FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-7-TERTİP VE TASNİF ZAFİYETİ

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-7-TERTİP VE TASNİF ZAFİYETİ

Fethullah Gülen’in “Kalbin zümrüt tepeleri” isimli eseri, hiçbir tertibe sahip olmayan kaotik bir çalışma özelliği taşıyor. Tertipsizlik o kadar aşikar ki, ağır dili ve etkileyici üslubu bile bu husustaki zafiyeti perdeleyememiştir.

Öncelikle mevzuların tertip ve tasnifi yok, sonra “mana tertibi” yok, bunlar olmayınca tecrit, tenzih ve tevhid güzergahının “meratip tertibi” yok. Mevzuların yatay tasnifi olmadan, dikey tasnifi mahiyetindeki meratip silsilesi yapılamıyor. Hiçbir tertibe tabi tutulmadan, hiçbir tasnif yapılmadan kitap sayfalarına gelişigüzel serpiştirilmiş meratip silsilesine dair ifadeler, meseleyi anladığına değil, tam aksine anlamadığına işaret ediyor.

Tertipsizlik her cihetten görünüyor. Mesela kitabın başından sonuna kadar kullandığı mefhumları, kitabın sonunda bir başlık altında ele almış ve manalarını anlatmış. Okuyucu, ilk birkaç cildin neredeyse her sayfasında karşılaştığı bazı ıstılahları, üçüncü ve dördüncü ciltte görüyor. Bu husus çok dert edilmeyebilir zira bu meselelere aşina olmayanların okuyabileceği bir eser değil zaten. Bununla beraber bir kitap tertibinin yapılmamış olması veya bu hususun umursanmaması biraz tuhaf.

Mesela kitabın başından sonuna kadar kullandığı “Sır”, “Hafa”, “Ahfa” mefhumları, kitabın sonunda, yani dördüncü cildin son mevzuu olarak ele alınmıştır. Bu mefhumların izah lüzumu, kitabı bitirdikten sonra zuhur etmiş olabilir ama kitap baskıya hazırlanırken yeniden tertip edilmesinde bir mahzur mu var ki, sonuna eklenmiş. Neticede bunlar basit tertip hataları cümlesindendir ki üzerinde fazla durmaya değmez. Esas tasnif ve tertip hataları, varlık mertebeleri ve seyr-ü süluk safhaları ile ilgili yapılmıştır.

*
“Zat-ı Edahiyet”, her şeyden önceki mutlak varlıktır. Namutenahi tenzihten sonra tenzihin de (yani lisanın da) terkedildiği demdeki mutlak varlık… İdrak ve izahı muhal, keşif ve müşahedesi imkansız, taayyün ve tecelliye mukaddem “zat alemi” veya “Mutlak varlık” veya “mutlak gayb” alemidir. Zat-ı Ehadiyet’ten sonra, “taayyün-ü evvel” ile başlayan taayyün, tecelli ve tezahürlerin mahalli (mekansız mahal) olan alemlerin tasnif ve tertibini yapmayan Fethullah Gülen, Allah ile Varlık münasebetini yani tevhidi, yani “mahlukat”ın yaratılma silsilesini dağınık ve karışık şekilde anlatma gafletinde bulunmuştur. Müktesebatı naklederken, müktesebattaki muhtelif tasnif ve tertipleri nizami bir çerçeve içinde nakletmemiş, zaten idrak değil keşif mevzu olan meseleleri daha da giriftleştirmiştir.

Tasnif, tertip ve terkip, bir meselenin anlaşılmasını mümkün kılan çerçevedir. “Kalbin Zümrüt Tepeleri” isimli eser, kahir ekseriyetiyle tasavvuf meselelerini mevzu edindiği için, bu meselelerin akılla idrak edilmesi muhaldir. Akılla idraki muhal olan meselelerin tasnif ve tertibe ihtiyacı var mıdır? Evet… Vardır zira bu meseleleri mevzu ediniyorsanız, bir kitap konusu yapıyorsanız, ilk mesuliyetiniz anlaşılır kılmaktan önce, “yanlış anlamalara” mani olmaktır. Oluşturulacak çerçeve, yanlış anlamalara mani olmak içindir ve tertip bunun için gerekir.

Yukarıdan aşağı taayyün ve tecelli mertebeleri, aşağıdan yukarıya doğru seyr-ü süluk mertebelerinin nizami bir çerçeve içinde anlatılması gerekmez mi? Bu mevzular, anlaşılmaktan önce yanlış anlamalara mahal vermemek gereken bahislerdir, tertip ve meratibin öncelikle bu maksada matuf olarak yapılması, sonra da meseleye vakıf olabilecekler için anlaşılabilir kısmı için imkan hazırlanması lazım değil midir?

*
Fethullah Gülen, sadece üçüncü ciltte bir tertip yapmış,92.sayfada “Ulvi Alemler” başlığı altında, 1-Alem-i Lahut, 2-Alem-i Rahamut, 3-Alem-i Ceberut ve 4-Alem-i Melekut bahislerine girmiştir. Ne var ki, bu tasnif müktesebatın nakli için kafi değildir, zaten dördüncü cildin 78. Sayfasında “Fizik Ötesi Alemler” başlığı ile başka bir tertibe teşebbüs etmiş, bu tertip altında ise,1-Arş, 2-Kürsi, 3-Sidretü’l Münteha ve 4-Beyt-i Mamur bahislerini listelemiştir.

Bir taraftan müktesebatı nakletmiş diğer taraftan müktesebattaki tertibe riayet etmemiştir. Dikkat çeken nokta ise, tasnifsiz şekilde başlıkları kitaba serpiştirirken, aynı alem için kullanılan farklı mefhumları ayrı başlık altında tetkik etmiştir.

Mesela, “Zat-ı Ehadiyet” yani “Alem-i Lahut bahsi, “kayyumiyet”, “Vücud-i Mahz”, “Gaypların Gaybı”, “Zat-ı İlahiye”, “Kenz-i Mahfi”, “Zat-ı Mutlak”, “Hazret-i Amaiye” gibi mefhumlarla da ifade edilmiştir. Fethullah Gülen, Ehadiyet bahsini, üçüncü cildin 101. sayfasında ve “Ehadiyet-Vahidiyet” başlığı altında, Alem-i Lahut bahsini üçüncü cildin 94. sayfasında, Kayyumiyet bahsini ise, dördüncü cildin 188. sayfasında ele almıştır.

Mesela, “Alem-i Ceberut” bahsi, “Taayyün-ü Evvel” ve “Taayyün-ü Sani” taksimatıyla mevzu edinilmiştir. Fethullah Gülen, “Alem-i Ceberut” bahsini, üçüncü cildin 97. Sayfasında ele almıştır. “Alem-i Ceberut” bahsinin taksimatından olan “Taayyün-ü Evvel” bahsi, “Hakikat-i Muhammediye”, “Mutlak İlim”, “Vahdet” mefhumlarıyla da ifade edilmiştir. Fethullah Gülen, “Vahdet” bahsini, üçüncü cildin 123. sayfasında, “Hakikat-i Muhammediye” bahsini ise, dördüncü cildin 224. sayfasında ele almıştır.

“Taayyün-ü Sani” bahsi, “vahidiyet”, “ayan-ı sabite”, “hakikat-i insaniye” mefhumlarıyla ifade edilmiş, ayrıca “ayan-ı sabite”nin iki tecellisi “feyz-i akdes” ve “feyz-i mukaddes” mefhumlarıyla ifade edilmiştir. Fethullah Gülen, “Ayan-ı Sabite” bahsini, üçüncü cildin 85. sayfasında, “Vahidiyet” bahsini, üçüncü cildin 101. sayfasında, “Ehadiyet-Vahidiyet” başlığı altında, “Taayyün-ü Sani” bahsini ise, dördüncü cildin 231. sayfasında ele almıştır.

Anlaşılacağı üzere müktesebattaki tasnif ve tertiplere riayet etmediği gibi, kendisi de bir tertip yapmamış, bazen aynı mevzuları ifade eden farklı mefhumları ayrı başlık altında ele almış, bunları da birbirinden uzak yerlerde nazara sunmuştur. Aynı mevzuları ayrı başlıklar altında ele alarak meseleleri çoğaltmış ve karıştırmıştır.

İrfan müktesebatımızda farklı tasnif ve tertiplerin bulunduğu vakidir. Temelde farklılaşmayan tasnif ve tertipler, teferruatta veya müşahede farklılıklarında çoğalmaktadır. Meseleleri herhangi bir tertibe riayet ederek nakletmek veya müktesebattaki tertipleri cem ederek nakletmek gerekir. Fethullah Gülen, hiçbir izahı olmayan bir tertipsizlikle meseleleri ele almış ve sanki yanlış anlamalara teşne olmak istemiş gibidir.

Kitaptaki tertipsizlik, meselelerin anlaşılmasına yardımcı olmadığı gibi, anlaşılmasına engel olmaktadır. Zaten mesele idrak ve izah değil, nakildir. Seyr-ü Süluk yolcuları için, yola çıkmadan önce “bilgi” mahiyetindeki yol işaretleridir ki “yolda” istikametin sabit tutulmasına yardımcı olmak maksadına matuftur.

*
İslam irfan müktesebatı bu bahisleri farklı tasnifle tertip etmiştir. En umumi olanından en hususi (teferruatlı) olanına kadar çeşitli tertipler mevcuttur. En umumi tasnif, ikili olandır ve “Alem-i Gayp” ile “Alem-i Şehadet”tir. Dörtlü tasnif ise; “Alem-i Lahut”, “Alem-i Ceberut”, “Alem-i Melekut” ve “Alem-i Nasut”tur. Yedili tasnif de şöyledir; “La Taayyün” (Zat-ı Ehadiyet), “Taayyün-ü Evvel”, “Taayyün-ü Sani”, “Alem-i Ervah”, “Alem-i Misal”, “Alem-i Şehadet” ve “Alem-i cami” (yani İnsan-ı Kamil)… Bundan sonra kırklı tasnif de var, ki bahisler teferruata doğru uzanır. Farklı tasnif ve tertipler yapılmış olsa da, ana hatlarıyla bu çerçevede seyretmektedir.

Bu tasnifleri toplu olarak şöyle tertip etmek kabil olsa gerek…

I-Alem-i Gayb
A-Alem-i Lahut
1-La Taayyün
B-Alem-i Ceberut
2-Taayyün-ü Evvel
3-Taayyün-ü Sani
C-Alem-i Melekut
4-Alem-i Ervah
5-Alem-i Misal
II-Alem-i Şehadet
D-Alem-i Nasut
6-Alem-i Şehadet
7-İnsan-ı Kamil

*
Meseleler belli bir tasnif (mesela yukarıdaki tasnif) çerçevesinde nakledilse, İslam’ın itikat (tevhid) telakkisi, varlık telakkisi, insan telakkisi ile ilgili nazari ölçülendirmeler yapılmış ve tefekkür ve hikmet için bir havza açılmış olur. Özellikle meratip silsilesi (ve tasnifi) yapılamayınca, tefekkür nereye kadar, nereden sonra tecrit başlar, tenzih sahası neresidir soruları ve cevapları netleşir. Böylece tefekkür alanıçerçevelenmiş, tecrit güzergahı tespit edilmiş ve tenzih mevzuları işaretlenmiş olur. Fethullah Gülen, hiçbir tertip çabasına girmemiş, bu meseleyi umursamamış görünüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir