HİPNOZ-2-HİPNOZLA İNSANA NELER YAPTIRILABİLİR?

HİPNOZ-2-HİPNOZLA İNSANA NELER YAPTIRILABİLİR?
Hipnoz yoluyla insanda hangi derinliğe kadar inilir ve neler yaptırılabilir? Hipnozun kritik sorusu budur.
Hipnoz yoluyla insanın zihnine kadar girilir. Zihin irade dışı etkilere açık olduğu, bu tür etkilenmelere aşina ve alışık olduğu için mümkündür. Zihni evrende hipnoz yoluyla birçok şey yapılır ve yaptırılır. Hipnoz konusunda kritik eşik de burasıdır.
Zihni evrene girilir de kalbi evrene girilir mi? Kural olarak hayır fakat bazı durumlarda kalbi evrene girilmesi de mümkündür. “Kalp ruhun ikametgahıdır, zihin aklın ve nefsin…” (Kaynak Haki Demir) Kalbi evrene girilmesi ile zihni evrene girilmesi arasında çok fark var. Zihni evrene girmek çok kolay fakat kalbi evrene girmek zor… Kalbi evren ruhun ikametgahı olmasından dolayı, oraya girmek için ruhu etkilemek gerekir. Hipnoz, temelde ruhu etkileyecek bir metot değildir.
Ruhun temel iki yönelişi var; iman ve aşk… İki temel faaliyetin kaynağıdır, duygu ve düşünce… Ruh bunlar vasıtasıyla etkilenebilir. İman ve aşk, duygu ve düşünce…
Ruh iman ettiğinde kalbi evrende tam tasarruf sağlar, aşık olduğunca ise maşuk, kalbi evrene kadar girer. Kalbi evrene kestirmeden girmenin yolu, iman ve aşktır. Bunların dışında doğrudan kalbi evrene girmek imkansız gibidir.
Duygu yoluyla kalbi evrene girmek için, ruhun tabii duygu akışlarından birini kullanmak gerekir. Duygu hem imanın hem de aşkın yolunu açabilir. Yoğun duygululuk halleri, kalbi evrene girmek için faydalanılabilecek ruhi durumlardandır. Düşünce ise imanın yolunu açabilir, aşkın yolunu açamaz.
İnsanların iman sistemleri ile güçlü duygu mecraları kalbi evrene açılan kapılardır. İman etmiş bir ruh, kapılarını iman koridoruna açar ve diğer tüm koridorları kapatır. Bu durumda kalbi evrene girmek için imandan başka bir yol (koridor) kalmaz. Bu noktada iman sistemi elek vazifesi görür. Sağlam bir dokusu (sistemi) bulunan iman, kalbi evreni işgal eder. Ruhun temel yönelişi olan iman kalbi evreni işgal ettiğinde, iman sistemine uygun olmayan hiçbir şey kalbi evrene giremez.
Dünyadaki iman sistemlerine bakıldığında, çok çeşitli ve çelişik olduğu görülüyor. İman sistemleri, düşünce sistemlerine benzemez. İmanın da bir düşünce sistemi olduğu doğrudur ama düşünce sistemi imanın neticelerinden biridir. Dolayısıyla iman sistemi düşünce sistemlerinden farklıdır. İman sistemi kendi içinde çelişik bir yapı arzediyorsa, çelişkilerin açtığı koridorlar meydana gelebilir. Bu ihtimalde kalbi evrene imana aykırı etkilerin ulaşması mümkün olabilir.
*
Hipnozla zihne girilebildiği için, zihinde yapılan her işi yaptırmak mümkün olabilir. Kalbe girme imkanı elde edildiğinde ise kalpte yapılabilecek bazı işlerin yaptırılması mümkün.
İnsanların çoğunluğu, hayatlarının kahir ekseriyetini zihni evreninde yaşıyor. Bu tür insanlara hayatlarında yaptıkları her işi hipnoz yoluyla yaptırmak mümkün… Sistemli bir imana sahip olmayan insanların kalbi evrenine de girmek mümkün olduğu için, onlara herşeyi yaptırmak ihtimal dahilindedir. Bu tür insanlara herhangi bir şeyi yaptırmanın tek engeli, korkularıdır. Zihni evrenlerinde ürettikleri korkuları aşmak mümkün olur ama ruhtan kaynaklanan korkuları aşmak imkansızdır. Ruhtan kaynaklanan korkular, ölüm korkusu gibi temel korkulardır.
*
Bu safhada Müslümanlar için kritik soru şudur; Müslüman insanın kalbi evrenine irade dışı girilebilir mi? Hayır. İslam’ın teklif ettiği “iman sistemi” muhkemdir, hiçbir sızıntıya fırsat vermez. Teorik olarak böyledir ama pratikte bunun aksine misaller görülmüyor değil. İslam’ın teklif ettiği iman sistemi sızıntıya imkan vermez ama Müslümanların İslam’ın teklif ettiği iman sistemini anlama ve ruhlarına (kalplerine) yerleştirmelerinde problemler yaşanabiliyor. Bu noktaya azami dikkat…
Müslümanları hipnoz ederek mesela haram işletilemez. Mesela Müslüman bir kadının elbiselerini çıkartmak mümkün olmaz. Bunların yapmaları istendiğinde ne olur? Uyanır, hipnozdan çıkar. Peki bu durum mutlak olarak böyle midir, yani her zaman ve her Müslüman için böyle midir? Pratikte hayır. Sebebi ise Müslümanların kalbi ve zihni evrenlerini inşa etmekte bazı hatalar yapmasıdır. Bunların neler olduğunu yazmak, Müslümanları istismar etmek isteyenlere bilgi vermek olacağı için susuyoruz. Çünkü bu bilgilerin piyasaya savrulması halinde, ABD ordusunun veya başka kuruluşlarının, Müslüman gençler arasından intihar eylemcisi bile yetiştirmesi mümkün. Irak’ta süregelen olaylara (bazı intihar eylemlerine) bakınca, sanki ABD bu tür bilgilerin bir kısmına sahipmiş gibi geliyor.
Kısaca söylemek gerekirse, bir Müslüman hipnotize edilerek bir haram yaptırılabiliyorsa, o Müslüman başta imanı olmak üzere, kalbi ve zihni evrenini, akıl bünyesini, duygu mecralarını kontrol etmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir