FETHULAH GÜLEN’İ ANLAMAK…-1-

FETHULLAH GÜLEN’İ ANLAMAK…-1-
Fethullah Gülen, İslami ilimlere vakıf birisidir. Türkiye’de kamuoyunda bilinen alimlerin içinde, muhtemeldir ki ilk onun içine girer. İslami İlimlere vukufiyeti bilgi seviyesini aşan, derin idraki olan, yeni teşhislere ulaşan birisidir. İmal-i fikirde bulunabilen, nispeten kendi görüşleri olan, müktesebatı tekrar etmekten ibaret bir mevcudiyete sahip olmayan bir kişidir.
İslami İlimlerdeki müktesebata hakimiyetindeki maharet, dinleyenlere derinden tesir etme istidadını kazandırıyor. Hususi sohbetlerine katılıp da etkilenmeyen insan sayısı azdır, etkilenenler ise mazurdur. Zira berrak bir dil, nüfuz edici bir üslup, kuşatıcı bir tesire sahiptir. Bu istidat ve maharetlerin toplamının bir insanda cem olması vakayı adiyeden değil, nadirattandır.
Söylediği sözlerin tamamı İslam’a uygundur, buna paralel olarak, yaptığı her işi İslami esaslardan birine nispet etme istidadı inkişaf etmiştir. İslam’a uygun söz söyleme ve yaptığı işleri İslam’a nispet etme maharetlerindeki inkişaf, birçok insanı etkilediği gibi, birçok insanı da karşısında kararsız ve tavırsız bırakıyor. Öyle ki, söylediği söze yalan veya yanlış deme imkanı olmadığı için insanlar “manevi mesuliyetten” korkuyor.
Meseleye nazari çerçevede baktığımızda, idrak hacminin, yanlışa geçit vermeyecek derinliğe indiği, en azından vahim yanlışlar yapmayacağı hissine kapılmak mümkün. Zaten bu nokta mühimdir, bu derinlikte idrak sahibi olan birinin, yanlış yapıyor olması izaha muhtaçtır.
*
Fethullah Gülen, dershane meselesinde doğrudan cepheye girdi. Perdeyi araladı, perde arkasındaki mevziini, perde önüne çıkardı. Herkul.org sitesinde 27.11.2013 tarihli, “Fırtınalar, Savrulmalar ve Hakta Sebat” başlıklı sohbeti ve bunu takiben 29.11.2013 tarihinde yayınlanan, “2004 MGK Kararı Hakkında Hüsn-ü Zan Kolum Kanadım Kırıldı” başlıklı sohbeti meseleyi vuzuha kavuşturdu. Bu sohbet metinlerindeki (ve başka açıklamalarındaki) muhteva, nazari çerçevede altına imza atılacak cinstendir, zira İslam’a muhalif bir hüküm ve ölçü bulmak imkansızdır. İslami ilimlere nispet edildiğinde çok muhkem metinler olduğu aşikar… Fakat metinlerdeki muhtevanın hedefinin Müslüman bir şahsiyet olması, İslam’a nispetini bıçakla kesiyor ve muhtevayı tamamen boşa çıkarıyor. İşte, nasıl olabiliyor, bu yanlışı nasıl yapabiliyor sorusunu sormaya başladığımız nokta burası…
Aynı muhtevayı, haketmesine rağmen Yahudilere, kafirlere, darbecilere, İslam düşmanlarına karşı yapmaması, buna mukabil Müslüman liderlere karşı pervasız ve tavizsiz şekilde yapabilmesi izaha muhtaç. Benzer metinlerin, Zaman gazetesi yazarları tarafından Muhammed Mursi’ye ve Mısır İhvanına karşı da yazılması, Fethullah Gülen’in de bunlara itiraz etmemesi, meselenin sadece Tayyip Erdoğan olmadığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Fethullah Gülen gibi birisinin bu çapta bir yanlışı nasıl yaptığı sorusu, ABD ile birlikte hareket ediyor, CIA kontrolünde çalışıyor, İsrail’e hizmet ediyor cinsinden kolay ve ucuz yollu cevaplarla geçiştirilemez. Gerçekte böyle olması halinde de bu şekilde geçiştirilemez zira o ihtimalde de soru şu hale tahvil oluverir; “Fethullah Gülen gibi birisi, nasıl oluyor da İsrail veya ABD, CIA veya Mossad ile birlikte çalışıyor?”. Sorunun iki şekli de aynı derecede mühimdir.
Zor sorulara kolay cevaplar verenlerin “nefs emniyetine” hayran olmuşumdur. Fikir adamlarının beynini kanatan (kanatması gereken), hafakanlar yaşamasına sebep olan, uykularını kaçıran sorular, bazı sığ idrak sahiplerinin aklı için, külhan beylerinin elindeki otuz üçlük tespit gibi bir şeydir. Oysa Fethullah Gülen çapında bir adamın, bu çapta yanlışlar yapıyor olması, “insan anlayışımız” ile doğrudan ilgilidir.
Bir Müslüman İslam’a bu kadar vakıf olup da, bu kadar vahim hata yapabilir mi? İslam’ın imanı, bir insanın kalbine girdiğinde, onu en azından bu kadar büyük hatalardan korumaz mı? İman olan kalp, aklın bu kadar sarih ve vahim hatalarına karşı, insanı geceler boyu iğneli beşikte sallamaz mı? İslam ile ilgili bu kadar zengin bilgi, bu kadar derin idrak bir insanda cem olur da, dağdaki çobanın bile anlayacağı bir yanlışı yapmasına neden mani olmaz? Her şeye rağmen yanlış yaptığında, o yanlışta ısrar etmenin kudretini, kalbinde nasıl bulabilir? Doğru ile yanlışı aynı kalpte yaşatma çabası insanı çıldırtmaz mı, bu kadar derin tezatlar insanı çöllere düşürmez mi?
Kimse bu soruların cevabını ucuz yoldan vermeye kalkmasın. İman ve ilim sahibi bir Müslüman şahsiyetin bu kadar kolay ve bu kadar vahim hatalar yapabileceğini kabul etmek, alim ve mütefekkirlerle ilgili tüm itimadımızı sarsar. Bu sorunun cevabını kolay yoldan veren kimse, kendisi için bir yol açmış olur, kendinin de o kadar kolay şekilde bizi aldatacağını itiraf etmiş olur. Bu sorunun kolay cevabı varsa, “ilmin” bir kıymeti yoktur, “alim” diye bir şahsiyet çeşidi de yoktur.
Fethullah Gülen, cemaatiyle, cemaatin yaptıklarıyla, ABD veya İsrail hesabına çalışıp çalışmamakla ilgili olarak ciddi bir muhasebeye tabi tutulmalı muhakkak. Ama bunlardan binlerce kat daha mühim olan mevzuu, Fethullah Gülen’in, çizdiği şahsiyet profiliyle, temel tezlerimizi berhava etmenin eşiğinde olmasıdır. Fethullah Gülen’i anlamaz ve açıklayamazsak, iman, idrak, ilim, akıl ve daha birçok temel mevzuumuz izahsız kalır.
Fethullah Gülen, dershaneleri dönüştürüldüğünde veya kapatıldığında ne kadar zarar görür bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var ki, Fethullah Gülen gibi birisi bu kadar sarih ve vahim hatalar yaptığında, Müslümanlar, iman, ilim, akıl, kalp mevzularında tamir edilemez zararlara uğruyor. Yeniden İslam Medeniyetini inşa etmenin eşiğine geldiğimiz bu günlerde, “insan anlayışımız” imha ediliyor, iman anlayışımız iptal ediliyor, ilim anlayışımız darmadağın ediliyor. “Kurucu Şahsiyetler” arasında saydığımız “alim” şahsiyetine olan itimat yok ediliyor. Ramazan El-Buti’nin katil Esed’i desteklemesinin sarsıntısını atlatamadığımız bir zamanda, Fethullah Gülen gibi birinin ağır ihanetini kaldıramayız.
Fethullah Gülen’in şahsiyet terkibi üzerinden yürütülen esas operasyon, ümmetin yetiştirebildiği sayılı alimlerden birinin “devşirilebildiği” kanaatinin yaygınlaştırılmasıdır. Bu o kadar derin bir operasyondur ki, ümmet ne kadar büyük bir alim yetiştirirse yetiştirsin, birileri onu devşirebilir. “İslam’ın teklif ettiği iman, inşa ettiği ilim, Müslümanın sahip olduğu akl-ı selim ve onun kaynağı olan kalp devşirmeye mani olamaz” kanaatinin yerleştirilmesidir. Bu operasyonun ne kadar yıkıcı olduğu görülmüyor mu? Bu operasyon, İslam Medeniyet inşasını, cenin halindeyken kürtajla katletmektir.
Evet… Fethullah Gülen gibi birinin, bu çapta bir operasyonun istinatgahı, temel malzemesi, ana mevzuu olması beklenmez. Fethullah Gülen’in mutlaka anlaşılması gerekiyor, aksi takdirde göreceğimiz zararın hesabını çıkarmak asgari birkaç asrımızı alır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir