FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-17-RUHİ İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-17-RUHİ İSTİBDAT

Ruh, insanın derinliğini temsil eder, nefs ise sathını… Ruh alabildiğine derinlerde bulunur, nefs ise satıhta… Nefs zuhur ettikten sonra insanın zihni evreninin merkezine oturur, ruh ise derinlerde kalır.

Ruha ulaşmak ve ruhi ahlakı kuşanmak hususi usulleri gerektiren zorlu bir yoldur. İslam, bu meseleyi ahlak ve edep ile çerçevelemiş, tasavvuf ile hususi bir yol inşa etmiştir. Tasavvuf, kalbi-ruhi süreçlerin ve inkişafın tertip ve tecrübe edilmiş yoludur.

Müslüman şahsiyet, iman merkezli hayat telakkisini, nefs merkezli hayatın ötesinde ve derinlerinde “ruhi hayata” taşımakla mükelleftir. Çünkü Müslümanlar ruhçudurlar. Hayatın hakikatini temsil eden ruhtur, ruha ulaşamamış bir şahsiyet terkibinin yaşayabileceği hayat, İslami kaidelere riayet ettiğinde bile sığ kalır.

Ruh, imanın ve itaatin merkezidir, nefs ise itiraz ve isyanın merkezi… İslam’ın teklif ettiği iman, Allah Azze ve Celle ile Hz. Resul-i Kibriya Aleyhisselatü Vesselam’ın beyanlarını kabul ve tasdik etmektir, İslam’ın teklif ettiği itaat silsilesi ise, Allah’a, Resulüne itaattir ve bunlara itaat edenlere itaat etmektir. Mümin iman ve itaatten mürekkep bir şahsiyet terkibidir, itiraz ve isyan onda arizidir. Mümin için asıl olan iman ve itaat, arizi ve muvakkat olan ise itiraz ve isyandır.

İtiraz ve isyan mümini tarif edecek hususiyetler değildir. Mümini itiraz ve isyanı, “itaat silsilesinin” kırıldığı anda başlar. Mümin, Allah’a ve Resulüne itaat etmeyenlere, itaat etmedikleri için itiraz ve isyan eder. Dikkat, müminin itiraz ve isyanının temel sebebi, Allah’a ve Resulüne isyandır, yine müminin itiraz ve isyanının maksadı da, Allah ve Resulüne isyanı ortadan kaldırmak ve itaati ikame etmektir. Müminin itiraz ve isyanı da, itaati ikamet etmek ve daim kılmak içindir. Neticede itibariyle itaat esas, isyan arizidir.

*
Ruh itaatin, nefs isyanın merkezidir. Nefsin ilk isyanı ruha karşıdır. Nefsin ruha karşı isyanı, ruhun temsil ettiği hakikati perdelemektir, ruhtaki ve ruhi hamlelerdeki hakikat kaygısını ve istikametinin zuhur koridorlarını tıkamak, kendinde merkezleşerek, kendi iştiyaklarını hayatın merkezine oturtmaktır. Nefs zapt altına alınmazsa, kalp tasfiye edilmezse (saflaştırılmazsa), ruh insan iç aleminin merkezine oturtulmazsa, nefs her şeye, herkese, bu arada kudretin ilk ve son kaynağı olan Allah’a da isyan eder.

İslam’ın dışındaki tüm dünya görüşleri, nefs kaynaklıdır. İslam, vazettiği ölçüler ve usuller marifetiyle ruha ulaşmayı, nefsi zaptetmeyi, hayatı temiz kalp merkezinde ve ruh marifetiyle yaşamayı mümkün kılmıştır. Ne var ki insan girift bir varlıktır, nefs ile ruh arasındaki mesafe, derinlik boyutuyla çok uzaktır. Nefs ile ruh arasındaki güzergahta, birçok problem yaşanabilmekte, iman ve itaat ile ilgili bazı kırılmalar ve sapmalar meydana gelebilmekte, bazı sinsi insanlara istismar imkanı oluşmaktadır. İşte Fethullah Gülen’in istismar ve suiistimallerini arayacağımız yer burasıdır.

*
Fethullah Gülen, muhataplarının (bağlılarının) nefsini Allah’ın ve Resulünün beyanları ile zapt altına alan, sürekli ruhi ahlakı telkin eden, buna mukabil nefs ile ruh arasındaki güzergahta “itaat silsilesini” kıran, itaatin nihai menziline kendini oturtan birisidir. Nasıl yapıyor bunu? Mesele girift ve derin olduğu için izaha ihtiyacı var.

Nefs ile ruh arasındaki güzergahın ne kadar çetin olduğunu gösteren, İslam dışı dini ve ahlaki telakkiler var. Uzak doğu dinlerindeki mistik uygulamalarda nefsin zapt altına alınması, hatta tezkiye edilmesine dair, nihai hedefi yanlış olan ama ruh ile nefs arasındaki güzergaha dair ciddi anlamda fikri malzeme temin misaller var. Benzer türden uygulamalar bazı Hıristiyan akımlarında da mevcut.

Doğudaki veya batıdaki İslam dışı uygulama misallerinde nefs zapt altına alınabilmekte, insan iç aleminin merkezi olmaktan uzaklaştırılabilmekte, böylece ruhun gücüne ulaşılabilmektedir. Ruh tabiatı itibariyle büyük bir güçtür ve ona ulaşan her insan fevkalade işler yapabilir, fevkaladelikler gösterebilir. İslam ıstılahında “istidraç” denilen keramet benzeri hadiselerin zuhuru, nefsin zapt altına alınması ve ruhun güçlerinin kullanılabilmesi imkanına ulaşmakla mümkündür. Çağdaş batı bilimi de bu meseleyi yirminci asırdan beri “parapsikoloji” çerçevesinde tetkik etmeye ve küçük de olsa ilerlemeler kaydetmeye başladı.

Budistler gibi bazı Uzakdoğu dini uygulamalarında, mesela Hint fakirlerinde, nefs o kadar köreltiliyor ve zayıflatılıyor ki, ruhun güçleri doğrudan kullanılabilir hale geliyor. Bu cümleden olarak mesela Hint fakirlerinin çıplak ayakla ateşte yürümesine rağmen ayağının yanmaması gibi olağanüstülükler yaşanabiliyor. Bu misallerde olduğu gibi, ruh doğru istikamete yönelmediğinde, yani sahih imana (İslam’ın teklif ettiği imana sahip) olmadığında da tabiatında mevcut olan gücü kullanabiliyor. Mesele, ruhun doğru istikamete yönelmesi, yani Allah’a yönelmesidir, bu olmadığı takdirde, nefs ile ruh arasındaki uzun güzergah, İslam’ın çerçevesini ve istikametini oluşturduğu güzergahtan uzaklaşıyor.

İnsanın iç dünyasında “put imal” etmenin temelde iki yolu var; birisi nefsin putlaştırılmasıdır ve doğrudan nefse bağlı bir hadisedir. Bu türden put imalini teşhis etmek kolaydır, çabuk anlaşılır. Zor olan put imal mekanizması, nefs ile ruh arasındaki güzergahta kurulan tuzaklar, o güzergahta yapılan manevralardır. Nefsi zapt altına alınan insanları, nefs ile ruh güzergahında farklı bir istikamete sevketmek, bunu da Allah Azze ve Celle’nin “Kitab-ı Kerimi” ile yapmak, yani insanları Allah ile aldatmak mümkündür. Çok girift bir mesele olduğu için, bugünün “alim” sıfatlı insanların bir kısmının bile bilmediği, anlayamadığı, teşhis edemediği bir mevzudur. Fethullah Gülen’in “ruhi istibdat” formülünü arayacağımız yer de tam burasıdır.

*
Fethullah Gülen, bağlılarının nefsini zapt altına alıyor, bu işi de İslam ve İslam’dan devşirdiği konularla yapıyor. Kullandığı usul ise İslam’ın dışında bazı mistik metotlardır. İşin sırrı da burada, İslam’dan iktibas ettiği meseleleri (konuları, esasları, ölçüleri) doğunun mistik metotlarıyla tatbik ediyor. Yabancı metotla İslami esasları uyguladığında, bir taraftan Müslüman görüntüsü tüm unsurlarıyla oluşuyor diğer taraftan İslam’ın dışında farklı neticeler veriyor.

Kendisine veya bağlılarına karşı küfredildiğinde bile tahammül eden, sesini çıkarmayan, tepki vermeyen bir insan zihni inşa etmek İslam’la mümkün olabilir mi? Bunu, kendi şahsiyet ve nefislerini feda ettikleri şeklinde anlattıklarını biliyoruz fakat mesele burada bitmiyor. Bağlılarının yanında Allah’a ve Resulüne küfredildiğinde de, sinek vızıltısı gibi geliyor adamlara, bunu nefislerini feda ettikleri şeklinde anlamak kabil midir? Bu kadar tepkisizleştirdiği bağlılarını, Müslümanlara savaş ilan ettiğinde birkaç saniyede canavara dönüştürebiliyor. Yani, kodlanmış zihni organizasyonlar, suni olarak inşa edilmiş akıl terkipleri, sinir sistemini kendi elinde bulundurduğu insan kütleleri… Bu durum ancak mistik kodifikasyonla mümkündür. Tam bir robotlar sürüsü…

Nasıl olabilir, bir insan veya insan kütlesi bu hale nasıl getirilebilir? Bir mümin, İslam’dan, bu kadar aykırı emirlere itaat etmeyeceğini bilecek kadar bir şeyler öğrenmiş olmaz mı? Fethullah Gülen’in bağlıları, ilmihal demi bilmiyor? Bu kadar cahil olduklarını iddia etmek mümkün mü? Tabii ki hayır… Biliyorlar, bazıları İslami ilimleri bile tahsil etmiş durumda. Öyleyse…

Mesele şu; nefs ile ruh arasındaki güzergahın orta yerine karargah kurmuş durumdalar. Fethullah Gülen, bağlılarının nefsi ile ruhu arasına bir perde çekmiş, kendisi de oraya koltuğunu atmış oturmuş. İman, ruha ulaşmıyor, ancak Fethullah Gülen’e kadar ulaşıyor. Böylece bağlıları Fethullah Gülen’e ulaşıyor, Fethullah Gülen ise insanların müşterek ruhu haline geliyor. Öyle tuhaf bir varlık haline gelmişler ki, tamamı ruhlarını kaybetmiş, nefislerini de zapt etmiş, nefs ile ruh arasında oturan Fethullah Gülen’e dayanmışlar.

Fethullah Gülen, bağlılarının hepsinin ruhu haline gelince, ondan gelen emirler, insanların ruhundan gelen emirler gibi tesir ediyor. Ruhi istibdat dediğimiz bu, kimsenin ruhu yok, hepsinin ruhu Fethullah Gülen olmuş, dolayısıyla insanların üzerinde bir ruhi istibdat kurmuş.

Öyle bir ruhi istibdat ki, Fethullah Gülen olmadığında ruhunu kaybetmiş kadavra haline geliyor, nefes bile alamıyorlar. Ruhi istibdat böyle bir şeydir, o istibdada uğradığınızda nefes bile alamazsınız.

Bir insanın nefsi ile ruhu arasına bir bariyer kurmuş, nefsini de zapt altına almışsanız, insan olmaktan çıkarmış olursunuz. İnsanı insan yapan tüm hususiyetler ruhtadır, kişiyi ruhuna ulaşamaz hale getirir, kendi ruhu yerine başka bir merkeze bağlarsanız, yaptıramayacağınız iş yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir