İÇTİMAİ TEDRİSATI YAYGINLAŞTIRMAK

İÇTİMAİ TEDRİSATI YAYGINLAŞTIRMAK

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

İlme ihtiyaç duymak başka bir şey, ilim adamı olmak başka bir şey… İlim adamı yetiştiren tedrisat, medresededir. Medrese dışındaki tedrisat mecralarından da ilim adamı yetişebilir ama medresenin murakabesinden geçmesi şarttır.
İlim, alimle kaimdir, bu sebeple medreseler ilim adamı yetiştirecek tedrisat faaliyetlerine azami dikkat göstermelidir. Fakat bir de insanların ve hayatın ilme ihtiyacı var, çünkü hayat ilimle kaimdir. İçtimai tedrisatı yaygınlaştırmak, hayatın muhtevasındaki ilim, irfan ve tefekkür yoğunluğunu artırmak için tek yoldur.
Meselenin sırrı burada… Hayatın muhtevasındaki ilim, irfan ve tefekkür yoğunluğunu artırmak… Türkiye’nin mevcut şartlarında hayatın muhtevasına ilim zerk edilmez, bu umursanmaz bile… Sadece meslek öğretimi yapılması, hayatın tamamen ilim, irfan ve tefekkürden uzaklaştırılması anlamına geliyor.
*

Müslümanların diğer dünya halklarından temel bir farkı da, dinlerini öğrenmek ve yaşamak ihtiyacından dolayı bilgi, ilim, irfan ve tefekküre meyillidir. Buna rağmen mevcut hale neden düştüğümüz sorusu da dikkat çekicidir ama şimdi meselemiz o değil.
Müslümanların biraz zaruri, biraz da iradi olarak ilme meyilli olması çok kıymetli bir ruhi haslet ve imkandır. Mesele bu meylin ve ihtiyacın, nizami şekilde karşılanmasıyla ilgilidir. Zaten tedrisat, özü itibariyle ilim tahsilinin nizami çerçevesi ve usulüdür.
Müslüman, ömür boyu talebe olan insandır. Fakat herkesi ömür boyu medrese talebesi yapamayız. Öyleyse içtimai tedrisat müesseseleri kurmalı, insanları üretimden çekip tüketici hale getirmeden ömür boyu talebeliği devam ettirmeliyiz.
*
İçtimai tedrisat ihtiyacı tüm dünya tarafından fark edilmiştir. Ülkemizde de “Halk Eğitim Merkezleri” kurulmuştur. Ne var ki okullardaki eğitim-öğretim gibi halk eğitim merkezlerinde de mesele sadece meslek öğrenimine yoğunlaşmış durumdadır. Meslek sahibi olmak, muhakkak ki tenkit mevzuu değil, teşvik mevzuudur. Fakat içtimai tedrisatın sadece meslekle sınırlandırılması, hayatın muhtevasını ve cemiyetin ruhunu ilimle beslemek anlamına gelmez.
En azından insanların ve hayatın ihtiyaç duyduğu ilimlerin, içtimai yaygınlıkta tedrisatını mümkün hale getirmeliyiz. Meseleyi sadece devlet kuruluşu olarak düşünmemeli, ilim tahsilini ruhi ve içtimai bir ihtiyaç haline getirmeli, bu ihtiyacı karşılayacak resmi veya gayriresmi müesseseler ihdas etmeliyiz.
İlim, bizzat kıymetlidir. Kıymeti, diploma veya meslekle kaim değildir. Hayatın ve cemiyetin seviyesini ve kalitesini artırmak, muhtevasındaki ilmi ve fikri yoğunlukla ölçülür.
RAMAZAN KARTAL ramazankartal2000@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir