GÜNDEMİ BELİRLE-N-MEK

Yazar Haki DEMİR, bir yazısında : “Kişilik, insanın kendini hayatın tabi seyrine ve çalkantılarına bırakması halinde içinde yaşadığı hayat ile mizaç hususiyetlerinin harmanlanmasından meydana gelebilir. Fakat kendine ve hayata müdahale etmeyen insanda şahsiyet oluşmaz ve gelişmez.”der.

Bazen oluşturduğumuz, kurduğumuz hedeflediğimiz şeyler, çok küçük ve basit hatalar yüzünden yerle bir olabilir. Bir ömür boyunca oluşturduğunuz imajınız hiç beklemediğiniz bir anda sarsılabilir.

Kelimeler üzerinden insanı anlatmak bazen yetmeyebilir. Sözlerin inşası, sözlerin etkisindeki eylemlerle kurulur kimi zaman. Yaşama yön veren sözcüklerin gücünü bilmek kendi gücümüzü bilmekle eş anlam taşır aynı zamanda. Kelimeler üzerindeki bir harf değişimi bile bütün bir zihin haritasını yeniden şekillendirebilir. Bir harf bütün bir düşüncenin, sistemin, kimliğin, varoluşun, pratiğin akışını değiştirebilir.

İnsanlar bulunduğu ortamda gündemi belirleyebildiği ölçüde model olmayı başarabilir. Kendine ve hayata müdahale eden insanda şahsiyet oluşur ve gelişir. Kendine ve hayata müdahale etmeden önce İnsan, her şey den önce kendisine örnek olmalı. Kendisine örnek ve model olamayanın, bir başkasının hatasını, kusurunu yanlışını vurgulamaya hakkı da olamaz/olmamalı.

Kendine ve hayata müdahale etmeden yaşamak, aslında, yaşamı kamburlaştırmanın dışında başka bir hakikati ifade etmez. Kendine ve hayata müdahale etmeyen/edemeyen insan, “gündemi belirlenen” edilgen bir asalağa dönüşür zamanla. İnsanın insana yük olduğu, insanın hayata kambur olduğu bir durumdur “gündemi belirlenmek…” Aslında nereye baksak, neye baksak, karşımıza bu iki insanın karakter duruşu karşımıza çıkar. Evde, sokakta, iş yerinde, geçmişte, gelecekte, her ortamda bu iki farklı şahsiyeti görürüz.

Kendimizde en güzel şahsiyeti oluştururken doğarız hayata. Bu sebepten Sözlerimiz bir ruh taşımalı; canlı, kanlı, diri olmalı davranışlarımız. Kendimiz ve kendimizin ürünü davranışlarımız, yokmuş gibi olmamalı… Akla gelen, hatırlanan, hatırlatan olmalı yaşamımız… En güzel dilekler, temenniler bizimle can bulmalı, somutlaşmalı. Yaşam haritası bizim “model duruşumuzla” anlam kazanmalı. Betimlemenin kodları biz olmadan yazılmamalı; bizim olmadığımız her şey, bilinç/şuur adına biraz eksik kalmalı… Belirlenmiş gündemlerin malzemesi olmaktan hicap duyulmalı ve adımız bile gündem olmalı… Tesadüf bir yaşamın çıkmazına düşmemek için kim ne derse evet ya da hayır dememeli insan… Bir malzeme, bir eşya, bir gereksiz kişilik olmamalı mesela…

Düşünce eylemleriyle, duygu derinliğiyle bir tez olmalı insan, öncesinde hiç söylenmeyen… Özgün ve özgür bir görüş olmalı insan, manzarasına hiç bakılmayan… Bir duruş olmalı insan, çağlara örnek… Bir mesaj olmalı insan, geçmişten geleceğe… Bir var olmalı insan, yok olmamak için… Bir anlam olmalı insan, zihni ve kalbi besleyen… Bir duygu olmalı insan, en saf haliyle… Bir bilge olmalı insan, konuştuğunda kâinat dinlemeli… Bir kazanım olmalı insan, gündemi belirlerken…

Biz hayatın beş para etmez belirlenmiş gündemleriyle uğraşırken, İpteki cambazı gündem yapanlar, bir gün ayağınızdaki zemini söküp alır da farkına dahi varamadan aydınlığın karardığına şahit oluruz…

Kendi gündemini, önceliğini ifade edemeyenler zamanla oyunun bir parçası olurlar. Onlar oyunu sadece oynarlar. Oyunu yazmak ya da oyun üzerin düşünmezler bile… Oyunu oynarken sanki oyunu yazan, kurallarını koyan kendisiymiş gibi bir yanılgıya da kapılırlar. Sahneyi değişmiş gördüğünde heyecanlanır, sanki farklı bir rolün illüzyonuna kapılır. En trajik yanı işte burasıdır, bu yaşanılan yanılgıya alışır ve yaşadığı gibi olur zamanla insan…

Gündemi ters yüz ederek hakikati gündem yapanlar, oyunbozan olur hemen, fasık olur, düzen bozucu olur, muhalif olur, toplumun dirliğini bozan fitneci olur… Birileri etiketi yapıştırır, birileri etiketin fiyatını biçer, birileri de satın alır hemen. Etiketine fiyat biçilenler için alıcı sorunu olmaz… Etiketine fiyat biçtirmeyecek değerde olanlar ise, o malum birileri için hemen öcü olurlar… “Özgün bir özgür” olmak çok zor…

Gündemi belirleyememek esasında muktedir olamamanın bir ifadesidir. Muktedir olamayıp çok susmanın çok ağır başlılığı ifade ettiği anlayış, insanın şahsiyetini eriten bir kanserdir aslında. Hakkı bilen muktedir sahipleri eğer susuyorlar ve gündemi yönlendirmiyorlarsa, işte o zaman kişinin sur’una üfürülmüş demektir.

Gündemi belirlememek, belirsiz, soluk bir resim olmaktır; gündemi belirlemek, örnek canlı, kanlı, yaşamsal bir model olmaktır… Gündemi belirleyen model insanlar, hakiki, gerçek bir varlığı ifade ederlerken; gündemi belirlenenler, olmayan, sanal bir varlığı ifade ederler. Gündemi belirleyen model insanlar bize çok yakındır. Dertlerimizle dertlenir, sevinçlerimizle sevinirler. O canlı kanlı hayatın güneşidir onlar. Öyle bir güneş ki gecesi dahi yoktur bu ezelden beri var olan gündemi gündemleştirenlerin.

Yaşama en güzel şekilde şahit olarak gündemi belirleyen, kendine ve hayata müdahale eden bir şahsiyet olmalı insan. Eğer bunu gerçekleştirecek bilgi, duygu ve eylem kabiliyeti yoksa en azından, belirlenmiş yapay ve şeytani bir gündemin rüzgârında yaprak olmamalı, varlık bilincinde bilinç olmak istiyorsa insan…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir