FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-21-AKIL ÜZERİNDE İSTİBDAT

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-21-AKIL ÜZERİNDE İSTİBDAT

Akıl ya nefsin emrindedir ve onun kaynaklarını (yani enerjisini) kullanır veya ruha bağlıdır (akl-ı selim haline gelmiştir) ve enerjisini doğrudan ondan alır. İnsanın iç dünyasında iki adet enerji merkezi vardır, ruh ve nefs… Akıl kendi enerjisini üretemeyen, bu iki merkezden birine ihtiyaç duyan, enerjisini aldığı yere de bağlanan bir idrak merkezidir. En gelişmiş ve güçlenmiş akıl bile enerji üretemez, sadece bağlı olduğu merkezden (ruh veya nefsten) enerji talep eder ve onları harekete geçirerek ihtiyaç duyduğu enerjiyi üretmelerini sağlar. Bu iki merkezin ikisinde de enerji üretimi yoksa akıl yalnıza başına insan iç alemini yönetemez.

Fethullah Gülen, bağlılarında suni zihin inşa ederek, nefsi zapt altına almış ve enerji üretimini sıfıra yaklaştırmış, ruh ile irtibatını keserek oradan gelen enerji kaynağını da kurutmuştur. Geriye sadece kendisi kalmış, bağlılarının zihni evreninde akıl ile ruh arasındaki irtibat noktasına oturmuş, onların enerji ihtiyacını kendisi karşılamaya başlamıştır.

İnsanların ruhlarıyla irtibatı kesildiği için ruhsuzlaşmış, nefisleri de zapt altına alındığı için günlük ihtiyaçlarını karşılayacak miktarın üstünde enerji üretemez olmuş, dolayısıyla zihni evrenlerinde aklın bağımsızlaşabilmesi, bağımsız şekilde çalışabilmesi, bağımsız kararlar alabilmesi imkansız kılınmıştır. Aklın faaliyete geçebilmesi için ihtiyaç duyduğu enerji, ruh ve nefisten gelmediği için, Fethullah Gülen’den “emir” olarak gelmektedir. Fethullah Gülen’den gelen emir, suni zihindeki kodları harekete geçirmekte, akıl için enerji üretmekte, o enerji “emir” olarak geldiğinden dolayı akıl, o emri yerine getirmek için faaliyete geçmektedir.

Fethullah Gülen’in akli istibdadı, bağlılarının akıllarını (suni zihin vasıtasıyla) kendine irtibatlamak, faaliyetini kendinden gelecek “emir” olarak kodlamak, başka şekilde faaliyete geçmesine izin vermemek gibi bir mahiyet taşıyor. İlginçtir Fethullah Gülen’in, bağlıları üzerindeki akli istibdadı, akılları üzerinde kurduğu baskıdan değil, akıllarını iki merkezden (ruh ve nefsten) uzak tutarak enerjisiz bırakmaktır. İhanet örgütü mensuplarının üzerlerinde baskı hissetmemesi, aksine Fethullah Gülen’e ihtiyaç duyması bu sebepledir. Baskı hissetmeyince hürriyet ihtiyacı da doğmuyor, isyan da gelişmiyor. Ne var ki istibdadın en derin şekli budur, öyle ki bağlıları istibdat altında olduklarını bile hissetmiyorlar.

*
Suni zihin inşasının en temel özelliği, kişinin merkezinin dışarıda olmasıdır. Merkezi kendi iç aleminde değil de dışarıda olanlar, kendi enfüsi dünyalarında enerji üretemezler. Anlaşılmayan noktalardan birisi burasıdır. Herkes zannediyor ki Fethullah Gülen örgütü üyeleri düşünemiyor, mesele düşünmek-düşünmemek değil, adamların merkezi dışarıda olduğu için, kendi enfüsi dünyalarında (iç alemlerinde) enerji üretemiyor. Kendi enerjisini üretemeyen insanlar, bırakın düşünmeyi, günlük alışkanlıklarından başka bir faaliyet bile yapamazlar.

Merkezi kendi dışında olan insanlar, reşit değillerdir. Düşünmek bir tarafa, ancak çocuk gibi emirleri yerine getirmekten ibaret bir kıymetleri vardır. Fethullah Gülen, tüm örgütünü, Şiilerdeki “velayet-i fakih” ruhbanlık sınıfında olduğu gibi kendine bağlayacak şekilde kurmuş, Şiilerin “velayet-i fakih” kuruluşunun “velayeti” altında (yani reşit kabul edilmedikleri) olması gibi, bağlılarını reşit kılmamış, reşit insan gibi inisiyatif vermemiş sadece “emir kulu” haline getirmiştir.

Suni zihin inşa edilen insanlarda akıl, “emir” gelmeden harekete geçemeyen, emir geldiğinde yerinde duramayan bir otomatik kodlanmaya sahiptir. Emirle hareket eden, emirle duran akıl, düşünmek, karar vermek, doğru-yanlış ölçüsüne sahip olmak gibi hususiyetlere malik değildir. O akıl sadece icracı bir merciidir, bu sebeple emirle çalışmaya başlar, yaptığı işleri rapor ederek çalışmasını bitirir.

*
Akıl üzerinde istibdat kurmanın birçok yolu var. Bu yolların en girift olanı, en zor çözüleni, dolayısıyla en zor kurulanı, suni zihin inşası metodudur. Suni zihin inşa edildiğinde, aklın içinde doğacağı, faaliyet göstereceği zihni evren inşa edildiği için, aklın herhangi bir sebeple hürriyetine kavuşma imkanı da yoktur. Çünkü suni zihin tarafından kuşatılmıştır, bu sebeple en istikrarlı, en güvenilir, en sağlam itaatlerden birisi bu şekilde kurulmaktadır. Fakat bu durumda “insan” unsuru kaybedilmekte, yerine insan-robot ikame edilmekte, böylece insani hiçbir hedefe ulaşma imkanı kalmamaktadır. Zira insanın elinden aklını ve iradesini aldığınızda, ceza ehliyeti (yani rüşt hususiyeti) ortadan kalkmaktadır. Ceza ehliyetini kaybeden insanın, İslam’a muhatap olma mesuliyeti bile kalmıyor. Bu sebeple tarih boyunca bu türden metotlar İslam irfanı tarafından men edilmiş, teşhisi net şekilde yapılabilen irade sakatlayıcı metotlar İslam hukuku tarafından yasaklanmıştır. Zaten “sihir ilminin” yasak olmasının temel hikmetlerinden birisi de, iradeyi ortadan kaldırıyor olmasıdır.

Suni zihin inşa edilmeden sadece suni akıl inşa edildiğinde iradenin ruh veya nefs ile irtibatı tamamen kesilememekte, bu sebeple ruhtan veya nefsten kaynaklanan şekilde irade ortaya çıkabilmekte ve kişi isyan edebilmektedir. Suni zihin inşası ile insanın ruhu ile irtibatı kesilmekte, nefsi zapt altına alınmakta böylece “merkezi” dışarıya taşınabilmektedir. Suni zihin inşasında insanın iradesi de kaynak ve enerjiden mahrum hale geldiği için, mükellefiyet ortadan kalkmakta, başka iradeler tarafından yönetilebilmektedir.

*
Temel meseleler üzerinde düşünen fikir adamları kalmayınca, çok ciddi problemlerle karşılaşıyoruz. Müslümanlar, insan tabiatı üzerinde tetkik yapmıyorlar, İslam’ın insan telakkisi üzerine çalışmıyorlar. İnsanın ne olduğu sorusunun cevabına dair bir adet makale yazmamış güya fikir ve ilim adamları, Fethullah Gülen gibi sinsi birisi tarafından öğrenilen bazı insani hususiyetler üzerine kurulan sistemi teşhis bile edemiyor. Kalp nedir, zihin nedir, ruh nedir, nefs nedir, akıl nedir, irade nedir, tefekkür nedir, vicdan nedir, hafıza nedir ve benzeri insana ait ana başlıklar üzerinde değil literatür oluşturmak, bir tane ciddi eser vermemiş olan günümüz Müslümanları, suni zihin inşasından ne anlar? Fethullah Gülen’in tatbikatını yaptığı bazı konulardan başlık olarak bile haberdar olmayan Müslüman fikir ve ilim adamları, “akıllarını kiraya vermişler” türünden ucuz ithamlarla meselenin mesuliyetinden kurtuluyor. Ciddi bir tane telif eser vermemiş olan “bilim adamı” kisveli kişiler sanki kendi aklını kiraya vermemiş gibi, yüksek perdeden başkalarının akıl kirasıyla ilgileniyor.

Bu ülkede, İslam’ı oryantalist bakış açısıyla okuyan pozitif akıl terkibine sahip ilahiyatçılar cirit atıyor, hiç kimse de onların akıllarının batı felsefesi, kültürü ve bilimi tarafından inşa edildiğini farketmiyor. Komik bir durum değil mi? Akıl nedir ki insanlar onu kiraya versinler? Aklın ne olduğunu bilmeyen, nasıl inşa edildiğini anlamayan, nasıl itaat ve nasıl isyan ettiğini idrak edemeyenler, ucuz yollu tenkitlerle psikolojik tatmin sağlıyor. Böyle olmaz, böyle devam edemez… Akıl konusunda tek cilt eserin telif edilemediği bir ülkede, değil telif etmek, akıl hakkında tek cilt kitap okumayanlar yüksek perdeden ahkam kesiyorlar. Ayıp oluyor, beyler, hanımlar…

Son dönemde, suni zihin ve akıl inşasında en donanımlı insan Fethullah Gülen’dir. Adama karşı mücadele ettiğini söyleyen fikir ve ilim adamları, adamın bazı yetenekleri yanında çocuk gibi kalır. Hala bunu bile anlamadan paralel örgüt mensuplarını “aklını kiraya vermekle” itham edenler, Fethullah Gülen’le mücadelede ancak su taşıyacak çapta adamlardır. Uyanın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir