Hz. İnsan

Hazret-i İnsan diyoruz çünkü o yeryüzünün halifesidir!

Yeryüzünün tasarruf ve hâkimiyetini elinde bulundurması, yaratılmışlar arasında Rabb’e muhatap olan yegâne varlık olması hasebi ve Rabb’imizin “And olsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık… Yarattıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.” (İsrâ/70) buyruğu ile insan, ayrı bir kıymeti haizdir.

Hiçbir bedel ödemeksizin en güzel biçimde yaratılan insan değil mi? (Tîn/4)

Göklerin, yerin, dağların yüklenmekten ictinab ettikleri mukaddes emaneti omuzlayan insan değil midir? (Ahzâb/72)

Diğer mahlûkâttan farklı olarak akıl, ruh, vicdan ile teçhiz edilen ve bir takım mükellefiyetler yüklenmek sûretiyle yeryüzüne gönderilen insanoğlu değil mi?

“(Rabb) O’na ruhundan üfürdü”  (Secde/9) iltifatına mazhar olan insan, Cenâb-ı Mevlâ’nın bir nazarına matuf olmakla bin bir türlü hürmet edilen kul yapımı, taştan ma’mûl Kâbe’den daha mı az değerlidir?

Ayağa kalktığı bir cenaze için sahabenin “Ya Rasûlallah, o Müslüman değildi.” demeleri üzerine “Müslüman değilse insan da mı değil?” cevabını veren Hz. Muhammed’in (sav) ümmeti değil miyiz? Bu davranış bir anlam ifade etmiyor mu?

Musa ve Harun’u (as) azgın ve sapkın Firavun’a gönderirken “Ona tatlı, yumuşak bir tarzda hitap edin. Olur ki aklını başına alır yahut hiç değilse biraz çekinir.” (Tâhâ/44) buyuran Allah (cc) bir kulun bir kula sesini yükseltmesine,  insanın incitilmesine râzı olur mu? Kim Hz. Musa’dan üstün olduğunu iddia edebilir veya kimi Firavun’dan aşağı olmakla itham edebiliriz?  Öyleyse Hazret-i İnsan’ı incitme hakkını kim-kimden-nasıl alabilir?

Mezkur Rabbânî hakikatlerin sırrına vâkıf olan ilimde derinleşmiş irfan erleri insanlara yaklaşımlarında “ne olursan ol yine gel” felsefesini temel düstur edinmişlerdir. Yüce yaratıcının değer verdiğine değer vermemeyi kötü bir haslet addederek “yaratılanı yaratandan ötürü sevme-hoşgörme” öğretisini sistemleştirmişler ve insanların kalplerine yerleştirmeye çalışmışlardır. Çünkü dünyayı yaşanabilir yapan cevher sevgi ve hoşgörüden başka bir şey değil.

 

Sonuç itibarıyla az ve öz olarak ifade edelim:

Her insanda Tanrı bilgisi kodlanmıştır, çözebilirse…

Her insan doğuştan değerli, ya bilir ya bil/e/mez kıymeti…

Her insan gönlünü nazargâh-ı İlâhi yapabilir, temizleyebilirse…

Her insan üstünlükte melekleri sollama potansiyeline sahiptir, kullanabilirse…

Her insan Allah’tan bir nefestir ya nefes nefes o nefesle yaşar ya da nefisle tüketir ilahî nefesi…

 

Ne diyordu HulûsÎ Efendi Hazretleri:

Nefsine yan çıkıp da Kâbe’yi yıksan dahi

İncitme, gönül yıkma, ger uslu ger deli ol

Vesselâm.

 

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir