GAZETELER EFKAR-I UMUMİYENİN NERESİNDE?

GAZETELER EFKAR-I UMUMİYENİN NERESİNDE?
Bir ülkenin ne büyük kıymeti, fikir, ilim ve sanat insanlarıdır. Çünkü üretilebilen en kıymetli şeyler fikir, ilim ve sanat eserleridir.
Düşünme istidadı, insanı hayvanlardan ayıran hususiyet olduğuna göre, bir ülkedeki efkar-ı umumiye, insani üretimlerin yekununu gösterir. Geri kalanı şube şube bu yekunun tafsilatı ve tatbikatından ibarettir. Ülkenin insani gelişmişlik seviyesi daha derin bir ifadeyle “insanileşme süreci” efkar-ı umumiyenin kalitesi, seviyesi, toplam üretimi ile alakalıdır.
Ülkede efkar-ı umumiye oluşmuyor, gelişmiyor, derinleşmiyorsa ilim diliyle “intihal”, teknoloji diliyle “montaj sanayi”, hayatın diliyle “taklit” var demektir. İntihal, montaj ve taklit alanlarında katedilen mesafe (uzmanlaşmak) övünülecek bir hal değil, utanılacak bir durumdur. Dünyanın en büyük ve en maharetli hırsızı olmak, hiçbir becerisi bulunmayan ahlaklı bir insandan bile daha hakir seviyede olunduğunu gösterir.
*
Çağdaş dünyadaki hayat organizasyonu, efkar-ı umumiyeyi medya çevresinde oluşturdu. Daha önceki dönemlerde efkar-ı umumiye, fikir, ilim ve sanat mahfillerinde meydana geliyordu. Hala bazı ülkelerde bu mahfillerde meydana geliyor ve medya üzerinden ülkeye yayılıyor. Bu şekilde devam etmesi aslında daha sıhhatli… Ne var ki birçok ülkede fikir, ilim ve sanat mahfilleri oluşmuyor. Gelişmekte olan ülkeler ve bu arada Türkiye’de fikir, ilim ve sanat mahfilleri medyadan bağımsız şekilde kendi hususi iklimlerini oluşturamadılar. Görüntünün asıldan, taklidin aslından, meşhur olmanın adam olmaktan daha fazla kıymet kazandığı ülkelerde, gazete köşelerini fikir adamları değil polemikçiler işgal ediyor.
*
Türkiye’deki gazeteler, efkar-ı umumiyenin oluşması, gelişmesi ve derinleşmesi için üzerlerine düşen mesuliyeti yerine getiremiyor. Gazetelerin dışında fikir piyasasının oluşmadığı ülkemizde, maalesef gazetelerin bu piyasayı geliştirdiklerini görmek mümkün olmuyor.
Gazetelerdeki köşe yazarlarının kahir ekseriyeti hiçbir konuda temelli, kapsayıcı, derinlikli fikir sahibi olmayan, aslında kendisi de fikir adamı olamamış kişilerden meydana geliyor. “Gazetecilik” mesleğini “köşe yazarlığına” da teşmil etmişler, böylece köşe yazarlarının fikir adamı olmamasını “mesele” olmaktan çıkarmışlar. Gazetecilik mesleği aslında habercilik ve yöneticilikle ilgili ve sınırlıdır.
Köşe yazarlarının fikir derinliğinin olmaması, sığ bir fikir piyasasının oluşmasına sebep oluyor. Çünkü toplumun gözü, fikir adamlarında değil, köşe yazarlarında… Köşe yazarlarındaki sığlık, ülkenin fikir piyasasının şablonunu ve ortalamasını oluşturuyor. Mesela üniversite öğrencileri, gazetede yazmayan fakat alanına ciddi bir donanıma sahip olan hocasından etkilenmiyor ama seviyesiz köşe yazarına itibar ediyor. Bu ne kadar vahim bir durum…
Gazetede yazmayan bir fikir ve ilim adamının ismi ve eseri ortalıkta görünmüyor. Meşhur olmak veya tanınır olmak, medyada görünmekle alakalı hale geldi. “Kıymet” ölçüsü medyadaki görünürlük oranıyla paralel hale gelince, meşhur olmakla kıymetli olmak aynileşti. Ülkedeki herkesin bildiği bu durum, nedense gazete yayın yönetmenleri tarafından anlaşılmamış gibi görünüyor. Anlaşılmış olması halinde, yayın yönetmenlerinin kıymetli olan fikir, ilim ve sanat adamlarına gazetelerini açmaları beklenmez mi? Sadece tanınmış olanların peşine düşmeleri nasıl açıklanabilir? Tiraj kaygısı bir açıklama olarak görülebilirse de, bütün gerçekliği izaha kafi midir? Onlarca köşe yazarını bünyesinde barındıran gazeteler, her yıl piyasayı tarayarak bir tane de olsa kıymetli fikir ve ilim adamını kadrolarına katmaları gerekmiyor mu?
Medya fikir ve ilim adamlarına kıymet vermezse o ülkenin hali ne olur? Fikir ve ilim adamlarının medyada görünmek için “saçmalamak” zorunda olduğu ülke sadece Türkiye midir? Orijinal ve aykırı bir ses vererek medyaya çıkmaya çalışan insanların nasıl saçmaladıklarına sık sık şahit olmuyor muyuz? Pekala hangisi daha hüzün vericidir? Medyaya çıkmak için saçmalamak zorunda kalan fikir ve ilim adamlarının durumu mu yoksa medyanın fikir ve ilim adamlarını saçmalayıncaya kadar gündemine almaması mı?
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir