FİLİSTİN DAVASI ve BÜYÜK İSYAN-(E-KİTAP)

Arap coğrafyası patladı. Birçok sebebi olduğu malum fakat en büyük sebebinin Filistin davası, Kudüs’ün esareti, İsrail’in mahrem mekanlarımızdaki varlığıdır. Yarım asrı geçen İsrail varlığı ve Filistin mağduriyeti, ümmeti içten içe doldurdu. Filistin halkının Arap, çevresinin de Arap ülkeleriyle kuşatılmış olması, Arap camiasında aynı zamanda “milli mesele” hüviyeti taşıdığını da gösterir. Bu sebeple Filistin ve Kudüs meselesi Arapların sadece dindar olanları için değil, ateist olanları da dahil mühimdir, yarım asırdır öyle olmuştur.

Filistin meselesinin ilk tetikleyeceği halkın Araplar olması tabiidir. İslam coğrafyasının en uzak ucunda yer alan Endonezya’da uyandıracağı öfke ve heyecan ile Filistin’in komşusu olan Mısır’da uyandıracağı öfke ve heyecan aynı olmayacaktır. Sınırın iki tarafından aynı dili konuşan, aynı kavimden insanlar yaşıyorlar ve suni sınırlarla akrabalar bölünmüş durumda. Hal böyle olunca Filistin meselesi Arapların tamamını öfkelendirdi, heyecanlandırdı, harekete geçirdi. Hatırlayanlar olacaktır, 1990’lı yıllara kadar Filistinli örgütlerin ciddi bir kısmı sol tandanslıydı.

*

Ortadoğu’yu ayağa kaldıran tek sebep tabii ki Filistin davası değildi. Yirminci asrın ilk yarısına kadar birinci kurtuluş savaşlarını yapmış olan İslam coğrafyası, kurtuluş savaşlarından bir müddet sonra batıdan kurtulamadığını anladı. Batıya karşı verilen kurtuluş savaşlarının akabinde, batıya karşı savaşan Müslüman halkların zaferleri, tarihte misli görülmemiş bir ihanet ve manevrayla batının yerli ajanları tarafından gaspedilmiştir. Gaspedilmiş ve mahalli iktidarlara el konulmuştur. Birkaç asırdır doğrudan işgal yoluyla sömürülen İslam coğrafyası, birinci kurtuluş savaşlarından itibaren yerli işbirlikçileri tarafından sömürülmeye başlanmıştır.

Yabancı işgal ordularını ülkelerinden atan Müslüman halklar, yerli işgal ordularına karşı aynı hassasiyeti gösterememiş, bu hassasiyetin oluşması ve gelişmesi zaman almıştır. Arap baharı, özü itibariyle, birinci kurtuluş savaşlarındaki eksiği tamamlamak üzere başlamış olan İslami kıyamdır. İslami hassasiyeti olmayan kalabalıkların da devrim süreçlerine katıldığı doğrudur, batıya ve yerli iktidarlara karşı bu coğrafyada yaşayan her insanın isyan etmesi için çok sayıda sebep vardır. Fakat büyük insan kütlelerini harekete geçirecek kuvvetli bir fikri altyapı olması gerekir, o, İslam’dır. Bu dalga, birinci kurtuluş savaşlarının devamı mahiyetindeki ikinci dalga olarak anlaşılmalıdır. Birinci kurtuluş savaşlarında eksik kalan kısmı tamamlamaya başlamıştır.

*

Aslında batıya karşı tüm dünyada bir hesaplaşma duygusu var. Batının kendi içinde de batıya karşı isyanın hissi altyapısı oluştu. Fakat hem batının içinde hem de dünyanın geri kalan bölgelerinde batıya karşı ciddi isyanların meydana gelmemesi, isyanın fikir ayağının eksikliğindendir. İslam coğrafyası bu ihtiyacı İslam ile fazlasıyla karşılıyor. Fakat dünyanın geri kalanı batıya karşı isyan etmenin ideolojik gerekçelerini bulamıyor. Yirminci asır Faşizm, Nazizm, Komünizm, liberalizm arasındaki kavgalarla geçti. Faşizm ve Nazizm ikinci harpte çok derinlere gömüldüğü için yeniden filizlenmekte zorlanıyor. Komünizm ve sosyalizm ise kendi merkezinde çöktüğü için, dünya halkları batıya karşı isyanın ideolojik gerekçesini bulamıyor, üretemiyor.

Batı kendi içinde devinip duruyor ve sürekli kafasını duvara vuruyor. “Tarihin sonu” diyerek tefekkürü öldüren batı, yeni bir anlayış imal etmekten uzak… Bu sebeple batı içindeki isyanlar sadece yıkıcı mahiyet taşıyacak, mevcut yapıları dağıtacaktır. Batıda aydınlar “Tarihin sonunun” geldiğine inanıyor ve liberalizmden başka bir yol olmadığını, liberalizmin, insanlığın geleceği son nokta olduğunu söylerken, halkın kısa sürede alternatif düşünce üretmesi beklenmemeli.

Batı dışında ama batının kötü bir kopyası olan Latin Amerika’da sosyalist görüntülü bir isyan uç verdi. Ne yapacaklarını bilmeyen kalabalıkların, nasıl olacağını umursamadan batıya (orada ABD’ye) isyan etmesinden umutlanan sosyalist dinozorlar var. Ne var ki sosyalizm bir şekilde test edildi ve artık dünyanın gündeminden çıktı. Bazı coğrafyalarda ara sıra uç vermesi, yeniden dirileceği manasına gelmiyor.

Dünya batıya karşı dehşet boyutlarda öfke dolu fakat isyanının teorik mecrasını bulamıyor. İşte Müslümanların farkı ve imkanı… İslam, Müslüman halkların tüm fikri ihtiyaçlarını karşılıyor ve milyonları harekete geçiriyor. Bundan sonra batıya karşı tüm isyan hareketleri ya İslam coğrafyasından çıkacak veya başka coğrafyalar Müslümanlara eklemlenerek isyan edecek.

Yeniçağ Müslümanların olacak… Müslümanlar bunu hak etmese de öyle olacak çünkü zamanın muhtevasından İslam saçılıyor dünyaya…

e-kitap indir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir