GÜÇLÜ, AKILLI VE ADİL OLABİLMEK

GÜÇLÜ, AKILLI VE ADİL OLABİLMEK
Liderlik, güçlü, akıllı ve adil olmayı gerektirir. Liderliğin bunlardan başka hususiyetleri de olduğu doğru. Fakat özet olarak söylemek lüzumu hasıl olduğunda diğer özelliklerin tamamını bu üç hususiyette cem etmek mümkündür.
Güçlü olmak öncelikle “ruhi gücü” ifade eder. Ruhi güç, yani güçlü ruh… Ruhi ve zihni güç kaynaklarının dışında bulunan siyasi, içtimai, iktisadi, askeri güçler, insanı “güçlü” kılmaz. Bu güçler korkak bir insanın eline geçerse eğer, saldırgan fakat zayıf bir kişilik ortaya çıkar. Saldırganlığı, iç dünyasındaki korkudan ve dış dünyadaki imkanlarından kaynaklanır. Yeryüzünün en saldırgan kişilik çeşidi de budur. Bu tür insanların “adil” olabilmek için gereken ruhi ve zihni altyapıları yoktur, umumiyetle diktatör olurlar.
Güçlü ruhun birçok özelliği vardır. Dikkat çekici olanı iki tanedir. Birisi, mizaçtan kaynaklanan “cesaret”tir. Yani ruhun, tabiaten cesaretli olmasıdır. İkincisi ise iman… Birincisi vehbi, ikincisi ise kesbidir. Her türlü iman cesaret kaynağıdır ama hususen ahiret inancını da ihtiva eden iman, sınırsız bir cesaret kaynağıdır. İmanın hakikatini gösteren ve insan ruhuna üfleyen İslam imanı, misilsiz bir cesaret kaynağıdır.
Cesaret ile iman arasındaki münasebet calib-i dikkattir. Her nedense korkakların imanı sağlam olmuyor. Nerdeyse korkağın imanı olmaz demek noktasına geliyoruz. Lakin İslam, tüm insanlığa hitap ediyor. Dolayısıyla bunu söyleyemiyoruz. Aynı zamanda da biliyoruz ki, korkağın imanı, sayısız illetle malul halde. Aslında ise iman, en korkak insanı bile en cesur insan haline getirir. Demek ki, günümüz insanlarında iman zafiyeti var.
Cesaret ile iman aynı kişide toplandığında ise harikulade bir terkip meydana geliyor. Öyleyse, iman zafiyetinin olduğu günümüzde aramamız gereken insan çeşidi, hem mizacen cesaret sahibi ve hem de iman sahibi insanlardır.
*
Korkağın imanı olmaz deme imkanımız yok ama korkağın aklı olmaz deme imkanımız var. Zira mizacen korkak olan ve iman marifetiyle de cesareti üretememiş olan insanların zihni evreni, sağlam, güçlü ve geniş ufuklu bir akıl inşa edilmesini mümkün kılmaz. Muhalfarz böyle bir akıl meydana gelse bile sağlıklı şekilde faaliyet gösteremez.
Cesaret gibi korkaklık da tüm zihni evreni etkiler. Korku, zihni evrenin “kara delikleridir”. Zihni evrendeki her şeyi vakumlar. Aşırı korkak olan insanların zihni evreninde tefekkür faaliyeti meydana gelemez. Korku, tehlikeleri mübalağalı şekilde büyütmek, imkan ve kudreti ise mübalağalı şekilde küçültmek gibi bir fonksiyon görür. Sağında “dev aynası” solunda ise “cüce aynası” vardır. Tehlikeleri (veya düşmanı) dev aynasında, imkan ve kudretini ise cüce aynasında görür. Cesur insanın da sağında ve solunda dev aynası ile cüce aynası vardır ama cesaret, tehlikeleri cüce aynasında, imkanları dev aynasında gösterir. Bu manada cesaretli insanın da akıllı davranmama ihtimali vardır. Fakat cesaretli insanın zihni evreninde sağlıklı bir akıl inşası mümkündür. Sağlam bir akıl inşa edilmişse normal aynalar kullanma imkanı cesaretli insanda mevcuttur. Fakat korkak insan asla normal aynayı tanımaz.
Gelişmiş ve güçlenmiş bir akıl, doğru teşhisler yapabilir, doğru tekliflerde bulunabilir, doğru hamleleri gerçekleştirebilir.
Allah, ümmeti ve insanlığı güçlü ruh ve gelişmiş akıl sahiplerinin zalim olmasından korusun. Bunun yakın tarihte misalleri var. Devrim adına on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca insan katleden diktatörleri insanlık yirminci asırda gördü.
Diğer taraftan güçlü bir ruh, gelişmiş bir akıl, adil olma imkanına sahiptir. Korkakların ve akılsızların adil olma imkanı asla yoktur. Adil olmak, güçlü ruh ve yüksek akıla yakıştığı kadar hiçbir şahsiyet çeşidine yakışmaz.
Tayyip ERDOĞAN’IN neden başarılı olduğunu bir de bu açıdan değerlendirmekte fayda var. Hükümeti kurarken, başarılı olan bakanları muhafaza etmesi ve başarısız veya yetersiz olanları tasfiye etmesi, bu özellikleri çağrıştırıyor. Başarılı olanları muhafaza etmesi gelişmiş aklın, başarısız olanları tasfiye etmesi ise (dengelere rağmen) güçlü bir ruh ve keza gelişmiş bir akıl sahibi olduğunu göstermez mi? Güçlü ruh ile beraber siyasi, iktisadi ve içtimai güç birleştiğinde, dengeleri gözetmek zorunda kalmadan adil ve doğru işler yapabilme imkanı veriyor. Gelişmiş akıl da doğru kararı almanın zihni evrenini oluşturuyor.
Bu yazı tabii ki Tayyip ERDOĞAN’A methiye için yazılmış değildir. Eldeki mevcut misal üzerinden “mevzuu” anlatmaya çalışıyoruz.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir