FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-13-ŞAHSİ İKTİDAR İNŞASI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-13-ŞAHSİ İKTİDAR İNŞASI

Tecdit ve velayet makam ve salahiyetini zekice çalarak önce kendinde “mistik şahsiyet” sonra da örgütün üst yönetiminde “mistik merkez” inşa eden Fethullah Gülen şahsi iktidar peşinde koşuyor veya tüm iktidarları şahsında toplamaya çalışıyor. Müceddit kendisi, veli kendisi, mütefekkir kendisi, bunlar yetmiyormuş gibi, siyasetçi kendisi, polis şefi kendisi, Yargıtay başkanı kendisi, holding patronu kendisi, medya sahibi kendisi ila ahir…

İktidar inşası, içinde yaşadığın kültür evreninin manevi esaslarıyla mümkündür. Türkiye’de iktidar inşası için birinci şart, kendini İslam üzerinden ifade etmek, İslam’ın esaslarıyla izah etmek, İslam üzerinden iktidar devşirmektir. Bununla iktifa ederseniz İslami otorite olursunuz ama müşahhaslaşmış bir iktidar inşası gerçekleşmez. Buna ilave olarak, bir örgüt sahibi olmanız, maddi kuvvet biriktirmeniz, tesir etmeniz gerekir. Fethullah Gülen, İslam’dan devşirdiği ve muhtevasını değiştirerek “mistik” özellikler kazandırdığı şahsiyetini güçlü bir örgüt ile desteklemiş, cemiyete ve devlete nüfuz etmiş, iktidar inşası için gerekli şartları elde etmiş birisidir.

Yaptığı işlerin, diğer şahsiyetlerden farklı olarak şahsi iktidar inşası için kullanıldığını söylememizi mümkün kılan özellikleri, “dokunulmaz bir figür” inşasını esas alması, dokunulmaz bir hareket intibaı oluşturma gayreti, dokunulmaz bir maksat sunma çabasıdır. Yaptığı işlerin hiçbiri “makul” ve tenkit edilebilir mahiyet taşımıyor ve asla tenkide açık bir kapı bırakılmıyor. Mesela bir işin Müslümanlara faydası olup olmadığını asla düşünmeyen, sadece kendi şahsına ve hareketine faydalı olup olmadığını dert edinen bir gurupla karşı karşıyayız. Bu özellik bile yalnız başına Allah rızasını takip etmediklerini, şahsi iktidar peşinde koştuklarını, dünyaya tapınacak kadar meylettiklerini göstermeye kafi değil midir?

*
Şahsi iktidar talebinin hacminin büyüklüğü, ülkenin sınırlarını aşan örgütlenmesiyle tescillidir. Dünyada örgütlenmiş olması, bir açıdan takdiri hak eder gibi görünse de, dinde reform anlamına gelecek sapkınlıklarına bakıldığında, takdir etmek bir tarafa, kendisine karşı şiddetli bir mücadele yürütmeyi şart kılıyor. Şehadet kelimesini kaldırıp sadece tevhid kelimesiyle iktifa eden, Hıristiyan ve Yahudilerin “hak din” üzere olduklarını ve cennete gideceklerini söyleyebilen, bunun yer yer açık propagandasını yapan ihanet örgütü, Fethullah Gülen’in şahsi iktidar talebinin milletlerarası ayağını oluşturmakta, zamanın kudretli devletleri olan ABD, İngiltere ve İsrail’i dost edinmeyi gerekli görmektedir.

Şahsi iktidarı için Allah’ın dinini reforma tabi tutacak kadar gözü dönen Fethullah Gülen, güçlü kafirlere karşı munis, zayıf Müslümanlara karşı da zalim bir yol tutmuştur. İsrail’in zulmünü bazen açıktan destekleyen, bazen görmezden gelerek desteklemeye devam eden, buna karşılık Mısır’da İhvan’a karşı, Türkiye’de tüm Müslüman guruplara karşı şiddetli bir savaş yürüten Fethullah Gülen, karşı konulmaz bir şahsi iktidar inşasının patolojik hazlarla kuşatılmış nevrotik zihni evreninde debeleniyor.

Kafirlere karşı munis bir tavır sergileyebilmesinin adını “sevgi dili”, “sevgi dini” gibi isimlendirmelerle pazarlayabilme imkanını oluşturması, derin takiyye inancının tezahüründen başka bir mana taşımaz. Hiçbir Müslümana, bir Yahudi’ye gösterdiği “sevgi dilini” göstermemesi, ya itikadi bir hezeyan içinde olduğunu veya patolojik bir ruh taşıdığını gösterir. Bu durumu başka şekilde izah çabası, Müslümanların aldatılabilir ahmaklar topluluğu olduğunu düşünmesinden başka bir anlam taşımaz.

*
Şahsi iktidar inşasının baş eseri “Kalbin zümrüt tepeleri” isimli kitabıdır. Bu eser, üç-beş tane orijinal cümlenin olmadığı, sadece ansiklopedik bir derleme mahiyeti taşıdığı tespit edildiğinde görülmektedir ki, o mevzulara vakıf olduğu zannı uyandırarak şahsi iktidar inşası için kullanılan bir maniveladır. Bu eserle elde etmek istediği netice, kitaptaki meselelerin derinliği ve giriftliği dikkate alınırsa; alim, mütefekkir ve veli makam ve sıfatlarını devşirmek için istimal ve istismar edilen bir çalışmadır.

İhanet örgütünde, kalbin zümrüt tepeleri isimli eserdeki mevzuların hiçbiriyle ilgilenen kendisinden başka bir kişinin dahi olmaması, o meseleleri uhdesine aldığını, kimsenin ilgilenmesine fırsat ve imkan vermediğini, böylece şahsi iktidarının mistik figür kompozisyonunda şeriksiz gezmeye çalıştığını anlamamızı mümkün kılıyor. Umumi olarak fikir ve ilim ile iştigal eden kimsenin yetişmediğini, yetiştirilmediğini, bu konuya özel bir önem atfedildiğini biliyoruz. Bununla beraber, bazı isimlerin ilim ile meşgul olduğu zannını verecek sığ bilgilerle donatıldığı malum. Ne var ki, Kalbin Zümrüt Tepeleri isimli eserdeki mevzuların bir tanesiyle bile ilgilenen bir kişinin bulunmaması, şahsi iktidar inşasında münhasır bir alan olduğu zannını beslemektedir.

Kalbin zümrüt tepeleri isimli eserde İmam-ı Rabbani Hazretlerini tahfif etmesi, şahsi iktidar hırsı ve inşası için hiçbir sınır tanımadığını gösteriyor. Fethullah Gülen, şahsi iktidarını sadece mekan ölçüsüyle tüm dünyaya yaymak isteyen bir adam olmaktan ibaret bir figür değil, aynı zamanda tüm zamanlara yaymaya çalışan bir patolojik ruhtur. Bir taraftan rüya yoluyla Efendimiz Aleyhisselatü Vesselamdan doğrudan doğruya talimat aldığı zannını oluşturuyor ve böylece kadim tefsir ve fıkıh metinlerini İki Cihan Serveri Aleyhisselatü Vesselam Efendimizden aldığını söylediği talimatlarla “aşıyor”, diğer taraftan ikinci bin yılın müceddidini tahfif ederek, şahsi iktidarını “Asr-ı Saadete” kadar genişletiyor. Hal böyle olunca Asr-ı Saadette de durmayan, şehadet kelimesini iptal ederek tevhid kelimesiyle iktifa eden, dolayısıyla da Hz. Adem’e kadar tüm zamanlara teşmil edilen bir iktidar hırsıyla yanıp tutuşuyor.

Bu hırsını sadece kendine münhasıran kılmak için, peygamberliğini ilan edemediği bir iman ve kültür havzasında, “İnsan-ı Kamil” mefhumu üzerinden şu şekilde ifade ediyor;

“Aslında insan-ı kamil, öyle bir mir’at-ı mücelladır ki , her dakika kim bilir kaç defa , şuunat-ı zatiye onda “bi kem u keyf” tecelli eder, tecelli eder de , işte böyle bir arzlıdan ötürü yerküre semaların önüne geçer. Zira insanı kamil, adeta bütün varlığın aklı, kalbi, ruhu mesabesindedir; onsuz hiçbir şey doğru anlaşılamaz, hiç bir ilim marifete dönüşemez ve hiçbir şeyin hayat esrarı tam hissedilemez. Onun bakış zaviyesine bağlanamamış bütün bir fizik alemi ruhsuz ve onunla şöyle-böyle aydınlanamamış bütün zaman parçaları da nursuzdur.. tabi böyle bir boşlukta yaşayan insanlar da kalbi ve ruhi ufukları itibariyle fetret insanı sayılırlar. Muahezeye maruz kalmayacakları manasına fetret insanı değil, mahiyet-i insaniyelerini inkişaf ettirememiş olma anlamında fetret insanı.” (2. Cilt, Sayfa 297)

Kalbin zümrüt tepeleri isimli eseri yazdığına göre “İnsan-ı Kamil” tabii ki kendisidir. Kendinin “İnsan-ı Kamil” olduğunu bağıra bağıra söylemesini bekleyenler, dört ciltlik eserin satır aralarındaki çığlık çığlığa dillendirdiği iddiayı duymayanlardır. Hani sessiz çığlıktan bahsediyoruz.

*
Gücünün zirvesine ulaştığını düşündüğü 17 ve 25 Aralık darbe teşebbüsündeki kibirli hali, o teşebbüslerin püskürtülmesinden sonra tekrar “sevgi dili” isimli kadim takiyyeye sarılmak mecburiyetinde bırakmıştır. Ama artık deşifre oldular, bundan sonra kimse o takiyyeye aldanmaz.

Fethullah Gülen, şahsi iktidar hırsıyla Müslümanların tamamını yakacak kadar ağır patolojik bir ruh haline saplanmış birisidir ve asla tedavisi kabil değildir. Şerrinden ümmetin emin kılınmasının tek yolu, zincire vurularak ruh hastalıkları hastanesinde müşahedeye alınmasıdır. Tedavisi mümkün olmadığı için müşahede altında tutularak ümmet ondan korunmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir