İÇ SAVAŞ TEŞEBBÜSÜ…

İÇ SAVAŞ TEŞEBBÜSÜ…
Paralel İhanet Çetesi (P.İ.Ç.), 15.07.2016 gecesi hem orduya hem de millete darbe yapmaya teşebbüs etti. İlginç olan, darbenin birinci safhası olan orduya darbe kısmını da belli oranda başarmış olması. Fethullah İhanet Çetesinin en önemli özelliği, kadro hareketi olmasıdır. O sahadaki becerileri (maharet diyemiyorum) çok ileri seviyede… Dün geceki teşebbüsün birinci safhasındaki başarılarına, mesela Genelkurmay başkanını ve daha kaç tane yüksek rütbeli komutanı rehin almalarına bakınca bu özelliklerini inkar etmek zor. Darbe, net bir şekilde, ikinci safhası olan “millete darbe” kısmında durduruldu ancak.
Bu nokta dikkat çekici, hem orduya hem de millete darbe yapabilmeyi gözlerine kestirmeleri, başka bir ifadeyle buna cüret etmeleri gerçekten tetkike değer bir mesele… Ordunun içindeki küçük bir klik, orduya, devlete ve millete darbe yapacak ve bunu başaracak inanç ve düşünceyi, zihni dünyasında nasıl üretebilir? Delide bile akıldan bir kırıntı vardır, hayatın her sahasında delilik alameti gösteren bir insan bulmak zordur, birkaç ufak tefek meselede de olsa akıllıca davranış sergileyebilir her deli. Orduya, devlete ve millete hemzaman olarak ve bir gecede darbe yapabilme düşüncesini ve cüretini üretecek bir zihni evren, klinik incelemeye alınmalıdır.

Halkı tanımamış ve adam yerine koymamış olmak gibi bir stratejik hata yapmalarını anlıyoruz, zira kendileri kadro hareketidir ve bugüne kadar ki tüm başarılarının temeli budur. Halkla hiçbir şey yapmadılar, tüm işlerini ve başarılarını kadrolarına borçlular. Kendiler, yıllardan beri teşkilatlı oldukları, insanları da devasa güçleriyle tek tek köşeye sıkıştırıp zapt altına aldıkları veya etkisizleştirdikleri malum. Ürettikleri tek tecrübe bu olunca, halkın, tek tek gözünü korkuttukları kalabalık zannettiler. Neticede halkı dikkate almadıkları, adam yerine koymadıkları, gözlerine kestirdikleri malum, bunun ne kadar büyük bir stratejik hata olduğu da açık. Fakat meselenin geri kalanı da akıl karı değil.
Ağırlıklı olarak Ankara ve İstanbul’da teşkilatlandıkları, Anadolu’da ise birkaç şehirde teşkilatlanabildikleri görülüyor ihanet şebekesinin… Askerlikten hiç anlamayan bir gurubun bile emir-komuta zincirinde olmayan bir teşebbüsün, Anadolu’nun yarısından fazlasında inisiyatifi ele alacak kadar teşkilatlanmadan böyle bir teşebbüse geçmeyi düşünmesi mümkün değil. Öyleyse başka bir mesele olmalı değil midir?
Anadolu’da gözaltına alınan çok sayıda general ve albay olduğu haberleri geliyor. Albay ve general seviyesinde çok sayıda subayın olduğu Anadolu’da neden teşkilatlanamadılar ve inisiyatifi ele alamadılar? Kadro hareketinin bir özelliği (zafiyeti de) bu… Askersiz komutan ne işe yarar? Gözaltına alınanların çoğunluğu, binbaşı, yarbay, albay ve tuğgeneral… Kumanda heyetinin tam ortası, yani tümgeneral, korgeneral ve orgeneral çok az… Bu rütbeler, orduyu temsil etme mevkiinde olduğu için, ordu adına hareket ettikleri intibaını üretemediler. Yarbaydan aşağıda fazla bir kadroları olmadığı görüldüğüne göre, operasyon birimleri de yoktu, askerleri “tatbikat” diyerek sahaya sürmüşler. Az sayıda operasyon birimi olduğu, onların da Ankara ve İstanbul’da yüksek rütbeli komuta kademesini ve bazı stratejik noktaları ele geçirmek için kullanmışlar. Bu meseleleri önümüzdeki günlerde teferruatıyla tetkik edecek ve yazılar yazacağız, burada kısaca temas etmek istediğimiz nokta, Anadolu’da inisiyatifi ele alacak kadar teşkilatlanamadıklarını ifade etmekle sınırlı.
*
Haki Beyin gece, hadisenin sıcak saatlerinde facebook’ta ifade ettiği bir husus var; “Darbe teşebbüsünden çok iç savaş çıkarma teşebbüsü gibi görünüyor, teşebbüs akim kalmasına rağmen bazı gurupların direnmeye devam etmesi, iç savaş tahriki olmalı, PKK ile işbirliği yapmış olmaları yüksek ihtimal”…
Şöyle mi düşündüler, “Biz harekete geçtiğimizde Akparti ve Erdoğan düşmanları bizim yanımızda yer alır, darbe gerçekleşmese bile iç savaş çıkar. İç savaş çıkarsa batı da müdahale eder” ila ahir… İşin doğrusu ABD’nin ilk resmi açıklamalarına bakılırsa, darbe teşebbüsünden haberdar oldukları ve ellerini ovuşturdukları istikametinde… Yani iç savaş çıksa, batının bir şekilde müdahil olacağını, içeride kendilerine destek verenlerle birlikte ülkeyi zapt altına alacaklarını düşünmüş olmaları yüksek ihtimal… Vay canına…
“Paralel İhanet Örgütü, yani kısaca P.İ.Ç bunu yapar mı?” diye sorarsanız, hem de keyfinden dört köşe olur. Bunların PİÇ olması neseben değil, anne ve babalarına iftira ve hakaret etmek istemeyiz, bunların PİÇ’liği, itikadi ve fikri sahadadır. İtikatları ve fikirleri piçtir, zira Fethullat’tan ibarettir, ondan geriye gitmez, yani nevzuhurdur.
Bu mesele çok önemlidir, itikat ve fikirde Nevzuhur olmak tarih boyunca felaket sebebi olmuştur. İtikat ve fikirde Nevzuhur olmak, sadece Fethullat ile ilgili ve sınırlı değildir, o bir tanesidir, Türkiye’de bu özelliklere sahip başka guruplar da mevcuttur. Fethullat İhanet Örgütü, Nevzuhur nesepsizlerin en güçlüleridir ve bu güne kadar operasyon yapma gücüne sahip olandır. Diğer Nevzuhur itikat ve fikir piçlerinin de gücü eline geçirdiğinde Fethullat kadar, hatta daha fazla vahşileşecekleri asla unutulmamalıdır.
*
Darbe veya iç savaş teşebbüsü neticeye ulaşamadı… Şimdi ne olacak? Devletin her kuruluşundan ve halkın içinden tek tek temizlenecekler. Artık hiçbir propaganda yapma imkanları kalmadı, silahlı terör örgütünün çok ötesine geçtiler, darbeye teşebbüs ettiler. Bu hainlerle en küçük işbirliği olanların bile artık yaşama hakkı kalmadı.
Kısacası şu; tasfiye süreci hızlandı. Hükumet her sahada tasfiyelere başladı. Anayasa mahkemesinden HSYK’ya, yüksek yargıdan ilk derece mahkemelerinin hakim ve savcılarına kadar yayıldı tasfiye faaliyeti. Bundan sonra yaşayabilecekleri yer, kanalizasyonlar…
Darbe ve iç savaş teşebbüsünü önleyen kahraman milletimizin ellerinden öpüyoruz.
Milletimize hayırlı olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir