“HİÇ GÜZEL OLMASAYDI, ÖLÜR MÜYDÜ PEYGAMBER”

“HİÇ GÜZEL OLMASAYDI ÖLÜR MÜYDÜ PEYGAMBER”
Ölüm müthiş bir şey… İnna lillah ve inna ileyhi raciun… O’ndan başka gidecek kimse yok, O’ndan başka bir mercii yok, O’ndan başka hiçbir şey yok.
Dünya garip, dünya hayatı garip… İnsan kendi bedeni üzerinde bile mülkiyet sahibi değil, kendi bedenini bile götüremiyor. Kendi ruhunda bile mülkiyet sahibi değil, aman Allah’ım… Senden başka hiçbir şey yok, hiçbir zaman yoktu, elan da yok… Senin varlığın karşısında “varlık iddiası”, küfrün en derin hali midir Allah’ım? Tevhidin müntehası burası mıydı?
Ölüm, dünya hayatı için firak… Dünya hayatı yani yalan hayat… Onun firakı da yalan olmalı… Öyleyse ne gam… Hakikatte vuslat olan, bu dünyada firak…
Yalan dünya, yalan hayat… Ama nasıl bir “yalan” ki bu, ateş yakıyor, su boğuyor. Nasıl bir yalan ki, kaskatı bir gerçek… Bu sebeple midir, hakikat başka, gerçek başka… Hakikatin ateşinde yanmayanları mı yakıyor, gerçeğin ateşi?
İnna lillah ve inna ileyhi raciun… Bu mukaddes ölçüyü anlamak mıydı, tevhidi anlar gibi olmak.
Hep şaşırmışımdır, “ölmeden önce ölenlerin” ölmesine… Ölüm bir tane değil miydi, ölmek bir defa değil miydi? Emir Allah’ındır, emir O’ndandır. Her nasıl murat ederse, öyle vaki olur. İnanmamak ne kabil, itaat etmemek ne mümkün? Mülk sahibi O’dur, iman, O’nun emrine rıza göstermektir.
Akıldan ibaretse mesele, “ölmeden önce ölenlerin” ölmesini anlamadım. Miracın sahibi, iki cihan Serveri Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz, miraca, bu dünyadayken çıktı, insanlığın ölümden sonra bile ulaşamayacağı irtifaa çıktı, ölüm hususunda ne kadar katidir ki Sünnetullah, hükmünü O’nun için de icra etti. Ölümden sonra bile ulaşılamayacak makama, “huzura”, bu dünyadayken çıkan “Sevgililer sevgilisi” için hükmünü icra eden Sünnetullah, kimi istisna kabul edebilir ki…
Hey büyük üstad, bu muydu hissettiğin; “Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü peygamber” mısraında dillendirdiğin hakikat?
İnna lillah ve inna ileyhi raciun… Kur’an-ı Kerim’in özü ve özeti değil midir bu mukaddes ölçü? Varlık telakkisi, insan telakkisi, hayat telakkisi bu mukaddes ölçüde dürülmüş bükülmüş halde mevcut değil midir? Bu ölçü kadar hacimli ve derin bir mana ihtiva eden, bu ölçü kadar hakikati sarih bir şekilde beyan eden başka ne var ki? “Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini hakkıyla anlayan, tamamını anlamış olur” hikmeti, en çok da bu Ayet-i Kerime için değil midir?
*
“Ölmeden önce öldüğüne” inandığım en yakınımdaki insan, babam, vefat etti. Hakkında ciltlerce eser yazabileceğim zat, Hakk’a yürüdü. Doksan yaşındaydı, hayatının kırk kusur yılını hatırlıyorum, yabancılar bir tarafa, çocuklarının yanında bile ayaklarını uzattığını görmedim, son yıllarda romatizmadan mustaripti ve ayaklarını bazen uzatırdı lakin üzerine seccade, hırka ve benzeri şeyler örter, onları setrederdi. İnna lillah ve inna ileyhi raciun… Maksadı ifade için bu kafi olsa gerek.
*
Cenaze, 22.07.2013 tarihinde, K.Maraş ulu caminden, öğle namazını müteakip kaldırılacaktır.

“HİÇ GÜZEL OLMASAYDI, ÖLÜR MÜYDÜ PEYGAMBER”” hakkında 1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir