GENERALLERİN PARAPSİKOLOJİK İNCELEMESİ

GENERALLERİN PARAPSİKOLOJİK İNCELEMESİ
İlker Başbuğ’un tutuklanması ile generallerin psikolojik dünyaları, normal dışında seyretmeye başladı. Aslında İlker tutuklanmadan başlamıştı ama onun tutuklanması ile bizim de görebileceğimiz, anlayabileceğimiz şekilde “açık alana” çıktı.
İlker’in tutuklanma sürecini hatırlıyorsunuz. Andıç davası duruşmasında, İlker’in silah arkadaşları, andıç belgesinin “komutana arz edildiğini”, zaten onun onayı olmadan uygulamaya konulamayacağını söylemişlerdi. Mahkeme bu ifadeler üzerinde İlker hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş, savcılık da soruşturma açmış ve nihayet tutuklanmıştı.
Hadiselerin parapsikoloji ile ilgili olan noktası neresi mi? Şurası; silah arkadaşları, belgenin (kararın) İlker’e sunulduğunu ve onun onayı ile uygulandığını söylüyor, İlker ise verdiği ifadesinde “andıç”ın kendisine sunulmadığını, dolayısıyla kendisine sunulduğunu söyleyen silah arkadaşlarının kendisinden habersiz olarak uygulamaya koyduğunu söylüyor. Hadiselerin bu şekilde seyretmesi parapsikolojinin alanına girer mi? Bu noktaya kadar bakıldığında girmez gibi görünüyor ama acele etmeyin.
İlker’in ve silah arkadaşlarının ifadelerini yan yana koyup konuyu tetkik ettiğinizde, ilk göze çarpan nokta, generallerin yalan söylediğidir. Kim yalan söylüyor, İlker mi yoksa silah arkadaşları mı? Bu soru ilk bakışta önemliymiş gibi görünse de aslında önemsiz. Genelkurmay başkanı olan adam, karargahta (ülkenin herhangi bir kıtasında değil) kendisinden habersiz bu kadar önemli kararlar alındığını ve uygulandığını bilmiyor olabilir mi? Gerçekten bilmiyorsa, onun genelkurmay başkanı olması bir tarafa, kurmay yüzbaşı bile olması mümkün değildir. Buna rağmen genelkurmay başkanı olmuşsa, bu ordu sistemini tamamen yıkıp yeni bir ordu kurmak gerekmez mi? Bakın İlker’in söylediği sözler nerelere kadar uzanıyor. Şimdi tekrar meseleye bakın bakalım, söylediği söz (yani savunması) ordu sistemini berhava edecek kadar ağır bir itiraf mahiyetinde olan bu adamcağızın psikolojisi, hala parapsikoloji alanına girmemiş midir?
*
Generaller yalan söylüyor. Ya İlker veya silah arkadaşları… Kimin yalan söylediği, meselenin parapsikoloji alanına kadar uzandığını göstermesi bakımından önemli olmayabilir ama generallerin yalan söylediğini açıkça ortaya dökmesi bakımından fevkalade önemli. Generaller yalan söylediklerini, birbirinin beyanı ile ispatlıyorlar. Yani İlker yalan söylüyorsa silah arkadaşlarının ifadeleri delildir, silah arkadaşları yalan söylüyorsa İlker’in ifadesi delildir. Hangilerinin yalan söylediği meselesini zamana bırakarak şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz; generaller mutlaka yalan söylüyor.
Mesele sadece yalan söylemeleriyle ilgili ve sınırlı değil. Üyeleri generallerden oluşan bir heyet düşünün, bir dava sözkonusu olunca, suçu birbirlerinin üzerine atıyorlar. Hadiseye bakar mısınız, ilkokul çocukları gibi, “öğretmenin ben yapmadım, Hasan yaptı” türünden komiklikler… Yahu biriniz, sadece biriniz on dakika yiğit olun ve “ben yaptım” deyiverin. Manzaraya iyi bakın, bunlar generaller, bir kısmı da orgeneral… Tam bir çocuk psikolojisi… Çocuklar için bu psikolojik süreç normaldir ama bir ordunun başında bulunmuş, oradan emekli olmuş, yaşları ellilerde-altmışlarda olan adamlar için bu tür psikolojik süreçler, normal değil, paranormal. Yani parapsikolojinin tetkik konusu…
*
İllegal örgütleri hatırlıyor musunuz? Hani militanları soruşturmada çözülmeyen, dayanıklı, suçu başkasının üzerine atarak kurtulmaya çalışmayan illegal örgüt mensuplarını… 12 eylül darbesinde yapmadıkları işkence kalmamıştı da, çözemedikleri (konuşturamadıkları) için annelerini, kız kardeşlerini, hanımlarını getirmişler ve gözlerinin önünde tecavüz etmiş veya tecavüz edecekleri tehdidinde bulunmuşlardı da (ülkücüler iyi hatırlar o zulmü) ancak konuşturmuşlardı. Konuşanlarda suçu kimsenin üzerine atmamış ve kendileri üstlenmişlerdi. Aradaki insan kalitesi farkını görüyor musunuz? Bu generallerin hiçbiri, Mamak’ta işkence gören bir ülkücü kadar bile dayanıklı ve şahsiyetli değilmiş. Oysa bu generaller o işkenceleri yapanlar veya haberdar olanlar veya raporlarını okuyanlardır. Hiç ders almamışlar o yiğitlerden. Şimdi, illegal örgüt militanları kadar sağlam bir ruh ve zihin dünyasına sahip olmayan generallerin halini, normal psikolojik hadise olarak mı anlayacağız yoksa parapsikolojinin inceleme alanına mı alacağız? Yani bunlar bir savaşta esir olsalarmış hemen bildikleri her şeyi anlatılarmış değil mi?
Yazılacak çok şey var aslında ama bunlar için fazla zaman harcamak, vakit kaybıdır. Anlayın artık bunların nasıl bir şey olduklarını.
SELEHATTİN ADANALI
selehattinadanali@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir