FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ

FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ

İsrail isimli melunlar topluluğu yine Gazze’ye saldırdı. Saldırı sebebi olarak ileri sürdüklerinin bir önemi yok, biz sebebin ne olduğunu biliyoruz. Sitemiz yazarlarından Haki Demir’in, “Dünyadaki cennet, Gazze” başlıklı, 18.07.2014 tarihli yazısında sebebi açıkça yazdı;
“Zannetmeyin ki, İsrail Gazze’ye toprak parçası için veya oradan kendine atılan füzeler için veya başka bir sebeple saldırıyor. Aldanmayın, İsrail barbarlığı, dünyadaki tek insanlık kalesini düşüremediği için saldırıyor, ümmetin haysiyetinin hala ayakta kaldığı tek mevzii olduğu için saldırıyor.”

İsrail, kara harekatında ağır bir hezimete uğruyor, kendisi için şartların en uygun olduğu, Hamas için en zor olduğu bir dönemde saldırmasına rağmen mağlup oluyor ve ağır kayıplar veriyor. Hamas’ın ve İzzettin El-Kassam Tugaylarının, kara harekatında zafer kazanacağı, İsrail isimli barbar örgütün ise hezimete uğrayacağı, sitemiz yazarlarından Haki Demir tarafından 18.07.2014 tarihli, “Dünyadaki cennet, Gazze” başlıklı yazısında (yani daha kara harekatı başlamadan önce) yazılmış ve yayınlanmıştı. Hamas’ın en kötü şartlarda uğradığı saldırıdan zaferle çıkacağını, hiçbir istihbari bilgiye sahip olmaksızın, sadece “zamanın muhtevasını okuyarak” ifade eden Haki Demir, fikirteknesi’nin başarısını tescil etmiştir. Haki Demir’in kaleminden mesele 18.07.2014 tarihli yazısında şöyle ifade edilmişti;

“2014 Gazze saldırısı, ümidimiz ve duamız o ki, büyük halk hareketlerinin ikinci dalgasını harekete geçirsin. Olur mu olmaz mı diye tereddüt etmeyin, birkaç yıldır çektiğimiz sıkıntıların sonuna gelmiş olmalıyız, “sabredenlerle sabredemeyenlerin” belli olduğu ve ayrı listelere kaydedildiği bir dönemden geçtiğimiz açık. En fazla sabredenlerin Gazzeliler olduğu hakikatinden hareketle, dirilişin oradan başlaması çok tabiidir.

İsrail’in kara harekatından netice almasını bekleyenler yanılıyorlar. Gazze çelikleşti, geri çekilme hattı olmayan bir avuç toprak, kaçacak yeri olmayan bir avuç yiğit, mayasını yoğurmak için imanından başka hiçbir şey bulamayan kahramanlardan bahsediyoruz. Allah, insanları bu kadar mahrum bırakarak saflaştırıyor, arındırıyor. Artık o kullarının kalbi ve zihni evreninde kendisinden başka hiçbir şeye yer kalmıyor.”

Hadiseler aynen böyle gelişiyor, Hamas zafer kazanıyor, İsrail hezimete uğruyor ve dünyada yeni bir halk hareketi başlıyor. Üstelik bu halk hareketi sadece İslam ülkelerinde de değil, tüm dünyada mayalanıyor ve her halk önce kendi hükümetine karşı isyan ediyor.

*
Sadece Haki Beyin yazısından ibaret değil, sitemiz yazarlarından Nurettin Saraylı’nın da yazısı bu gerçeğe işaret ediyordu. Nurettin Beyin yazısı, kara harekatı başladıktan sonra, 21.07.2014 tarihinde yayınlandı. Fakat Nurettin Bey o yazısında, birkaç noktaya işaret ediyordu ki, şimdi o hadiseler tek tek gerçekleşiyor. Nurettin Beyin, “Hamas’ın asalet ve zaferinin anlamı” başlıklı yazısından nakledelim;

“İsrail’in Gazze saldırısı, devletler (yönetimler) ile halklar arasındaki mesafeyi iyice açmaya başladı. Sadece Müslüman halklar değil, dünya hakları da biliyor ki, kendi devletleri ve yönetimleri İsrail’e destek vermese bu katliam yaşanmayacak. Hal böyle olunca halklar kendi iktidarlarına karşı harekete geçecek, kendi yönetimlerini protesto etmeye başlayacaktır. Bu ayrışma İslam ülkelerinde mevcut yönetimlerin devrilmesine, diğer ülkelerde ise bir adalet arayışına sebep olacak.

İsrail’e açıktan ve şartsız destek veren devletlerin sayısına bakınca, dünyada siyasetçilerle (yönetimlerle) halklar arasında bir dünya savaşı başladığı anlaşılıyor. Tüm dünyayı harekete geçiren bu hadise, bir avuç toprakta yine bir avuç yiğit tarafından dünya savaşı yürütüldüğünü göstermesi bakımından dikkat çekicidir.”

Tüm dünyada halklar hareket geçiyor, kendi hükümetlerine karşı isyan ediyor. Nurettin Beyin başka bir tespiti de şuydu;

“Hamas, büyük sivil kayıplara rağmen Mısır veya ABD’nin istikametinde ateşkes teklifini kabul etmiyor. Mısır diktatörüne meşruiyet sağlamak yerine ağır kayıplar vermeyi göze alıyor. Gazze’nin cennet halkı da bu siyasetten şikayetçi değil ve Hamas’ın asaletini destekliyor. Melun Yahudi ordusu Gazze’de mahalleleri toptan yakıyor, bir mahallede altmış civarında insanı katlediyor ama iman ve asalete boyun eğdiremiyor, teslim alamıyor, kara harekatında tökezliyor, ağır kayıplar veriyor. Hamas, en zor şartlarda kendini destekleyen Türkiye’yi yalnız bırakmıyor ve dünyayı (BM ve batıyı) Türkiye’ye mecbur ediyor. Türkiye hükümetinin Hamas’tan böyle bir talepte bulunma hakkı ve imkanı yok, zaten de böyle bir talepte bulunmuyor. Buna mukabil Hamas, Türkiye’yi bırakmıyor, Türkiye’nin itibarını ayaklar altına almıyor, aldırmıyor, dünyayı da Türkiye’ye mecbur ediyor. Hamas, Mısır’ın ateşkes teklifini kabul etseydi, içinde bulunduğu zor şartlardan dolayı hiçbir tenkit ve itiraz hakkımız yoktu, yüzlerce sivil vatandaşının şehit olmasına, binlercesinin yaralanmasına, tüm altyapılarının çökmesine rağmen direnmelerini ve Türkiye’nin itibarını korumalarını isteme hakkımız tabii ki yok. Ama Türkiye böyle bir talepte bulunmadan Hamas’ın bu siyaseti takip etmesi, her türlü takdirin üzerindedir.”

Ateşkes görüşmelerinin diplomatik deşifresi yapıldığında görülecektir ki, önce Türkiye’yi hiç dikkate almayan ABD ve Avrupa, şimdi günde birkaç defa Ahmet Davutoğlu ile görüşmek zorunda kalıyor.

Biliyoruz ki İsrail mağlup olduğunda ateşkesi kendisi istemez. Mağlup olduğunu kabul etmez, bu sebeple ateşkesi ABD veya BM teşkilatına istetir, böylece kendisi ateşkes istememiş olur ve hatta önceleri biraz da nazlanır. Nazlanarak milletlerarası baskıya maruz kaldığı için ateşkesi kabul etmiş olur, böylece masaya mağlup olarak değil, galip olarak oturma fırsatını elde etmek ister. Ama artık köprülerin altından çok sular aktı, herkes İsrail siyasetini ve diplomasisini biliyor, en başta da Hamas meselenin farkında. Bu sebeple ateşkesi bu defa Hamas istemiyor, şartlarını dayatıyor. Böylece hem İsrail’i “galip” sıfatından uzaklaştırıyor hem de kendisi “galip” sıfatıyla masaya oturmaya hazırlanıyor. Bütün bunları da Türkiye üzerinden yapıyor ve Türkiye’nin Ortadoğu’da baş aktör olduğunu tescil ediyor.

Fikirteknesi tüm bunları vukuundan önce yazdı. İşte sitemizin başarısı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir