İÇTİHAT ŞURASI-İÇTİHAT MEVZULARI VE ÇEŞİTLERİ

İÇTİHAT ŞURASI-İÇTİHAT MEVZULARI VE ÇEŞİTLERİ

İçtihatlar, muhtelif tasnife tabi tutulabilir. Bizim tercih ettiğimiz tasnif, mevzularına nispetle yapacağımız taksimi esas alıyor. Buna göre içtihatlar; İtikadi içtihatlar, İbadi içtihatlar, İlmi içtihatlar, Amme hukuku içtihatları ve Kazai içtihatlar olmak üzere beş çeşit olarak tetkik edilecektir.

*İtikadi içtihat
İtikada müteallik mevzularla ilgili içtihatlardır. İtikat mevzuu, itikadi mezheplerle inşa edilmiş, dairesi tamamlanmıştır. İtikada dair yeni içtihat ihtiyacı neredeyse yok gibidir, esasa müteallik olmamak üzere yeni bazı bahisler zuhur etse de, bunlar ana çerçeve içinde halli mümkün olan vakıalardır. İtikadi içtihatlar, mevcut çerçeveyi tahkim eder, yeni meseleleri o çerçeve içinde halleder.

Buna rağmen dünyada ve hayatta neler olacağı meçhuldür. Ciddi itikadi meselelerin zuhuru muhale yakın olsa da, muhal değildir. Meselenin ehemmiyetinden dolayı bu mevzuun boşlukta bırakılması düşünülemez.

*İbadi içtihat
İbadet, müminin Allah’a karşı vazifeleri yekunudur. İslam’da helal olan her iş “ibadet maksadıyla” yapılabilir ve bu maksatla yapıldığında da ibadettir. Ailesinin maişetini helal yoldan kazanmak için çalışan şahıs, bu işi ibadet niyeti ve maksadı ile yaptığında, haza ibadettir. Bunun gibi bir memur, vazifesini, Müslümanlara hizmet için ve Allah rızası için yaptığında tabii ki ibadetle meşguldür. Bütün bunlarla beraber, İslam, bazı ibadetlerin manasını, maksadını ve şeklini bizzat tespit etmiştir, bunlar başka niyetle yapılamazlar, başka niyet ve maksatlarla yapıldığında fasit olur. Namaz, oruç, hac ila ahir…

Tespit edilmiş ibadetler, Allah ile mümin arasındaki vasıtasız münasebetlerdir. “Ancak ibadet etsinler diye…” hükmünün birinci dereceden mevzuu olan bu ibadetler, İslam’ın hakikati olan tevhid ile doğrudan alakalıdır. Ehemmiyetleri, müminlerin, sarahaten Allah’a yönelmelerini mümkün kılmasıdır. Bu ibadetlerin şekilleri, rükünleri, esasları hakkında azami dikkat şarttır.

Bu ibadetler, müminleri aynı safta birleştiren bir hususiyet taşır. İslam cemiyeti bu ibadetler merkezinde inşa edilir. Bu ibadetler üzerindeki anlayış ve tatbikat farklılıkları, ümmetin aynı mücerret ve müşahhas merkezlerde toplanmasına mani olur. Esas ibadetlerde bile vahdeti gerçekleştirememiş bir ümmet, hiçbir mevzuda ve sahada birleşemez.

***
İbadetler, ameli mezhepler tarafından asli kaynaklardan hareketle çerçevelenmiş ve sabitlenmiştir. Ameli mezheplerin zenginliği ve müktesebatı, bu ibadetlerle alakalı çıkması muhtemel ihtilafların önünü kesmiştir. Bu anlayış ve yaklaşımın dışında hareket edenler, nefislerinin ve şeytanın oyuncağı olan reformistlerdir.

İbadetlerin ehemmiyeti, bu hususun sıhhatli ve muhkem bir çerçeveye alınmasını zaruri kılar. İbadetler (ameli meseleler) mevzuundaki içtihat zenginliği, mevzua ait çıkacak ihtilafların hallini kolaylaştırır mutlaka ama bu meseleler aynı zamanda hayatın inkişaf seyrine paralel olarak yeni bahisleri gündeme getirir. İbadetlerin esasına dair sübut bulan meseleler, tatbikat şartları bakımından bazı değişiklikleri ilzam edebilir.

Reformların ve bid’atların birçoğu bu meselede zuhur etmiştir. Bir taraftan reform ve bid’atların temizlenmesi diğer taraftan hayattaki gelişmelerin ortaya çıkardığı yeni hadiselerin halli ve izahı için içtihat şurası ihtiyaçtır.

*İlmi içtihat
İlmi içtihat, ilim adamlarının, ilmi faaliyetlerinde inkişafın önünü açmak, tıkanmaları ortadan kaldırmak, yanlış istikametlere mani olmak içindir. İlmi içtihatlar, hem İslami ilimler için hem de müspet ilimler için mümkün ve lüzumludur.

İlmi içtihat mevzuunun hassasiyeti, ilmin inkişafı ile alakalı olmasıdır. İlmi içtihatlardaki isabetsizlik, ilmin inkişafına mani olur, bu ihtimal büyük bir talihsizlik olur. İlmi içtihatlar, ilmin inkişafına mani olacak şekilde değil, teşvik edecek mahiyette olmalıdır. Lakin terakki ve inkişaf, yalnız başına bir kıymet değildir ve putlaştırılmamalıdır.

İlmi inkişafın nihai maksadı, hakikattir. İlmi faaliyetler hakikat arayış güzergahından çıktığı andan itibaren muhafaza altında değildir. Hakikat arayışı devam ettiği müddetçe ilmi faaliyetler sadece teşvik mevzuudur. Meselenin esas mikyası budur, “hakikat arayışı”…

İlmi faaliyetlerden elde edilen veya edilecek olan “fayda”, nihai maksat değildir ve bu hale getirilmemesine azami dikkat edilmelidir. “Fayda”, ilmi faaliyetlerin hakikat maksadına matuf inkişaf seyrinde, yolda bulduklarıdır. Hakikat arayışındaki terakki devam ettiği müddetçe, elde edilecek fayda, Müslümanların ve insanlığın ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamaya kafidir.

***
İlmi içtihatlar, müspet ilimlerde istikamet tayini için mühim ve elzemdir. Eşyanın tabiatına müdahalelerin olduğu bugünün dünyasında, batı kaynaklı pozitif bilim anlayışı, “yapılabilir olan yapılmalıdır” cinsinden bir hoyratlık içinde. Hiçbir mikyas, hiçbir maksat, hiçbir istikamet kaygısı çekmeyen pozitif bilim, materyalist felsefi altyapıdan hareketle, eşya (varlık) üzerinde ilahlık taslamakla meşgul.

İslam, sadece insan hakları değil, sadece hayvan hakları da değil, sadece bitki hakları da değil, cansız varlıkların bile haklarını tayin eden bir “hukuk anlayışına” maliktir. İnsan yeryüzü tanrısı değil, yeryüzünün kendisine emanet edildiği eşref-i mahluktur. Şerefini muhafaza etmesinin bir ölçüsü tabii ki olacaktır.

*Siyasi İçtihat -Amme Hukuku İçtihadı-
Kazai içtihatlar, devlet teşkilatını tezatsız bir nizama kavuşturmak içindir. Siyasi içtihatlar, “Teşkilatı Esasiye Kanununu” oluşturacaktır. Devletin kuruluşundaki esaslar bağlayıcı değildir ve siyasi içtihatlar için kaynak oluşturmazlar.

Büyük Doğu Devlet Mefkuresi, nizamını siyasi (amme hukuku) içtihatları ile tahakkuk ettirir. Bidayetteki inşa esasları, zarurete mebnidir. Bir şekilde başlanması gerekmektedir ve devlet zarurete mebni kurulmuştur. Devletin esaslarını inşa edecek olan, içtihat şurasının siyasi içtihatlarıdır.

Büyük Doğu, özü itibariyle “vasıta sistem”dir. Vasıta sistem, insanı, cemiyeti, hayatı İslam’a taşımanın vasıtasıdır. Hususiyetle devlet meselesi, uzun bir içtihatlar manzumesine ihtiyaç duymaktadır. Kurulan Büyük Doğu Devleti, kurulduğu anın ihtiyaçlarına cevap vermek ve her şeyi İslam’a taşımak veya İslam’ın hayattaki karşılığı olan her şeyini inşa etmek içindir.

Büyük Doğu Devletinin ikinci kuruluşu, içtihat şurasının siyasi içtihatlarıyla olacaktır. İkinci ve asıl kuruluşun ne kadar süreceği bilinemeyeceği için, Büyük Doğu, “geçiş süreci” mefkuresidir. Geçiş süreci bittiğinde vasıta sistem de bitecek ve “nihai nizam” tesis edilmiş olacaktır. Nihai nizam, Şeriat-ı Ahmediye’nin tam manasıyla tatbik edilmeye başlandığı safhadır. Bu safha başladığında Büyük Doğu vazifesini tamamlamış olarak tarih sahnesine çekilecek, Asr-ı Saadetten beri süregelen silsile avdet edecektir.

Siyasi içtihatlar, “kurucu içtihat”tır, diğer sahalardaki içtihatların hiçbiri kurucu mahiyet taşımaz. Onlar, tamamlayıcı içtihattır.

*Kazai içtihat
Kazai içtihat, kaza teşkilatından gelen anlama ve tatbik etme ile alakalı hususlardaki ihtiyaçları karşılar. Mevcut kanunların ihtiyaçlara cevap vermediği farkedildiğinde, yeni hüküm veya kanun gerektiğinde mesele içtihat şurası önüne gelir.

İçtihat şurası temyiz mahkemesi değildir, bu sebeple mahalli mahkemelerden dava gelmez. Kazai içtihat talep salahiyetinin kimlere tanındığı sabittir, her isteyen kazai içtihat talep edemez.

Kazai içtihatlar, hem hukuk birliğini hem de muhakeme birliğini temin eder,

Kazai içtihatlar, mevcut hukukun inkişaf mecrasıdır. Kanunları Yüceler Kurultayı yapar ama içtihat şurası hukuki esasları tespit eder. Bir mevzuda içtihat mevcutsa, Yüceler Kurultayı aynı konuda kanun yapacaksa, içtihadı, mevzuun zirvesine koyar ve ona uygun kanun çıkarır.

Yeni bir içtihat yapıldığında, mevcut kanunlarda değişiklik yapılması gerekiyorsa, Yüceler Kurultayı bu meseleyi acil işler listesine alır. Yüceler Kurultayı bir şekilde gecikirse, Temyiz Mahkemesi o içtihadın ilk derece mahkemelerinde (mahalli mahkemelerde) doğrudan tatbik edilebilmesi için, şartlarını tespit ve ilan eder.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir