Garip Kuvvet Tarifleri

Türk Silahlı Kuvvetleri hangi orduları yenebilir? Mesela Suriye, mesela Yunanistan, mesela Ermenistan… Veya İran ya da İsrail… Ülkede hiçbir vatandaş, bu ülkelerin ordularını yenemeyeceğine inanmaz. Hatta komşu ülkelerin birkaçını birden yenebileceği hususunda iddiaya girerler. Peki, gerçekten yenebilir mi? Bilmem… Belki yenebilir. Bölgede Türkiye’nin muadili olan İran ordusunu yenebilirse, kuvvetli ordu demektir. İşte kuvvet tariflerinden birisi bu, muadil kuvveti (misalimizde orduyu) yenmesi, “normal kuvvet” tarifine girer. Buraya kadar her şey makul çerçevede görünüyor. Fakat konumuz, “garip kuvvet tarifleri”…
Türk Silahlı Kuvvetleri, üç beş bin kişilik (resmi adıyla) eşkıyayı yenebilir mi? Nam-ı diğer PKK’yı yenebilir mi? Bölgedeki muadili olan İran Ordusunu yeneceğine inananların, üç beş bin PKK elemanını yenemeyeceğine inanması beklenmez. Şanlı Türk Ordusu tabi ki PKK’yı da yener. Tamam, da kaç yılda?
Türk ordusu PKK’yı kaç yılda yener? Can alıcı soru bu… Üç beş bin (resmi adıyla) eşkıyayı yenemeyeceğine inanmak, hakikaten ucube bir durum oluşturur. Yenebilmeli… “Yenemez” dendiği anda, ordunun lağvedilmesi gerekir. Çünkü çok komik bir durumdur. Efendim “asimetrik savaş” filan yaygaralarını bırakın bir tarafa… PKK’lıların bildiği gayrinizami harp tekniklerini Türk Ordusu neden bilemesin. Türk Ordusu, PKK’dan daha mı beceriksiz, daha mı akılsız, daha mı donanımsız? PKK’nın öğrenebildiği teknikleri öğrenmekten aciz olabilir mi?
Evet, yener. Fakat esas soru, kaç yılda yeneceği… Ve bu savaşın galibiyet maliyetinin bu ülke ve millete ne kadar olacağı… Galip gelmenin maliyeti, anlaşmanın maliyetinden yüksek ise, ne yapmak gerekir? Mesele, ülkenin ve milletin menfaati mi yoksa bir bilek güreşi veya inat mı? İnatlaşmaktan bahsetmiyorsak, galibiyet ile anlaşma maliyetlerinin mukayese edilmesi gerekmiyor mu?
Türk Ordusunun PKK’yı, ne kadar sürede yeneceğini hala bilmiyoruz. Bununla ilgili hiçbir askeri açıklama yok. Çeyrek asrı geçen bir mücadelenin daha ne kadar süreceğini bilmek, biz sivillerin ihtisas alanına girmez. Ordu, ne kadar sürede yenebileceğini açıklamadığına göre, muhtemel hesaplar yapmak kalır geriye. Çeyrek asır sonunda gelinen nokta, ilk zamanlardan farklı bir nokta mı? Yani bu gün PKK daha mı az güçlü? Çeyrek asırlık mücadele neticesinde ciddi bir üstünlük sağlandı da, bakiyesi az mı kaldı? PKK, hala ilk yıllarındaki kadar (ya da buna yakın seviyede) güçlü ise yenilmesi için üç-beş çeyrek asır daha mı bekleyeceğiz? Bunu bilmek istiyorum.
Bir adam (hem de sizin hapishanenizde), bir el hareketiyle yüzbinleri sokağa dökebiliyorsa… Bir talimatla karakollarınızı (biraz da elini kolunu sallayarak) basabiliyorsa… Çocukları okula göndermemek gibi sivil inisiyatifleri kullanabiliyorsa… Kanuni çerçeve içinde parti kurup, kanunu umursamadan siyasi mücadeleyi yürütebiliyorsa… Sizin parti kapatma davasındaki hızınızdan daha yüksek bir hızda yeni parti kuracak kadar örgütlenme mahareti geliştirmişse… Bölgeye muhalefet liderleri, o adamdan izin almadan gidemiyorsa… Bölge halkından vergi toplar gibi gönüllü veya cebren haraç toplayabiliyor ve siz bunu engelleyemiyorsanız… Ülkenin gündemini belirlemek veya değiştirmek için, bağlılarının “beş dakikalık” bir konuşması kafi geliyorsa…
Bir şeylerin eksik veya yanlış olduğunu anlamanız için kaç asır geçmesi gerekiyor? Anlamıyor musunuz, PKK’nın yaptığı silahlı mücadele değil, siyasi mücadele… Hala siyasallaşma tehlikesinden bahsetmeyi mümkün kılan “akıl formunu” hangi galaksiden ödünç aldınız?
Şu kuvvet denklemine bakın… Üç beş bin (resmi adıyla) eşkıya, ülkeyi bloke etti. Şu kuvvet tarifine bakın… Üç beş bin (resmi adıyla) eşkıya, milyonluk ordu tarafından yok edilemedi. Şu kuvvet tezahürüne bakın… Yirmi adet milletvekili, CHP ve MHP’den daha fazla gündem oluşturuyor.
Genelkurmay açıklama yapmış… Breh breh breh… Herkeste saklanacak delik arıyor, korkusundan… PKK’yı kaç yılda yenebileceğini ve bunun maliyetini kamuoyuna sunmadan yapacağın her açıklama, müsvedde kağıdına, can sıkıntısından karalanmış anlamsız şekillerden başka ne manaya gelir ki?
Tarihte hangi siyasi hareketin askeri tedbirlerle yok edildiği görülmüş. Bunu çeyrek asırda anlamamak için neyle besleniyorsunuz siz?
Gölge etmeyin. Şu probleme siyaset çözüm bulabilecekse, bulsun. Her müdahalenizde problemin daha da derinleştiğini ne zaman anlayacaksınız?
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir