GÖNLÜME DÜŞENLER

Gönlüme Düşenler

Ey azizan!
Bu hafta hâtıram ve gönlüme düşen fikirli havadisler var. Ehl-i dil için anlatmam gerek.

ŞAİR- ÂZAMIM “ÖMÜRLÜK YARASI” NI ANLATTI GİTTİ

Şair-i âzamım Mehmet Narlı, “Ömürlük Yara” adlı şiir kitabını yâni “Bir Şairin Ömürlük Yarası” nı anlatmak için uzak Batı gurbetinden şehr-i Maraş’a dostlarına, yâni Fikir ve Gönül Dükkânı’na gün batımında geldi, gün doğumunda gitti. Bizi sevindirdi, berhudar olsun.
———————————————
GECENİN SÜKÛNETİNDE HASBIHAL

Şehr-i Maraş Özel Beyza Lisesi’nin müdürü şair Mustafa Köneçoğlu’na yaklaşık yedi ay önce “sizi ziyaret edeceğim” demiş, fakat ağır maişet mekânımdan dolayı ziyaret edememiştim. “İşte geliyorum” dediğimde, “Gündüz olmaz, bir akşam sonrası Memduh hocayı da arayıp sohbeti koyulaştıralım…” dedi.

Şair Memduh Atalay akşam sonrası bizi okulun bahçesinde bir araya getirdi. Bir ehl-i gece olarak bundan memnun oldum. “Çay olmayan yerde oturmak caiz değil” düsturumuz gönlüne ayan olmuş ki, Mustafa Köneçoğlu şair duyarlılığıyla çayı önceden demletmiş. İkramın eksik olmadığı fikirli çaylar eşliğinde samimi, nükteli sohbet gece yarısına kadar sürdü.

Memduh Atalay, fakirin “Amerikan saatine göre uyuduğundan” tutun da “tuttuğum partiye” kadar(muhayyel bir parti herhalde) birçok mevzuu nükteli bir şekilde anlatıyor, horalı ve nükteli konuşmalarıyla sohbeti renklendiyordu. Mustafa Beyin de fakirin de Türk düşünce hayatı ve memleket meseleleri üstüne görüşleriyle gecenin sükûneti içinde güzel bir sohbet oldu. Her ikisine de “Bu dâvet, bu sohbet fakire bir ikram oldu…” deyip gecenin hüznüne karıştım.
—————————————
BİR MEDENİYET TEBLİĞCİSİNİN FÜTÜHATI…

İsmail Göktürk yine yollarda… “Semerkand Gençliğiyle Söyleşiler” çerçevesinde yapılan “Bitmeyen Fetih” konulu konferansıyla Gaziantep’teydi. Cuma günü bitirdiği medeniyet fütühatını 24 Mayıs günü Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde yapılacak olan “Medeniyet Sempozyumu” nda sürdürecek.

Büyük Doğu Temsilcisi Haki Demir’in, Ebubekir Sifil ve Bedri Gencer hocaların da tebliğ sunacağı bu programda İsmail Göktürk dostumuz “İrfan Telâkkimiz ve Kültürel İşgal” mevzuunu anlatacak.
—————————————–
MUKADDES TOPRAKLARA SELÂM VE DUAMIZI GÖTÜREN DOST

Dükkân dostlarından Ferhat Ağca’yı Cuma Kapısı’nda yanı başımda göremeyince duygulandım. Sordum da, mukaddes topraklara selâm ve duanızı götürmeye gitti, dediler. Gönlümün hançeresiyle bir ah çektim:

Ey Ferhaat! ey tercümanım!
Seni Mekke-i Mükeremme’de, Makam-ı Mustafa’da, Ravza-ı Mutaharra’ da, Cennetül Bâki’de, Uhud Dağı’nda Okçular Tepesi’nde ümmet-i İslâm’la bir olup vecde geçtiğini görmüşler.
Fakire de, Dükkâncılara da dua efendim!
Bir fakir var şehr-i Maraş’ta gelemiyor, de…
Bir hüzünkâr var şehr-i Maraş’ta gelemiyor, de…
Duyur Efendimiz Aleyhisselâtüselâma
Bastığın mübarek toprakların tozuyla, iziyle, terinle gel inşallah.
Ümmete muhabbet ve selâm ederim.

Ferhat bu. Bileği ve yüreği dağları delecek kadar kavî ve cezbeli. Gönlünün turnalarıyla selâm göndermiş bize…

“Ağabey aleykümselâm, aleykümselâm, binlerce aleykümselâm. Her vakit, her dem, her an; mağaramız, Dükkânımız, dostlarımız aklımda, dualar dilimde, hüzün, coşku, vecd, cezbe, gözyaşı hepsi bir arada. Fikirli, gıdalı, bin miligramlık hatıralarım oldu inşallah. Dükkânımıza dühul ettiğimizde bendeniz anlatacaktır. Kutsal topraklardan Mekke-i Mükerreme’den bin hürmet bin selâm.”
—————————————
BİR MEKTUP BİR ENDİŞE

Vasıfları ve okumalarıyla üdeba’dan saydığımız Mostar dergisi editörü ve yazarlarından Mehmet Raşit Küçükkürtül, fakire mühim bir meseleyi dile getiren mektup atmış. Bu ülkeye aidiyet duyan herkesin bu mektubu okumasında fayda görüyorum:

“Muhtemelen sizler de müşahede etmişsinizdir: mustafa armağan, yavuz bahadıroğlu, süleyman yeşilyurt ve hasan akar hakkında efkâr-ı umûmîyyede revaç bulan ‘linç kampanyası’ meyvelerini verdi! tutuklama, sorgulama, ‘derin tarih’in toplatılması gibi neticeleri gördük. anlaşılan o ki referandumdan sonra ortaya konan bir operasyonu müşahede ediyoruz. istanbul beyoğlu belediye başkanı ile izmir karşıkaya belediye başkanı arasındaki ‘sarı paşa’ polemiği, arkasından bir ‘televizyon dizisi oyuncusu’nun izmir marşı’na sövdüğü sebep gösterilerek işinden edilmesi bir ‘sarı paşa’nın yerini tahkim etme’ operasyonunun yapıldığını düşündürtüyor. fakat siyaset sahnesindeki diğer unsurlar gözönüne alınırsa burada daha ileri, daha çok hedefi gözeten bir operasyon var. nevzuhur istihbarat oğlanı cem küçük’ün ‘akp’nin islâmcılardan temizlenmesi’ konusundaki çıkardığı şamatayla birlikte değerlendirilirse bir yandan ‘sarı paşa’ tahkim ediliyor, bir yandan da akp’deki bütün ‘islâmî görüntü’ler siliniyor. 28 şubat’taki ‘müslüm gündüz-ali kalkancı-fadime şahin’ mizanseninden daha ustalıklı, daha incelikli operasyon adamlarının hazır tutulduğunu da anlamak zor değil; mebzul miktarda ‘kafasız ilahiyatçı’ ve ‘şeyhlik iddiasında bulunan sahtekâr’ sirklerini kurmuş, çalışıyorlar.
benim bir köşem yok ki beyân edeyim, türklere ‘agâh olun’ diyeyim, ‘aman şunlara dikkat edin’ diye işaret edeyim. ancak sizin gibi dert ve fikir ehli kimselere endişelerimi arz ediyorum.”
————————————————–
UYUMANIN FİKİRLİSİ BÖYLE OLUR

Her biri bir gurbet diyarından, Fikir Dükkânı’nın uzun müddet sâdık kapıcısı, yâni mes’ul müdürü olan şehir göçebesi Hacı Ahmet Eralp’in düğününe gelerek seher vaktine dek dost sohbetinden mest olan ikinci kuşak Dükkâncı dostların Mehmet Yaşar’ın balkonunda, Yemen Seferleri’nden Anadolu’nun güney kapısına kadar yayan yapıldak gelip tenha bir subaşında Mağara ashabı gibi yan yana masumâne uyuyuşlarını anlattılar ve resmini gösterdiler de gönlüme hem hüzün hem neş’e düştü.

Âşina olmayan biri bu resme baksaydı, bir sahra hastanesinde yatan yorgun Osmanlı askerleri veya mazlum mültecilerin bir köşeye büzülüp uyuya kaldıklarını sanırdı. Uyuyanlar, Fikir ve Gönül Dükkânının gurbete çıkan ikinci kuşak müdavimleriydi. Ufuk Türk, Ahmet Hamdi, Oflu Süleyman, Yasin, Somalili Mahmut, Ömer’di… Ah! O gurbetçi dostların arasında bir uyuyan da ben olsaydım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir