FETHULLAH GÜLEN’İ ANLAMAK-4-ŞANTAJ VE DEZENFORMASYON

FETHULLAH GÜLEN’İ ANLAMAK-4-ŞANTAJ VE DEZENFORMASYON
Fethullah Gülen, “Kara Propaganda ve Nefis Muhasebesi” başlıklı sohbetinde bir hadise anlatıyor. Şu anda önemli bir pozisyonda olan bir şahsın, bir gece yarısı, bir alüftenin yanına gideceğine dair bilgi geldiğini, bilgi gelir gelmez ta Amerikalardan birini aradığını, o şahsı bulmasını ve o kadına gitmemesini söylediğini, böylece hem bir günaha hem de bir komploya mani olduğunu söylüyor.
Bu ne demek? Fethullah Gülen bu hadiseyi neden anlatıyor?
Sohbetin toplam kompozisyonuna bakıldığında, Fethullah Gülen, bu hadiseyi, iyi niyetli olduğunu, yıllar önce bilgisi dahiline giren meseleyi kimseye anlatmadığını, ismini kimseye söylemediğini, bu tür vakıaların sır olarak saklanması gerektiğini ifade ediyor. Bu zaviyeden bakıldığında mesele ne kadar güzel görünüyor değil mi? Bu gün çok önemli bir pozisyonda bulunan bir şahsın mahrem hayatına dair bir sırrına vakıf olduğunu, o şahsın o fiili işlemesine mani olmasaydı bu günkü önemli pozisyonuna gelemeyeceğini, dolayısıyla o pozisyona gelmesinde katkısı olduğunu da söylemiş oluyor aynı zamanda.
Fethullah Gülen’in anlattığı bu hadise, tabiatı gereği çok problemlidir. Bakış açısını hafiften değiştirdiğimizde bakın ortaya neler çıkıyor?
Birincisi; nasıl oluyor da Fethullah Gülen’e, bu tür mahrem bilgiler akıyor? Fethullah Gülen’in bağlıları, insanların hayatlarını, en ince gizliliklerine kadar bilebiliyor ve bu tür bilgileri Fethullah Gülen’e servis mi ediyor? Cemaatin, Zaman Gazetesi başta olmak üzere tüm yayın organları, koro halinde, MİT’in cemaatleri fişlediğini, böyle bir şeyi asla yapamayacağını söylediği bir dönemde, Fethullah Gülen bu bilgiyi neden paylaşıyor? Bu durum; “Şecaat arzederken sirkatin söylemek” cinsinden bir beyan değil mi? Fethullah Gülen’in bu tür bilgileri anlatmasına bakıp da, geçen seçim arifesinde ortalığa saçılan kasetli operasyonların cemaat tarafından yapıldığını söyleyenlere verilecek bir cevap var mı? İnsanlar şöyle düşünürse ne yapacaksınız; “Fethullah Gülen, kurduğu şebeke ile kendi tanıdıklarını komplolardan kurtardı ama diğerlerinin (hasımlarının, rakiplerinin, düşmanlarının) mahrem bilgilerini ise fotoğraf ve video kaydı olarak, gerektiğinde kullanılmak üzere arşivledi.
İkincisi; mezkur hadiseyi bu güne kadar kimseye anlatmadığını söyleyen Fethullah Gülen, bugün ve gelecekte de hiç kimseye anlatmamalı değil mi? İslam ahlakı, günahların setredilmesini amir değil midir? Bu güne kadar anlatmadığını söylediği hadiseyi, “bakın benim de bildiklerim var ama kimseye söylemedim, dezenformasyon yapmadım” türünden bir misal olarak veriyor ama aynı zamanda da şunu söylemiş olmuyor mu; “Bildiklerim, anlattıklarımdan çok, aklınızda olsun”… Size de, böylece korkulan biri olmasının altyapısını hazırlıyor gibi geliyor mu?
Üçüncüsü; bu gün önemli pozisyona gelmiş şahsın mazisindeki bir hadiseyi gündeme getirerek, “Hakkında neler bildiğimi unutma, edebimizden dolayı anlatmıyoruz ama sınırları zorlama” der gibi bir şantaj yapmış olmuyor mu? Sohbetin devamında, “O da ihtimal öyle bir şeyini bildiğimden dolayı benim-demeyeceğim, etmeyeceğim ama- o da kendine göre, aleyhte bulunmayı kendine düşen bir vazife gibi telakki ediyor, varsın etsinler. Mümin olarak bizim karakterimiz buydu” türünden cümleler sarfediyor. Bu cümlelere bakınca, mütevazı bir kibir içinde, “bizim karakterimiz bu ama onların ki bu kadar temiz değil” anlamına gelecek bir manevi müeyyide tatbikine tevessül etmiş olmuyor mu?
Dördüncüsü; o şahsın şimdi cemaatin aleyhine olmasını, kendisinin o mahrem bilgiye sahip olmasına bağlaması çok manidardır. Normal bir zekanın bile farkedeceği şekilde şöyle bir dezenformasyon yapıyor; “Aslında bizim karşımızdakiler hak ve hakikatin yanında değiller, onlar hakkında bildiğimiz ahlaka mugayir bilgilerden dolayı bize karşılar”. Bu tavır ve beyan, dehşetengiz bir sinsilik değil midir? Kendisinin ve cemaatin karşısındaki insanların ahlaksız olduklarını beyan ediyor, karşı olma sebebini de bu ahlaksızlıklarını bilmesine bağlıyor. Bu sorumuz Fethullah Gülen’e değil, Müslümanlaradır; “fitne tarifine bu kadar iyi uyan bir tavır ve beyan gördünüz mü?”.
Karşısına çıkan, yanlış yaptığını söyleyen Müslümanların tavır ve kararını, birinin, gerçek olup olmadığını bilmediğimiz bir ahlaksızlığına mahkum etmesi ne cinsten bir sinsiliktir. Pes…
*
Bütün bunların anlamı nedir? Fethullah Gülen, konuşmalarının ne manaya geldiğini bilmeyecek birisi midir? Yoksa konuşmalarının ne manaya geleceğini kendisinden başka kimsenin anlamayacağını mı vehmediyor? Fethullah Gülen’in zeki ve İslami ilimlerle mücehhez biri olduğunu bilmeyen var mı? Bu konuşması, konuşmasındaki başka hatalar bir tarafa sadece mezkur bahis, Fethullah Gülen’in zeka seviyesi ve ilmi teçhizatı ile mütenasip midir? Bizim bu soruya cevabımız, “Asla” şeklindedir. Fethullah Gülen tabii ki ne dediğini bilen, her kelime ve cümleyi hususi olarak seçen birisidir.
Öyleyse Fethullah Gülen yukarıdaki soruların cevabını vermelidir. Hakkında su-i zan sahibi olmamamız için bu soruları cevaplandırmalıdır. Sorularımızı cevapsız bırakmasına rağmen hakkında hüsn-ü zan sahibi olduğumuz dönem bitti, artık sorularımız cevaplanmadığı müddetçe hüsn-ü zanda bulunma lüksümüz kalmadı. Zira mesele, hüsn-ü zan ile ahmaklık arasındaki soğan zarı kadar ince sınıra dayandı, o zar yırtılmak üzere.
ABD’deki malikanesinde, kendine ve cemaatine yöneltilen soruları cevaplamadan, ithamları izah etmeden, mevzunu ve zamanını kendi keyfine göre tayin ettiği konuşmalarıyla meseleleri çözemez. Türkiye’de Müslümanlar arasında dev bir yarılma meydana geldi, bunun sebebi de kendisidir. Artık cevaplara ve izahlara ihtiyacımız var, hiçbir soruyu cevaplamadan, hiçbir ithamı izah etmeden, sadece karşı tarafı itham ederek meseleyi halledebileceğini düşünüyorsa, iktisap ettiği onca ilim boşuna demektir.

FETHULLAH GÜLEN’İ ANLAMAK-4-ŞANTAJ VE DEZENFORMASYON” hakkında 3 yorum

  1. Sanki birinin zihniyet ye’cüc me’cüc’ü kendi “iman gölünün” başına inip onu kurutmaya başlamış.Allahu a’lem.

  2. DEĞERLİ OKURLAR; Şantaj ve Dezenformasyon konulu video ya eleştiri babından; Diyorum ki, oldu da alüfte ile buluşacak adam hoca efendinin gerçek ten tanıdığı olabilir. Hoca efendi de dostunu kollamak amacı ile ikaz etmesi dostunun siyasi geleceğini düşünüp bundan dolayı ise. Bu gelişmenin dini yaşayış içinde olan biri için hatta cemaat lideri için uygun bir davranış mıdır?
    Yani;alüfte ile buluşacak adamı uyarmasını din adına mı yapmıştır. Yoksa dostluk adına mı yapmıştır?.
    Video da iznelimlediğim kadar guya dostluk adına yaptığı anlaşılmaktadır. O zaman hoca efendi şu soruya cevap vermesi gerekmektedir.
    Uyardığın dostunu neden din adına (dini görev gereği) uyarmadın da dostluk adına uyardın? Bu davranış dini midir?.!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir