GAZZE İMANIN KRİSTALİZE OLDUĞU MEKAN

GAZZE İMANIN KRİSTALİZE OLDUĞU MEKAN
Yıllarca İsrail domuzlar çetesi tarafından muhasara altında tutuldu. Domuzlar çetesinin en sağlam müttefiki ise Mısır Firavunu (haşa) Hüsnü Mübarek’ti. Çocuklar gıdasızlıktan, hastalar ilaçsızlıktan öldü. Sağlam insanlar da periyodik bombardımanlarda şehit oldu. Öyle bir noktaya geldi ki Gazze’yi Filistinlilerin bir kısmı da kuşattı. Mahmut Abbas denile adamın El-Fetih nam örgütü, Hamas hükümetine darbe yaparak kuşatmaya katıldı. Yani firavun sadece Mısır’da değildi. Bunlar bilinen hadiseler, yazımızın konusu bunlar değil, konumuz, insan tabiatının ve İslam imanının nasıl bir şey olduğunu Gazze ve orada yaşayan yiğitler üzerinden tetkik etmek.
Tüm imkansızlıklara, her türlü yokluğa, hayatın dayanılmaz ağır şartlarına rağmen insanlar Gazze’yi neden terk etmediler? Bu sorunun cevabını sanırım bilmeyen yok. İman…
Yirminci asır batı tarihinde “pozitivizm” çağıdır. Her şeyin maddeden ibaret olduğuna inanıldığı materyalist çağ… Maymundan gelenlerin (evrim), insan hareketlerini temel ihtiyaçlardan kaynaklanan dürtülerle (psikanaliz) açıklayan, sadece ve sadece çamurdan oluşmuş insan tezlerinin tüm dünyayı etkilediği çağ. Aç olan insanın, açlığını gidermek için her şeyi yapabileceğine inanan maymunların dünyası…
Gazze yalnız başına yirminci asra damgasını vurmuş olan batı (maymun) kültürünün ürettiği tüm felsefi doktrinleri yerle bir etti. Kimse farkında değil ama evrim teorisini bile yerle bir etti. Evrimi kendi kafalarında oluşturdukları “bilimsellik” formlarıyla açıklamaya çalışanlar, maymunların aç kalma, çocuklarına ilaç bulamama, başlarının üzerinde her gün uçan savaş araçlarının yağdırdığı bombalara rağmen, yerinden kımıldamayan “insan” türünün unutulan misallerini gösterdi. Hani maddi ihtiyaçlarla sınırlı olan “dürtüleriniz”, hani maymundan gelen canlı türünün menfaatinden başka bir şey düşünmeyeceği teziniz? Gazze, batı medeniyetinin tüm verilerini parçaladı ve paçavra gibi çöpe attı. Batının ve Domuzlar çetesinin Gazze’den ne istediğini zannediyorsunuz? İsrail nam domuzlar çetesini tanımasını istediğini mi? Hayır… Gazze, tüm imkansızlıklarına rağmen, batı medeniyetini yıkan bir nur yuvası. Dayanamadıkları nokta burası, yok etmek istedikleri husus bu. Yani, batı, birkaç asırlık teorik üretimini (materyalist müktesebatını) kurtarma derdine düştü.
Batının psikolojideki (hatta parapsikolojideki) tüm müktesebatı çöktü. Biyolojideki tüm tezleri çöpe gitti. Sosyoloji teorilerinin bir tanesini bile doğrulayamadılar. Tüm siyasi düşünceleri Gazze’ye gömüldü. Kolay mı zannediyorsunuz, medeniyet müktesebatının tamamını küçücük bir arz parçasına bir avuç insan tarafından gömülmesini görmeyi?
*
İsrail ve tüm batı dünyası Gazze’de bir pilot uygulama yapmıştı. Kimsenin haberi yok bundan. İnsanın ferdi derinliklerine inmek, kalbi ve zihni evrenlerindeki mukavemet bariyerlerini test etmek, ruhi güç merkezlerini yıkmak, bir insan topluluğunu köleleştirmek istediler. Bu planı, batı medeniyetinin tüm bilimsel(!) müktesebatıyla ve en ileri derecedeki uzmanlarıyla uygulamaya koydular. Gazze’yi her bombalamaları, insan nevinin psikolojik direniş merkezlerini yıkmak içindi. İlaç girmesine engellediklerinde, kadınların kollarında ölen çocuklarının cenazesine bakıp direnmeyi bırakacaklarını düşünmüşlerdi. Bu ve benzeri sayısız hamleyi, sadece ve sadece bir topluluğun ruhi kaynaklarını tüketmek için uyguladılar.
Çok teferruatlı bir projeydi. Batı medeniyeti pozitif bilimlerde zirveydi ve insan ile ilgili her şeyi biliyordu. Özellikle MOSSAD ve CIA, yaptıkları işkencelerde, insanların zihni (akli) ve kalbi (ruhi) kaynaklarını test etmişlerdi. İşkencelerde sadece dayak mı atılıyor zannediyorsunuz? İşkenceleri yapanlar bilim adamlarıydı. Nazi Almanya’sındaki laboratuar çalışmalarını hatırlıyor musunuz? Hani suni kan (serum) üretmek için kaç tane Yahudi üzerinde deney yapmışlardı da bulana kadar sayısı bellisiz Yahudi ölmüştü. Yahudiler o işkence ve deneylerden az mı tecrübe kazandı sanıyorsunuz? İnsanların ruh labirentlerini keşfetmek için işkence yapan kadrolu bilim adamları var batıda ve İsrail’de. Sizin anlayacağınız her şey bilim içindi.
Gazze’de batının birkaç asırlık müktesebatı çöktü ama İsrailli ve Amerikalı bilim adamlarının elinde “insan tabiatı” ile ilgili yeni bir müktesebat birikti. Şu anda dünyada “insan tabiatı” ile ilgili en ileri ve zengin müktesebat, Gazze’de uyguladıkları planlar neticesinde, İsrail’de bulunuyor. Evet, batının tüm müktesebatı Gazze’de çöktü ama yeni bir müktesebat elde ettiler. Bu müktesebatı, önceki müktesebatları ile hala telif edemedikleri doğru, bundan dolayı da hala şaşkınlar ve ne yapacaklarını bilmiyorlar. Fakat dehşetengiz bir tecrübe elde ettikleri unutulmamalı.
Müslümanlar hala Gazze’yi ellerinde yardım poşetleri ile dolaşacakları bir mekan zannediyorlar. Oysa Gazze, insan tabiatının enginliğini, İslam imanının kuvvetini tetkik edebilecekleri bir laboratuar. İsrail ve batının Gazze üzerinden elde ettiği müktesebat, “menfi cihetiyledir”. Müslüman ilim ve fikir adamları Gazze’ye gittiklerinde, aynı konuları “müspet cihetiyle” tetkik edebilirler. İnsan tabiatının ve ruhunun, İslam iman ve ahlakının nasıl bir şey olduğunu tetkik edebileceğimiz en yakın ve hala canlı misal, Gazze’dir. Gazze’ye yardım kuruluşları gitmeye devam etsin tabii ki fakat artık ilim ve fikir adamlarının da gitme vakti geldi.
Yardım kuruluşları Gazze’ye yardım götürüyor. Yani zor durumda olan Müslüman kardeşlerimize yardım etme mesuliyetini yerine getiriyor. Oysa Gazze, oraya götürülen yardımın bin katı yardım alacağımız mekan. Oraya gidecek olan Müslüman fikir ve ilim adamları görecektir ki, İslam’ın yeni çağını doğuracak olan kadınlarının, yeni medeniyetini inşa edecek olan oğullarının yaşadığı bir “cennet bahçesidir”. Müslüman şahsiyetini, İslam cemiyetini canlı olarak görecekleri tek yer orasıdır. Böyle bir imkan, böyle bir fırsat, böyle bir vesileye sahip olan Müslümanlar, tüm iddialarını Gazze üzerinden dillendirmeliler. Müslüman fikir ve ilim adamları bu fırsatı kaçırırlarsa, söyleyecekleri her söz, dillendirecekleri her iddia, Gazze’de tecessüm etmiş hakikat karşısında, fikir fahişeliğinden ibaret kalacaktır.
Gazze, bir karış topraktaki bir avuç kahramanın şanlı mukavemetiyle, tüm Arap coğrafyasını ateşledi. Hüsnü Mübarek’i Gazze alaşağı etmedi mi? O insanlar Gazze’den çıkmadan devasa bir devrim dalgasını üretti. Bundan sonra dışarı çıkacaklar ve tüm ümmeti ateşleyecekler. Bakmayın siz sayılarına, sayı azlığının ne önemi var? Mesele ruh değil mi? Zaten bunu Gazze göstermedi mi? İmanın o berraklıkta kristalize olduğu tek mekan değil mi? Saf iman gördünüz mü hayatınızda hiç? Görmediniz, görmediğiniz için de nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsunuz, nasıl bir şey olduğunu bilmediğiniz için de neler yapabileceğini anlamıyorsunuz. Bundan sonra Gazze her Müslüman’ın, iman staj mekanı olsun. Gidin, yaşayın, görün. Dünyayı yerinden kaldırıp fezaya savurmak için kaç insan (ne kadar az insan) gerektiğini anlayın.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir