil. Persler denizlerde güçlüydü diyenlere örnek olarak Artemis savaşını veririm. Bu savaş kesin ve net bir şekilde Greek zaferiyle son bulmuştur ve bu savaş İskender den önce gerçekleşen bir savaştır. Bu savaş ile birlikte Greekler güçlü donanmalara sahip olmaya başlamışlardır. Tüm Greekleri zapteden İskender bunların donanmalarını mı ele geçiremedi. Alın size bir soru.
    Şimdi gelelim Fatih dönemine. İlk önce şu olaya değineyim; “”Fatih’in yeni bir çağ açması (nitekim birçok Avrupa ülkesi o çağın açılışını Rönensansa ve Reforma bağlıyor)””.. Böyle bir cümleyi kuran gelip benimle tarih tartışmasın tarih kişilikleri tartışmasın. Karşımda boşa konuştuğu için pek tiye almam. Ama buna da bir açıklık getireyim. Yeni çağın başlamasının rönesans ile hiçbir alakası yoktur. Yeni çağın başlamasının nedeni İstanbul’un fethidir. Çünkü İstanbul’un fethi dünyaya birşeyi açık bir şekilde göstermiştir. Bu da şudur; İstanbul gibi korunaklı bir kentin bile surlarının toplarla dövülmesi ve yok edilmesi avrupada bulunan ve feodal düzene olanak veren korunaklı kentlerin kolay kolay zaptedilebileceğini dünyaya göstermiştir. Ama bu nedeni boşuna açıklamama gerek yok. Nedeni ise gerçekten tarihi bilen bir kişinin rönesans ve reform hareketlerinin İstanbul’un fethinden sonra başladığını bilmesidir. Zaten gerçekten tarih ile ilgilenen bir kişi, tüm dünya tarihçileri tarafından (asyalı, avrupalı vs.) Fatih Sultan Mehmed Han’ın Rönesans Hükümdarı ve özellikle avrupalılar tarafından Büyük Türk olarak nitelendirildiğini bilir. Gelelim Fatih’in dehasına. Fatih Sultan Mehmed Han’ı ise kendi çağında ele aldığımızda devrin şartlarının üstünde şartlar ve teknolojiler oluşturan, oluşturmak için çabalayan bir hükümdar olduğu görülür. Şahi toplarını Fetih 1453 filmini izleyen tarihi bilmeyen bir kişi Urban adlı dökümcünün yaptığını zanneder. Ama gerçekte Şahi toplarının tüm mühendisliği Fatih’e aittir. Şahi topu kimyasal unsurlarından, topun ölçütlerine kadar hepsi Fatih’in birçok mühendislik dalına hakim olduğunu ve zekasını yeni icatlar oluşturmakta kullandığının kanıtıdır. Fatih zamanında savaş aleti olarak toplar vardı evet ama Şahi tamamen kendi çağının üstünde yeni bir teknolojidir ve yeni bir çağa sebep olmuştur. Fakat o çağda olmayan bir savaş teknolojisi, savaş aleti daha var. Bu savaş teknolojisi, aleti is havan topudur. Havan topu tamamen diğer toplardan farklı yeni bir savaş teknolojisidir ve bu teknolojinin mucidi ise Fatih Sultan Mehmed Han’dır.
    Her neyse daha fazla açıklama yapmama gerek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bunu bile çoğunuz uzun olduğu için okumak istemeyeceksiniz. Eğer gerçekten detaylı bir açıklama ve kıyaslama yapacak olursam sayfalarca süreceği için hiç okunmaz nede olsa.
    Yazdıklarımı kısa ve öz bir şekilde kapatmak istiyorum. Tüm dünya tarihçileri ve bilim adamları tarafından dünya tarihinin en büyük askeri dehası olarak kabul edilen Fatih Sultan Mehmed Han için İskender , Fatih’ten daha büyük komutandır diyebilen ve Türkçe konuşan kişiler bana Makedonların, Yunanların vs. vs. , dilimizi ana dilleri gibi öğrendiklerini ve konuşabildiklerini gösteriyor.

  4. Osman Gazneli siz kusuruma bakmayın bu arada. İlk önce paylaşımınız ve makalenizden dolayı sizi tebrik etmem gerekliydi. Gerçekten çok güzel, doğru ve açıklayıcı bir makale ortaya koymuşsunuz. TEBRİKLER…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir