FELSEFE VE VAROLUŞ-2-

*Varoluş görüntüleri ve süreçten sapmalar
Varoluş sürecindeki akışın mutlaka “bütünlük” hedefine doğru yönelmesi, nihai hedefin bulunamaması veya ulaşılamaması ihtimallerinde ara hedeflerde tükenmeye yol açar. Özellikle de nihai hedefe dair ruhun verilerine ulaşamamış, onları sezememiş olan anlayışlar, ara hedefleri nihai hedef zannetmek gibi hatalara mahkûm olmaktadır. İdrak zafiyetinden kaynaklanan hedef belirleme hatalarının nihai hedefe yönelebilmek konusundaki şuuru üretememiş olması ihtimali insanlık tarihi boyunca kendini göstermiştir.
Nihai hedefin aranıp bulunacak ve bulunduktan sonra anlaşılacak bir menzilde olmadığı, böyle bir yol izleneceği düşünüldüğünde bilim ve felsefe dâhil sonu gelmeyen bir faaliyet zinciri boyunca sayısız ihtimali taramak zorunda kalacağı ve buna rağmen nihai hedefe ulaşma imkânını garanti edemeyeceği, içinde bulunduğumuz çağda anlaşılmaya başlanmıştır.

*“Madde Tanrı”
İnsan ırkının ezeli endişesi ve yolculuğu olan varoluş sürecinin ana caddeden saptığının en büyük örneklerinden birisi madde ile ilgili ara hedefteki patinajıdır. Maddenin hayatın ve hayat alanının kaynağı olduğuna dair anlayış onu sonsuzlaştırmış ve varoluş sürecindeki nihai hedef haline getirebilmiştir. Özellikle ihtiyaçların görünür olanları ve temin imkânının standardize edilebildiği türleri olan maddi ihtiyaçlar, süreci “madde” ara hedefinde sonlandıran ve kilitleyen önemli bir faktör olabilmiştir.
İnsan ırkının maddeyi sonsuzlaştırarak ona tanrılık atfetmesi anlaşılır bir yaklaşım değil. İnsanın bunu yapabilmesi, maddeyi aşabilme imkânına sahip olan dünyadaki tek canlı olarak kendine yapabileceği en büyük sınırlama ve aynı zamanda zulümdür.
Maddeyi varlığın tek görünüşü olarak anlayan seküler kavrayış, din dışı alan örgüleme konusunda felsefeyi dahi oyundan çıkarmak ihtiyacı duymuş ve felsefedeki “idea”lar âlemini alan dışı bırakabilmiştir. İnsanlık tarihinin devasa bir varoluş süreci olduğu kabul edilirse (ki tarihin en anlamlı tarifi budur) dünyadaki son medeniyetin (batı medeniyeti) seküler alanı “varlık alanı” halinde sabitlemiş olmakla insan ırkının varoluş sürecini maceraya çevirdiği görülür. Bu aynı zamanda varoluş sürecinin müntehasının bilinmemesi halinde ona ulaşılamayacağına dair medeniyet çapındaki hatanın tarihi kaydıdır.
Maddenin sonsuzlaştırılması, kâinatın sonsuz olduğu fikrini icbar eder. Kâinatın sonsuz olduğu fikri o kadar yanlıştır ki, sonsuz olan varlık yekûnunda hareketin imkânsız olduğunu anlamaktan aciz bir kavrayıştır. Sonsuzun temel karakteristiği sükûnettir. Sonsuz olan sübut bulmuş demektir ve harekete ihtiyaç duymaz. Zira hareket zafiyetin neticesidir.
Kâinattaki kesintisiz hareketliliğin, kâinatın sınırlı olduğunu haykırmasına rağmen bir dönem kâinatın sonsuz olduğunun kabul edilebilmiş olması, hala varlık ile ilgili bilginin şekilde kaldığını ve mahiyetine nüfuz edemediğini göstermektedir. Pozitif bilimlerin kâinatın sınırlı olduğunu söylediği bu gün, sınırlılık anlayışı hala yerli yerine oturmuş değildir.
*Seküler anlayışın zafiyeti
Madde ile ilgili ilmi gelişmelerin ortaya çıkardığı son veriler, fizik alanı maddi izahtan mahrum bırakmış ve fizik ötesi kavrayış malzemelerini kullanmaya başlamıştır. Seküler ontolojinin temelden sarsılması ve yıkılması anlamına gelen bu durum her nedense insanlığın dünya görüşlerine ve hayat anlayışlarına yansımamakta direniyor. Seküler alanın darmadağın olmasına rağmen, yeni bir ontoloji ve epistemoloji arayışının gözle görülür hale gelmemesinin sebebi, batı dünyasında felsefenin yokolması ve filozofların yetişmemesi ile ilgili olduğu gibi, seküler anlayışın dışındaki yaklaşımların entelektüel üretimlerinin olmaması veya kısıtlı olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer gurubun zafiyeti bir tarafa seküler anlayış sahiplerinin özeleştiri yapmamakta direnmesi tarihi sorumluluklarını yerine getirmedikleri anlamına gelir ki, bu durumu insani bir tavır olarak tanımlama imkânı bulunmamaktadır.
Seküler zeminin çökmüş olmasına rağmen, siyasal ve hatta yer yer ideolojik alanlarda bu anlayışın devam ettiği ve gücünü korumak konusunda müthiş bir mücadele verdiğini tespit etmek gerekiyor. Maddenin tüm tanımlarını çökertircesine bomboş bir varlık görüntüsü olduğu ve başka da bir anlam taşımadığının anlaşılması ile seküler alandaki ideolojik üretim kaynaklarının tükendiği görülmektedir. İdeolojik kaynakların tükenmesi aynı zamanda ideolojilerin iflas etmeleri neticesini doğurmuştur. Fakat ideolojilerin iflası her nedense siyasi anlamda ve alanda anlaşılmaya devam etmekte ve işin özü kaybedilmektedir. Liberal ve sosyalist sistemlerin mücadelesine yoğunlaşan insanlık idraki, siyasal çerçeve içine hapsolmuş ve gariptir ki, sosyalizmin önce iflas etmiş olmasından siyasal neticeler çıkararak özünde iflas eden seküler anlayış fark edilmemiş ve dikkatler liberalizm-kapitalizm kardeşliğinin zafiyetinden uzaklaştırılabilmiştir.
İnsan ırkı yaşanan depremin derinliklerine ve kaynaklarına inmemekte ve konuyu sadece satıhta (siyasi zeminde) meydana gelen etkileri bakımından incelemeye ve tartışmaya devam etmektedir. Batı dünyasının kendine verdiği en büyük zararı, felsefenin zafiyetini görmemekle ve felsefeyi bilime feda etmekle yapmıştır. Batı, kendi varoluş sürecinin bu gün geldiği noktadaki problemlerini teşhis imkânını felsefeyle beraber kaybetmiş, dünya ise batının geldiği noktayı anlamaktan aciz bir şekilde batının akıbetini kendi akıbeti olarak seyre dalmıştır.
Felsefe bilimin önünde gidecek ve bilime alan açacak, bilimin arkasından gidecek ve bilimin verilerini terkip edecek bir misyona sahipken, ortadan kalkınca bu kompozisyon bozulmuş ve bilim de yolunu şaşırmış ve konumunu kaybetmiştir.
Dünya bir müddettir varlık teorisi ve bilgi teorisi krizi yaşamasına rağmen bu krizi hiç gündemine getirmemekte ve doğrusu bir berzahta yaşamaya devam etmektedir. Varlık ve bilgi teorilerinde kriz başlarsa hiçbir alanda söylenebilecek sözün olmadığı bilinmesine rağmen, batının kendi medeniyetini koruma refleksinden kaynaklanan konuyu görmezden gelme tavrı ile dünyanın krizi anlamamaktaki zafiyetinden kaynaklanan krizi gündeme taşıyamama tavrı bir araya gelince insan ırkı boşlukta sallanmaya devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir