HAKAN ALBAYRAK, SAMİMİ MÜSLÜMAN

HAKAN ALBAYRAK, SAMİMİ MÜMİN
Hakan Albayrak bende her zaman samimi bir Müslüman intibaı bıraktı. Samimi… Samimiyetin en önemli mihengi, “ölçülülüktür”. Hakan Albayrak, “fikir adamı” değil. Öyleyse kıymeti nereden geliyor? Fikir adamı olmadığını bilmesinden… İnsanı kıymetli kılan, haddini bilmesidir. “Ne olduğunu” doğru bilmek kadar “ne olmadığını” da doğru bilmek gerekir. Hakan Albayrak, hakikaten bu hususta ölçülü biridir ve takdire şayan bir şahsiyeti var.
Sadece imanın yerinden kaldırdığı insanlardan biridir, Hakan Albayrak… Başka bir ifadeyle; imanından dolayı yerinden fırlayan adam… İmanın, muharrik kuvvet olduğu şahsiyet çeşitlerindendir. Samimiyetin diğer bir ölçüsü de bu olmalı.
Yazı listemizde vardı Hakan Albayrak. Fakat biraz gerilerdeydi. Yeni Şafak’taki köşesini bırakması, erkene almamıza vesile oldu. Unutulmadan (ki unutulacağını zannetmem) yani gündemden düşmeden hakkındaki görüşlerimizi yazalım istedik.
Müslümanların dertleriyle dertlenen, bunun için ülke ülke, kıta kıta gezen bir iman ehli. Derin fikri tartışmalara girmekten imtina eden, imtina ettiği için de doğru yapan, her Müslüman’ın Müslümanlar için yapacağı bir şeyler olduğunu bilen, elinden geleni yapmak için de azami gayret gösteren bir mümin. En önemlisi de, küçük akıl çaplarıyla büyük ve girift meselelere giren Mustafa İslamoğlu gibi hezeyanlar saçmayan birisi.
Veda yazısındaki sebeplerden başka bir izahı var mı gazeteden ayrılmasının bilmem. Fakat ayrılmamasını temenni ederdim. Kah Mısır’dan, kah Suriye’den kah başka bir ülkeden gelen sesini şimdiden özlemeye başladım. Hakikaten samimiyetin çok güçlü bir nüfuzu var. İnsanlara tesir etmek için hiçbir şey yapmaya gerek yok, samimiyet yalnız başına kafi geliyor. Samimiyet, tabii ki yapılması gereken işi yapmaktır. İnsanları etkilemek için bir şey yapmaya gerek yok. Samimiyet, tabii haliyle en tesirli tavırdır. Hakan Albayrak’ın bende bıraktığı intiba, tam olarak bu. Yazılarında saf haliyle imanı görüyordum. Basit ve sade yazılardı. Fakat iman, insanın akıl seviyesiyle alakalı değil, ruhi yönelişiyle ilgilidir.
Hakan Albayrak’ı, imanından dolayı seviyorum. İmanının saf halini seviyorum. En netice o imanın cesedini de seviyorum.
Bırakma sebebi olarak, “Köşe yazarlığı taşıyamayacağım bir yük haline geldi. Yazmakta çok zorlanıyorum artık.”, açıklamasını yapması takdire şayan.
Biliyorum, kısa bir yazı oldu. Hüzünlü yazıların uzun olmaması gerekmiyor mu? Anadolu Ajansına danışmanlık yaparken nerde göreceğiz? Özlemin hüznü, ayrılığın hüznü, sevginin hüznü ila ahir… Yazının kısa olmasında fayda var.
Güle güle Hakan Albayrak… Allah, imanının mükafatını cömertliğinin şanına göre versin.
İBRAHİM SANCAK
İbrahimsancak2011@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir