HALK SAVAŞI DOKTRİNİ-1-

HALK SAVAŞI DOKTRİNİ-1-
Tarihte halk savaşları yapıldı fakat “halk savaşları doktrini” geliştirilmedi. Özellikle kurtuluş savaşlarında halk savaşlarına yakın mücadeleler yürütüldü. Tabii ki her kurtuluş savaşında halkın savaşa katılma oranı “halk savaşı” seviyesine kadar çıkmamıştır ama kurtuluş savaşlarının genetiği halk savaşlarına uygundur.
Şu anda İslam dünyasının içinde herhangi bir ülke batı veya doğu blokuna karşı savaşacak güçte değil. İslam alemindeki parçalanmışlık çok ileride, coğrafya (ülke) olarak çok büyük devletler yok, nüfus olarak büyük kütleler yok, ekonomi olarak birkaç yıllık savaşa dayanacak olan yok, askeri alanda kendine yeterli savunma ve silah sanayine sahip olan ülke yok vesaire.
En fazla Müslüman nüfusunun olduğu kavim, Hintlilerdir. Pakistan, Bangladeş ve Hindistan’da olmak üzere Hintli Müslüman sayısı altı yüz milyondan fazladır. Bu da yaklaşık dünya Müslüman nüfusunun üçte birine tekabül eder. Bu Müslüman nüfus ise Pakistan, Bangladeş, Hindistan ve bunların çevrelerindeki bazı ülkelere dağılmış durumdadır. Keza Arap dünyası, Türk dünyası, Malay coğrafyası da dağınık durumdadır.
Konuya bu şekilde bakıldığında “halk savaşları doktrini” bir seçenek değil zorunluluktur. Önümüzdeki on ile yirmi yıl içinde lazım olacağı düşünülen, en fazla yirmi yıl sonra büyük bir blok haline geleceği için ihtiyaç hissedilmeyecek olan halk savaşları doktrini, bu gün için acil ihtiyaç listesindedir.
*
Halk savaşları doktrini, “sürekli savaş”, “topyekun savaş”, “yaygın savaş”, “hayatın işgali”, “sathın zaptı” prensiplerine sahiptir, bu prensipler üzerine kurulmaktadır.
Hayatın işgali prensibi, tüm hayatın savaş esasına göre organize edilmesi, tüm ihtiyaçların savaş gözetilerek karşılanması, tüm konuların savaşa ayarlı şekilde düzenlenmesi vesairedir. Hayatta savaşla ilişkilendirilmeyen herhangi bir konu yoktur.
Sathın zaptı prensibi, tüm coğrafyanın mevzi ve cephe olarak görülmesini, ona göre inşa edilmesini, ülkenin her milimetre karesinin merkez karargah tarafından tarassut altında tutulmasını gerektirmektedir. Savunma hattı yoktur, savunma hatları vardır, savunma hatları ise arka arkaya mümkün olan en sık aralıklarla kurulur. Savunma hatlarını tutanlar askerler değil, halktır. Gıdadan yakacağa, giyecekten barınağa kadar her alan bir cephe veya mevziidir.
Sürekli savaş prensibi, dayanıklılık içindir. Savaşlarda ilk ve son vurulan, mutlaka imha edilmesi gereken güç kaynağı, dayanıklılıktır. Bir ordu veya halk iyi savaşabilir ama uzun bir savaşa dayanamayabilir. Savaşın neticesini alanlar, savaşı zafer ile neticelendirenler dayanıklı olanlardır. Sürekli savaş prensibi halkın dayanıklılığını uzatmak içindir, bu sebeple savaşı hayat tarzı haline getirecek, savaşta hayatı yaşamayı mümkün kılacak tedbirler, münasebetler, müesseseler, hayat alanları, hayat tarzları geliştirir. Sürekli savaş prensibi, gerekirse savaş nesilleri yetiştirir.
Topyekun savaş prensibi, halkın ve kaynakların tamamını savaş için seferber edebilme yeteneğini geliştirir. Sadece halkın tamamını veya büyük çoğunluğunu savaşa ikna etmek değil, aynı zamanda hayattaki her kaynağın, imkanın, malzemenin savaşa sevkedilebilmesidir. Sadece insanların savaş için harekete geçirilmesi yeterli değildir, mutlaka tüm imkanların savaş için harekete geçirilmesi gerekiyor.
Yaygın savaş prensibi, savunma hatlarının kırılacak ve imha edilecek kadar sert şekilde kurulmamasını, her savunma hattının yeterince esnek olmasını temin eder. Bu sebeple hiçbir savunma hattı aşılamaz, geçilemez, imha edilemez. Düşman kuvvetleri bir savunma hattını geçtiğinde, düşmanın arkasında o savunma hattı varlığını devam ettirir ve düşmanı arkadan vurur.
*
Halk savaşı doktrininin yukarıda sözü edilen prensiplerinin her biri en azından bir kitap konusudur. Fırsat buldukça prensiplerin her birini bağımsız bir yazı konusu haline getireceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir