HAMAS’IN ASALET VE ZAFERİNİN ANLAMI

HAMAS’IN ASALET VE ZAFERİNİN ANLAMI

İsrail’in Gazze saldırısı, hem milletlerarası şartlar hem de bölge (Ortadoğu) şartları bakımından en uygun bir dönemde gerçekleşti. İsrail, son yıllarda en güçlü olduğu, Hamas’ın ise en zayıf olduğu bir dönemde saldırdı. Şiilerin, Suriye’nin, Hizbullah’ın ve İran’ın hiçbir desteğinin olmadığı bir döneme denk gelmesi ayrı bir hususiyettir ki, böylece Filistin meselesi Şii tasallutundan da kurtulmuş durumdadır.

Hamas için en kötü şartların olduğu açık, en zayıf döneminde olduğu da açık. İzzettin El-Kassam Tugaylarının bu şartlar altında kara harekatına karşı muhteşem bir savaş yürütüyor olması, İsrail’in karada ilerlemesini ilk adımlarında durdurması, İsrail ordusuna ağır kayıplar verdirmesi, bütün bunların da İsrail ordu yetkilileri tarafından itiraf edilmesi, Allah Azze ve Celle’nin rahmet ve nusretinin Gazzeli yiğitlerle beraber olduğunu gösteriyor. En zor şartlarda, en zayıf durumda, her şeyin aleyhlerine olduğu bir vasatta İzzettin El-Kassam Tugaylarının yürüttüğü “iman savaşı”, yeni dönemin işaretidir.

Hamas, büyük sivil kayıplara rağmen Mısır veya ABD’nin istikametinde ateşkes teklifini kabul etmiyor. Mısır diktatörüne meşruiyet sağlamak yerine ağır kayıplar vermeyi göze alıyor. Gazze’nin cennet halkı da bu siyasetten şikayetçi değil ve Hamas’ın asaletini destekliyor. Melun Yahudi ordusu Gazze’de mahalleleri toptan yakıyor, bir mahallede altmış civarında insanı katlediyor ama iman ve asalete boyun eğdiremiyor, teslim alamıyor, kara harekatında tökezliyor, ağır kayıplar veriyor. Hamas, en zor şartlarda kendini destekleyen Türkiye’yi yalnız bırakmıyor ve dünyayı (BM ve batıyı) Türkiye’ye mecbur ediyor. Türkiye hükümetinin Hamas’tan böyle bir talepte bulunma hakkı ve imkanı yok, zaten de böyle bir talepte bulunmuyor. Buna mukabil Hamas, Türkiye’yi bırakmıyor, Türkiye’nin itibarını ayaklar altına almıyor, aldırmıyor, dünyayı da Türkiye’ye mecbur ediyor. Hamas, Mısır’ın ateşkes teklifini kabul etseydi, içinde bulunduğu zor şartlardan dolayı hiçbir tenkit ve itiraz hakkımız yoktu, yüzlerce sivil vatandaşının şehit olmasına, binlercesinin yaralanmasına, tüm altyapılarının çökmesine rağmen direnmelerini ve Türkiye’nin itibarını korumalarını isteme hakkımız tabii ki yok. Ama Türkiye böyle bir talepte bulunmadan Hamas’ın bu siyaseti takip etmesi, her türlü takdirin üzerindedir.

İslam’ın izzetli yiğitleri, Gazze’de imanın ne olduğunu gösteriyor. İşte bu şartlarda Hamas’ın kara harekatına karşı zafer kazanması, en zor durumda bile Müslümanların neler yapabileceğini göstermesi bakımından fevkalade bir hadisedir. Hamas yalnız başına zafer kazanır, İsrail ve batıyı bu şartlarda ateşkese mecbur ederse, dünya Müslümanları ve Türkiye yeni bir safhaya geçmiş olacak.

Dünya Müslümanları, en zayıf şartlarda bile neler yapılabileceğini, gücün Allah’ta olduğunu, Allah’a inanan, O’na iltica eden, O’na itimat edenler yiğitlerin neler yapabileceğini görecek. Gücün ABD’de, İsrail’de, İngiltere’de, silahta, maddi varlıklarda olmadığını anlayacak. Gazze Müslümanlara yeniden ruh üfleyecek, yeni bir dirilişin ateşini yakacak, yeni bir dalgayı tetikleyecek. Hem İslam aleminde hem de dünyada yeniden halk hareketleri başlayacak, mevcut batı misyonu gibi çalışan siyasi iktidarlarla hesaplaşma artacak, diktatörler tekrar devrilmeye başlayacak.

Mısır’ın alelacele ateşkes için devreye girmesinin bir sebebi, diktatör yönetimin meşruiyet sağlama çabası olduğu kadar, bir sebebi de Gazze’nin oluşturacağı halk hareketinden korkmasıdır. Gazze direndikçe diktatörlerin ayakta kalma imkanı ve gücü azalacak, Gazze zafer kazandığında ise sadece İsrail değil diktatörler de mağlup olacaktır.

İsrail’in Gazze saldırısı, devletler (yönetimler) ile halklar arasındaki mesafeyi iyice açmaya başladı. Sadece Müslüman halklar değil, dünya hakları da biliyor ki, kendi devletleri ve yönetimleri İsrail’e destek vermese bu katliam yaşanmayacak. Hal böyle olunca halklar kendi iktidarlarına karşı harekete geçecek, kendi yönetimlerini protesto etmeye başlayacaktır. Bu ayrışma İslam ülkelerinde mevcut yönetimlerin devrilmesine, diğer ülkelerde ise bir adalet arayışına sebep olacak.

İsrail’e açıktan ve şartsız destek veren devletlerin sayısına bakınca, dünyada siyasetçilerle (yönetimlerle) halklar arasında bir dünya savaşı başladığı anlaşılıyor. Tüm dünyayı harekete geçiren bu hadise, bir avuç toprakta yine bir avuç yiğit tarafından dünya savaşı yürütüldüğünü göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Yıllardır sabreden Gazze, Allah Azze ve Celle tarafından o kadar büyük bir ihsana layık görüldü ki, tüm dünyanın insani kutbunu yalnız başına temsil etme vazifesi verildi. İnsanlık, kendini Gazze’ye bakarak hesaba çekiyor ve saflarını seçiyor. Ve dünyadaki siyasi düzene bakın ki, hiçbir “insani” ve “vicdani” hususiyet kalmamış. İnsanlığı ve vicdanı artık devletler değil, halklar temsil ediyor, o temsiliyetin zirvesini tutan ise Gazze’dir. Evet, Gazze artık bir “mikyas”tır, hatta tek mikyas olma yolunda ilerliyor. İnsanlık Gazze’nin yanında yer alıyor, şeytan ise karşı tarafta…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir