HAYRETTİN KARAMAN NEREYE BAKACAĞINI BİLMEYEN ADAM

HAYRETTİN KARAMAN NEREYE BAKACAĞINI BİLMEYEN ADAM
“Hayrettin Karaman, fikrini beyan ederken kendini tekzip eden adam” başlıklı yazımıza gelen tepkiler üzerine o konuya devam etmemiz gerekti. Tepkiler bir intizam içinde gelmediği için, tek tek cevaplamak yerine, hepsini toparlayıp bir yazı konusu yapmayı uygun gördük.
27 Ağustos 2010 tarihli yazısında ve başka yazılarında görüldüğü üzere, “recim cezası” ile ilgili batılıların “insanilik” ithamlarından etkilendiği anlaşılıyor. Batılılardan ve onların eleştirilerinden etkilenen birisinin, aklının ve anlayışının doğru merkezde olması kabil değil. Belki de bu sebeple, Hadis-i Şeriflerin uydurma olduğunu söylemenin mümkün olmadığını tespit ettikten sonra “…getirdikleri recim cezasıyla ilgili bazı sorular ve problemler de yok değildir:” diyebiliyor. Yani yanlış yerden etkilenmeye başladığınızda, doğru yerden (Hadis-i Şeriften) etkilenmez oluyorsunuz.
Yanlış yerden etkilenmeye başlayınca, yanlış yere (noktaya) bakmak kaçınılmaz oluyor. Recim cezası ile ilgili olarak bakması gereken doğru nokta, ispat konusudur. Yani muhakeme hukukuna bakmalıydı. Karaman “muhakeme hukuku yerine” hukukun kendine (maddi hukuka) bakıyor ve böyle bir cezanın olmadığını söylemek cüretini gösteriyor.
Recim cezasının tatbik edilebilmesinin şartlarına kısaca (herkesin bildiği kadarıyla) bakalım. Dört erkeğin, bir çiftin (erkek ve kadının) zinasını, tenasül uzuvlarının duhulüne kadar teferruatıyla görmesi ve şahitlik yapması gerekir. Veya çiftin veya çiftin birinin dört defa ikrar etmesi gerekir. İkrar bahsini ayrı tutalım çünkü orada zina eden mümin veya mümine, günahından temizlenmek için cezanın tatbikini bizzat kendisi talep ediyor. İkrar dışındaki ihtimalin gerçekleşmesi nasıl mümkün olabilir?
Dört şahidin bir kadın ile bir erkeği o kadar yakın şekilde nasıl ve nerede görebilir? Çiftin evinde veya herhangi bir evde dört erkek şahit o hadiseyi göremez. Görmesi için mesken masuniyetini ve mahremiyeti ihlal etmesi gerekir ki bunlar ayrıca bir suçtur. Şahitler suç işleyerek elde ettikleri bilgiyi mahkemede anlatamazlar, anlatırlarsa kendileri de işledikleri suçtan dolayı yargılanır ve cezalandırılırlar. Suçun ispatı için dört erkek şahit aranıyor ama o suça şahit olmanın yolu kapalı.
Sadece İslam hukuku değil, İslam’ın hiçbir alt sistemi (ahlak, edep veya diğerleri) bir çiftin zina suçunu işlediğini ispat edecek derinlikte bir şahadetin önünü açmaz. Müslümanların gözlerinin önünde cereyan ediyor olsa dahi, “arkanı dön, bakma” der.
Faili ile mağduru aynı olan (zina da olduğu gibi) suçlar res’en (kendiliğinden) takip edilmez. Dolayısıyla bir evde zina suçu işlendiği ihbar ve şikayet edilse, o suç işleniyor mu işlenmiyor mu diye ev basılmaz. Kısacası, suç İslam Ceza Hukukunda mevcut fakat İslam Ceza Muhakemeleri Hukukunda ispatı fevkalade zordur. Bu sebeple İslam tarihinde recim cezasının tamamına yakınının tatbikatı ikrar üzerine kuruludur.
Neredeyse ispat hukuku (ceza muhakeme hukuku) bakımından tatbiki imkansız hale getirilen bu cezanın olmasının anlamı nedir? İşte İslam’ın hayatı hangi çapta kuşattığını gösteren bir hadise… İnsanın ve hayatın tabiatı o kadar nankör, cahil ve zalimdir ki, normal şartlarda ve İslam cemiyetinde olması mümkün görünmeyen bu hadise, bir şekilde ortaya çıkabilir. İslam’ın mana hacmini kendi dar ufkumuza sıkıştırırsak, neticede İslam’da reform yapmaya kadar gideriz.
Suç, cezanın ispatı kabil şekilde işlenemez mi? İnsanlığın bu günkü haline bakınca, “işlenebilir” cevabını vermek gerekiyor. Nasıl? Dört tane erkeğin bir çifti, suç işlemeden, zina halinde görebilmesi için, modern tabirle toplu seks yapmaları gerekiyor. Veya dört kişinin kendilerini seyretmesine müsaade etmeleri halinde ispat mümkün hale geliyor. Doğrusu bir asır geriye gittiğinizde böyle bir hadiseyi belki hayal bile edemezsiniz ama insanlığın bu gün geldiği noktaya bakınca, böyle şeylerin olabildiği görülüyor. Diğer taraftan, suç işlemeden zina suçuna şahit olabilmek için bir çiftin kamuya açık yerde ve alenen zina suçunu işlemesi gerekir. Keza insanlığın geldiği noktaya bakınca bunun da cereyan ettiği malum.
Şimdi, zina suçunun, toplu seks şeklinde veya bir çiftin kendilerinin izlenmesine müsaade etmesi yoluyla veya aleni halde işlenmesi halinde, recim cezası ağır mı görünüyor? Tabii ki İslam cemiyetinde böyle şeyler olması beklenmez. Ama bu noktalara kadar yozlaşmış bir cemiyette bu cezanın tatbiki hangi aklınızı veya vicdanınızı yaralar? Sizin akıl ve vicdanınızın madeni nedir? Akıl ve vicdanınızın madeni İslam değilse, Müslümanlarla ne alıp veremediğiniz var?
NURETTİN SARAYLI
nurettinsarayli@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir