“HAL OKUMALARI” ve İNSAN İNŞASI

 “HAL OKUMALARI” ve İNSAN İNŞASI

 

Küçük yaşlardan beri bizlere, Kemalizmin eğitim kitaplarında Osmanlı Devleti’nde okuma oranının düşük olduğunu, okuma yazma bilen kişilerin azlığını ve bu yüzden geri kalındığını söyler veya alt satır olarak hissettirir. Batı toplumlarının ilerleyişini Osmanlı olarak göremeyişimizin, fark edemeyişimizin nedenlerinden bazılarını; çürüyen eğitim sistemi ve okuma oranının düşüklüğü olarak gösterilir. Bu söylemlerin tamamen yanlış olduğu iddiasında değilim. Bu söylemlere denecek bir şey varsa oda “kısmen doğru“ ifadesidir. Bu “kısmen doğru” ifadesi Osmanlı Devleti’nin son yüzyılları için geçerlidir. Zira toplumun eğitim dinamikleri olan “medrese” “tekke-zaviye” kurumları son dönemlerde bozulmaya başlamış ve devletin yıkılışına kadar bozulma devam etmiştir.

 Kemalizm tarihsel birikimi reddedip kendisine varoluş zemini kurma çabası içerisinde Osmanlı Devleti’ne atıp tutabilir bu meselenin diğer tarafı. Yüzlerce yıl dünyaya çeki düzen vermiş, yönetmiş bir devletin kazara/rastgele büyük bir devlet olduğunu söylemek ahmaklıktır. Kendi insanını ve kendi toplumunu oluşturamayan hiçbir devlet ne büyük bir devlet olabilir ne de baki kalabilir. Osmanlı Devleti kendine uygun insan tipi yetiştirmek için kurduğu örgütlü/örgütsüz eğitim kurumlarını, günümüz eğitim anlayışı içerisinde doğru algılayamayız. Peki, Osmanlı okuma problemini ya da eğitilmiş insan problemini nasıl çözmüştür. Osmanlı devleti kendi insan tipini iki kurum aracılığıyla yetiştirmiştir. “medrese” ve “tekke vs”

Medrese aracılığıyla ilmi disiplinler ve ilmi tecrübeler aktarılmış. Devlet adamlar, ilmiye sınıfı ve askeri sınıf yetişmiş. Bu kurumlarda yetişen insanlar, birden çok yabancı dil, birden çok meslek, (günümüz akademik dallar diyebiliriz) sanatsal faaliyetler edinmiştir. Medreselerden yetişen insanların çok büyük bir oranı devlet kadrolarında görevlendirilmektedir. Medreselerde öğrenci sayıları sınırlı tutulmuş. Seçilen öğrenciye birebir eğitim verilmiş, maddi/manevi yatırım yapılmıştır. Verilen eğitimin sonunda donanımlı, birikimli devleti idare edecek kadrolar çıkmıştır. Sayısal olarak bakıldığında medreselerde okuyan öğrenci sayısı azdır. Peki, toplumun çoğunluğu nasıl eğitilmiştir. Toplumun çoğunlu nasıl eğitilmiş sorusuyla ulaştığımız nokta şudur. Osmanlı Devleti’nde toplumun/bireyin eğitimi sivildir. Bu sivil eğitim kuruluşları cami, tekke, kütüphane, sahaflar, loncalar, ulemaevleri, kıraathaneler olarak sıralanabilir. Bu kuruluşlar aracılığıyla birey daha çok “davranış-hal” metoduyla yetiştiriliyordu. Yeni doğan bir çocuk büyüme çağıyla beraber aile fertlerinin ait olduğu cemaat, topluluk aracılığıyla hamur gibi yoğrulup şekillendiriliyordu. Birey yüzlerce yıllık birikimi, deneyimi, insani değerleri “hal okumaları” aracılığıyla ediniyordu. “Hal okuması” kavramını insan inşasında modelleme/sözel okuma anlamında kullanıyoruz. Birey okuma yazma bilmese de ilmi, değerleri, hayatın anlamını yaşayarak/gözlemleyerek kavrıyor ve bünyesine katıyordu. Burada Osmanlı Devleti’nde kitabın işlevinin gereksiz görüldüğü, işlevinin olmadığını söylemiyorum. Bireyin somut kitaba gereksinim duymadan “hal okuması” yoluyla ilmi, ahlaki, mesleki olarak eğitildiğini söylüyorum. Bu bağlamda eğitim araçlarına değinecek olursak; sözel okumanın/modellemenin, kitabi okumaya üstünlüğünü görürüz. (tabi bu üstünlük modellenecek yetkin insanlarımız varsa) Bu kavramın günümüz karşılığı sosyal öğrenmedir.

Çağdaş Eğitim Öğretim (Öğrenci Merkezli Eğitim ve Tam Öğrenme) konulu konferans, seminer ve grup çalışmalarında üzerinde durulan bir çeşit öğrenme piramidini, yukarıda  anlatılanlar ışığında kısaca irdeleyelim.

 

         Öğrenme Piramidi:

  1. Okuyarak Öğrendiklerimizin %10’unu hatırlarız.
  1. Dinleyerek öğrendiklerimizin %20’sini hatırlarız
  2. Görerek öğrendiklerimizin %30’unu hatırlarız.
  3. Dinleyerek ve görerek öğrendiklerimizin %50’sini hatırlarız.
  4. Duyarak, görerek ve sesli tekrar ederek öğrendiklerimizin %80’ini hatırlarız.
  5. Yaparak(dokunarak-tutarak),  görerek,  duyarak ve sesli söyleyerek öğrendiklerimizin  %90’ını hatırlarız.

Yukarıdaki piramidde gözümüze ilk çarpan 6. Maddedir. Bu bahsettiğimiz “hal okuması” kavramını ifade etmektedir. Bu piramid öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini göstermektedir. Osmanlı Devleti’nde insan inşasında yüzlerce yıl bu uygulanmıştır.  Osmanlı Devleti uygulamıştır, başarılı olmuştur derken bizde uygulayalım bizde başarılı oluruz demiyorum. Başarılı/başarısız eğitim modelleri incelenmeli ve bu alanda birikim oluşturulmalıdır.

Osmanlı Devleti’nden sonra eğitim alanında Anadolu insanının kayda değer iki hamlesi olmuştur. Birinci hamle İmam-Hatip Okulları’dır. Bu kurum özlenen insan tipini kısmen yetiştirmiş olsa bile bu fırsat tepilmiştir. Anadolu insanını İmam-Hatip Okulları vasıtasıyla Batı dünya görüşüne eklemlenme süreci başlamıştır. Bu okulların günümüz ürünü “muhafazakâr/ mütedeyyin tüketici birey”dir. İkinci hamle Anadolu insanın sivil atılımıdır. Cemaat/ler aracılığıyla eğitim alanında faaliyetlere başlayan Anadolu insanı okul, yurt, bir takım eğitim kurumları açmıştır. Bunlar yapılırken yeni bir eğitim modeli ile yola çıkılmamış. Batı dünya görüşünün eğitim modeli/araçları kullanılmıştır. Bu hamlenin sonucunda yetişen insanlar, yine “muhafazakâr/mütedeyyin tüketici birey”lerdir.

Yazımızın başına dönecek olursak; medrese/tekke karışımı yeni bir eğitim modeli geliştirilme zorunluluğu görmekteyiz. Bir taraftan ilmi disiplinlerin aktarılması yönüyle medrese sistemini diğer taraftan “hal okuması” yönüyle tekke sistemini esas alan bir eğitim modeli düşünmeliyiz. Yeni eğitim modeliyle geliştirilecek olan eğitim kurumları/okulları “hal okuması”(modelleme) yapabilecekleri, ilmi disiplinleri kazanabilecekleri bir yaşam alanı olmalıdır.

Bir medeniyet tasavvuru, hayali insandan geçer, insan inşası tezi olmadan böyle bir hayalden söz edemeyiz. Düşünen/tefekkür eden Müslümanlar, tarihsel birikimi göz önüne alarak yeni bir eğitim modeli geliştirmekle mükelleftir. Kendi insanımızı yetiştirmediğimiz sürece gelecek yüzyılın/yüzyılların bizim olmasını bekleyemeyiz.

““HAL OKUMALARI” ve İNSAN İNŞASI” için bir yanıt

  1. okuyanlara çok şey katacaktır eğitime farklı bir bakış gerçekten etkilendim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir