İHANET GÜNLÜKLERİ-(21.04.2014)-SAVUNMANIN DİNİ BARİYERLERİ

İHANET GÜNLÜKLERİ-(21.04.2014)-SAVUNMANIN DİNİ BARİYERLERİ

İhanet örgütü sınırsız şekilde dini istismar ediyor. İslam’ı anlama zafiyetinden istifade ederek dinin ölçülerini sonuna kadar eğip büküyor, istediği şekilde kullanıyor. Böylece kendileri için çok tehlikeli bir manevi felakete doğru gittiği gibi, ülkeyi ve milleti de aynı mecraya doğru sürüklemek için pervasızca çabalıyor. Bunun için örgüt dışından isimler bulmaya ve onları konuşturmaya çalışıyor, en sonuncusu ise, Zaman gazetesinin 21.04.2014 tarihli nüshasında, emekli müftü olduğu belirtilen Yahya Alkın isimli bir figür… Yazının başlığı da, “Vahyin aydınlığında olaylara bakış”…

“Vahyin aydınlığında…” başlığını attığı yazısında ilginçtir ki sadece bazı olaylara bakıyor, bazılarına ise kör kalıyor. Sadece ihanet örgütüne karşı yapılan tenkitleri ve tatbikatları görüyor ama o örgütün ihanetini hiç umursamıyor. “Vahyi” onların üzerine tutup, onların çirkinliklerini, ihanetlerini, yanlışlarını aydınlatmıyor, tam aksine vahyi belli bir noktaya tutarak, onların ihanetlerini gözlerden kaçırıyor. Allah’ın kitabı böyle kullanılır mı, böyle anlaşılır mı, böyle tefsir edilir mi?

Yazısında ısrarla “tarafsızlık” tavrı vurgulanıyor, meseleleri ihanet örgütü taraftarlığı ile yorumlamadığı iddia ediliyor. Ama sadece ihanet örgütü savunuluyor, sadece hainlere karşı yapılanlar ve bunların yanlışlığı dile getiriliyor. Allah’tan korkun… Bir ihtilaf varsa, genellikle iki tarafın da suçu vardır, az veya çok… Bu kadarını bile akledemiyor musunuz?

Yazar, ihanet örgütü ve onun başı hakkında, o kadar övgü dolu şeyler söylüyor ki, sanki geçtiğimiz bir yıl uykuya dalmış, sabah uyanmış, kendinin cemaat dediği ihanet örgütüne karşı tenkitler yapıldığını görmüş ve bu yapılanlara kızıyor. İhanet örgütünü de, “içlerinde yanlış yapanlar olabilir, hepsine teşmil etmemek” lazım türünden bir aklama ile göklere çıkarıyor. İçinde yanlış yapanlardan dolayı tamamını tahkir etmemek düşüncesini ise sadece ihanet örgütü için kullanıyor, onları tenkit edenler için böyle bir yaklaşımı yok.

Meselenin ne olduğunu izah için tarihten bir kesit alalım, Masonluk Osmanlıya ilk girdiği zamanlarda, bazı alimler bile ona meyletmiş. Masonluk, kendini o kadar ulvi bir örgüt olarak anlatmış ki, bazı alimlerin mason olduğu kayıtlarda mevcuttur. Meseleyi çözen ise yine İkinci Abdülhamit Handır, Ulu Hakan, yaptırdığı araştırmayla elde edilen bilgileri ve belgeleri Şeyhülislam’a sunuyor ve fetva istiyor, fetva ise meselenin künhüne nüfuz edici mahiyette ve masonluk menediliyor. Alimler tabii ki istihbaratçı değil, önlerine gelen bilgilere göre fetva veriyor. Fakat meselenin görünmez bir yüzü olduğunu farkeden Abdülhamit Han…

Yahya Alkın, kendine yapılan reklam üzerinden karar veriyor. İhanet örgütünün ülkede ve dünyada yaptığı hizmetlerden bahsediyor ve onları övüyor. Kendisine uğrayıp, istihbari bilgiler veren parti yetkililerini de, “ben teferruat ile ilgilenmem” diyerek geri çeviriyor. İhanet ne zamandan beri teferruat oldu ki? İhanet örgütünün (aynı masonlukta olduğu gibi) kendi aleyhine olan her şeyi teferruat haline getirmek gibi bir propaganda mahareti var. Buna da emekli müftü ve tefsir hocası unvanlı bir şahıs aldanıyor.

Kimse unutmamalı, Abdülhamit Han’a karşı alim zatlar da isyan etmişti. Said-i Nursi de bunlara dahildi. Abdülhamit’in halledilmesinden sonraki gelişmeler, Osmanlının yıkılması, birinci cihan harbinde sayısı bellisiz Müslüman askerin şehit olması, daha sonraları hilafetin kaldırılarak tüm İslam coğrafyasının işgali ve toplu katliamların yapılması… İslam aleminde, bir alimin feraseti bir siyasetçinin ferasetinin arkasında kalmışsa, durum çok vahim demektir. Yahya Alkın, İslami ölçüleri nazari çerçevede nakletmekten başka bir şey yapmıyor, o yazının başlığı ise ya meseleyi anlamamaktan, ya da istismardan ibarettir.

Şu ifadeye bakın;

“Evvela şu ayet üzerinde bir daha dikkatle eğilip düşünelim: “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat, 6) Araştırmadan ciddi delillere dayanmadan Müslümanlar hakkında su-i zan beslemek haramdır.”

Bu ayet-i celile’yi okuyan adamın, başı ABD’de yaşayan örgüt hakkında hiçbir şey söylememesi nasıl anlaşılabilir? Pensilvanya’da yaşayan örgüt başının, bilgileri nereden aldığını düşünüyor acaba? Türkiye’de, Filistin’de, Mısır’da ve başka ülkelerde Müslümanlara karşı hasım olan, Müslüman düşmanlarını savunan bir örgüt için o ayet-i celile hiçbir hüküm ve hikmet ifade etmiyor mu? Örgütün, seçim boyunca Erdoğan ve sayısız Müslüman aleyhinde kullandığı ağır iftira, hakaret ve itibarsızlaştırma çalışması, hangi kaynaktan alınan bilgilere dayanıyor?

Yahya Alkın, ayıp oluyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir