FİKİRDE KOLAYCILIK VE BÜYÜK BİR FIRSAT

FİKİRDE KOLAYCILIK VE BÜYÜK BİR FIRSAT
İnsanlar derin tefekkür gibi çileli yolları tercih etmiyorlar. Umumiyetle hazır şablonları kullanıyorlar. Paket programlar hayatı yönetiyor, tercihleri belirliyor. Küçücük araştırmalar bile yapmadan hazır bilgi ve fikir arıyorlar. Fikirde kolaycılık ve ucuzculuk manasına gelen bu alışkanlık çok kötü… Hiçbir mesele anlatılamıyor, biraz uzun yazılar bile okunmuyor, hiçbir çileli yola talip çıkmıyor. Müthiş derecede ümitsizlik kaynağı olan bu durum, fırsata çevrilemezse hamiyet sahibi insanlar atalete savruluyor.
Fikirde kolaycılığı ortadan kaldırmak mümkün mü? Yakın zamanda mümkün görünmüyor. Öyleyse ne yapmalı? Bu durumu fırsata çevirmekten başka bir yol yok. Fikirde kolaycılığı fırsata çevirmek… Bu yapılabilir mi? Evet… Nasıl? İşte can alıcı soru bu…
Bir konuda internette araştırma yapıyorum. Bilgi yok, bir tane araştırma makalesi yazılmış, sayısını hatırlayamadığım kadar sitede aynı yazı var. Hiç kimse zahmetli ve çileli işe soyunmadığından, hamiyet ve gayret sahibi birisinin hazırladığı makaleyi birçok site yayınlamış. Çünkü başka bir bilgi ve makale yok.
Bu ne demek? Birileri ciddi araştırmalar yapar ve piyasaya sunarsa, anlaşılsın anlaşılmasın yayılıyor, yaygınlaşıyor. Fikrin kabul görmediği, anlaşılmadığı, makes bulmadığı, alaka uyandırmadığından müşteki olanlar, aynı zamanda işe yarar fikirler üretemeyenlerdir. Doğrusu, mücerret fikir üretenlerin sayısının azlığı kadar müşterisinin de azlığı vaka. Fakat memlekette her alan bakir halde beklerken, hiçbir ciddi araştırma yapılmamasından kaynaklanan alakasızlığı da dikkate almak gerekiyor.
İslam ile ilgili olarak temel alanlar hala boş duruyor. Herkes çevresinde dolaşıyor. Mesela “İslam Tedrisat Sistemi” hakkında ciddi bir araştırma yok. Her alan böyle… Ciddi araştırma nedir? Bir taraftan nazari kaynakları taramak ve temellerini göstermek diğer taraftan tatbik edilebilir sistemler ve modeller inşa etmek. Sistemleri tatbikat sahasına koyabilmek için müessese modelleri inşa etmek.
Eğitim ile ilgili on binlerce dernek ve vakıf kuruldu ama hepsi her nedense mevcut eğitim sistemi içinde iyi bir şeyler yapmak için çabalıyor. Evrimci ve ateist dünya görüşünün insan tezi üzerine inşa edilmiş olan mevcut eğitim sistem ve modeli, insan eğitimi ile hayvan eğitimi arasında fark görmezken (çünkü insan hayvanın evrimleşerek gelişmiş bir türü kabul ediliyor) Müslümanların bu insan tezi üzerinden çalışıyor olması ne kadar vahim. Bunun da farkında olmadığını görmek çok hüzün verici. Pavlov’un köpekleri üzerinde yaptığı deneylerle şekillenen eğitim anlayışı ile Müslüman çocukların eğitildiğini kaç kişi fark ediyor?
*
Teorik altyapısını sağlam ve derinde inşa etmekle birlikte, tatbik edilebilir modeller de geliştirildiğinde yoğun alaka göreceği hususunda kimsenin şüphesi olmasın. Yoğun alaka göreceği düşüncemiz, insanların tefekküre meyletmeye başlamaları değil, fikirde ucuzculuğa meyyal olmalarıdır. İnsanların birbiriyle kıran kırana tartışmalarına bakmayın, bir konuda ciddi araştırmalar ve çalışmalar yapıldığında piyasa o eserlere yöneliyor. Piyasanın ihtiyaç duyması veya ihtiyacı nispetinde yönelmesi tabiidir. Kimse kimseyi sıraya girip beklemiyor. İnsanların ihtiyaçlarını da dikkate alarak çalışmalar yapmak lüzumu açık. Bu sebeple tamamen mücerret tefekkürle meşgul olmak, dikkatleri köreltiyor. Çünkü dikkatin tetikleyici kaynaklarından biri ihtiyaçtır. İnsanların hiçbir ihtiyaçlarını karşılamayacak olan çalışmalar yapmak, makul değil.
Hemen ve çok sayıda talep olmasını beklemek tabii ki yanlış… Zaten zafer kazananlar, zamana mukavemet edebilenlerdir. Zaman kadar büyük düşman, zaman kadar büyük dost yoktur. Zamana düşman olmamak, zamanı dost kutupta tutmak gerekiyor. Her insan zaman tarafından test edilmiştir. Doğru ifadeyle Allah, her insanı zaman ile imtihan etmiştir. Bir işin gerektirdiği zaman miktarı kadar sabredemeyenler, savrulmuş, dağılmış, çökmüş ve yok olmuşlardır. Ayakta kalmanın makul yollarınan biri de, sadece asırlık zaman gerektiren işlerle meşgul olmamaktır. İnsan, ömründe mahsul almak ister. Yaşarken mahsul alınamayacak işlerle meşgul olmak büyük adamların harcıdır. Kaldı ki onlar bile yaşarken mahsul alacak işlerle de ilgilenmişlerdir. Hem uzun soluklu işlerle (stratejik projeksiyonlarla) hem de kısa mesafeli işlerle meşgul olmak arasında muvazene kurulmalıdır. Küçük küçük ve yavaş yavaş mahsul almak gerekir ki, uzun soluklu işler çürümesin, kokmasın, pörsümesin. Büyük adamların sabır ve enerji kaynakları ayakta kalmalarına vesile oluyor ama küçük adamların yakın gelecekte mahsul almaya ihtiyacı var. Büyük adamlar, küçük adamları, “büyük fikirlerle” besleyemezler. Herkesi büyük adam yapma çabası ise, tarihin en büyük ahmaklığıdır. Cemiyet, büyük adamların merkezinde fakat küçük adamların toplamında meydana gelir. Küçük adamları fikirle besleyebileceğini zanneden ve o istikamete yoğunlaşanlar, “büyük adam” adam değil, “kibirli adam”dır ve tam olarak ahmaktır.
*
Fikrin piyasaya sunulma şeklinin önemli olduğu malum. Hiçbir fikir, ihtiyaç olmadığı içtimai iklime sunulamaz. Sunulması, emek ve enerji israfıdır. Literatür için yazılabilir ve zapta geçirilebilir, bu haliyle de fevkalade önemlidir. Fakat ihtiyaç hissedilmediği zamanda, ihtiyaç hasıl olmayan mekanda piyasaya sunmak ve makes bulmasını beklemek yanlıştır, umut kırıcıdır. Büyük adamların teşhis ettiği ihtiyaçlar doğrudur ama halkın onlara ihtiyaç duymaması neticenin zuhuruna manidir. Doğru fikir ile insanların ihtiyacını birleştiren insanlar, çağın stratejistleridir. Deha olmak bile ahmak olmaya mani değil. Tarihin en büyük fikrini inşa etsen fakat bunu halka nasıl anlatacağını bilemesen veya halkın ona ihtiyaç duymasını sağlayamasan fazla bir şey yapmış olmazsın.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir