İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI

İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI

Soma, ızdırabın bile nefessiz kaldığı belde… Bir insanın nefes alamaması, nefes alamadığı için hayatını kaybetmesi, en çok ihtiyacımız olan ama yeryüzünde bol miktarda bulunduğu için ticari meta haline bile getirilemeyen havayı bulamadığı için can vermesi… Çok derin bir acı… Hayatını kaybedenlerin son halleri görülemediği için facianın nasıl bir şey olduğunu tam bilemediğimiz, sadece nakillerle anlamaya çalıştığımız, hiçbir şekilde de ifade edemediğimiz bir ızdırap… Hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil, yaralılara acil şifalar dileriz.

Hadise gerçekten can yakıcı, akılları patlatıcı bir mahiyet taşıyor. Kurtarma çalışmalarındaki görüntülere bakınca insan zapt edilmez bir öfkeye kapılıyor. İnsan, sorumluların bir an önce bulunması, kanunun öngördüğü en ağır cezaya çarptırılmasını istiyor. Muhakkak ki, bir daha böyle bir hadisenin yaşanmaması için gereken tüm tedbirlerin alınması konusunda en titiz uygulama ve takiplerin yapılması gerekiyor.

*
Soma’daki madenlerden çıkarılan kömürlerin büyük bir kısmı, fakir ailelere kışlık yakacak olarak ücretsiz dağıtılıyor. Milyonlarca aileyi kışın soğuklarından koruyan o madende böyle bir kazanın yaşanması dikkat çekici. Akparti hükümetinin milyonlarca aileye ücretsiz yakacak yardımı yapacak kadar halkı (kimsesizleri) düşündüğünü biliyoruz. Bazıları, Akparti’nin, kömür-makarna dağıtımı ile seçim kazandığını söyleyerek meseleyi hafife alma, tahkir etme yolunu tercih ettiğini de biliyoruz. Bu tür yardımların seçim sandığına yansıdığı da vaka… Birilerinin tezviratına rağmen, işin özünün, milyonlarca kimsesizin kışın yakacak ihtiyacının ücretsiz karşılanması gibi manevi mesuliyet ile ilgili olduğunu unutmamızı gerektirmiyor.

Tüm devlet erkanının Soma’ya gitmiş ve meseleyle doğrudan ilgilenmiş olması, paralelci serserilerin iddiasının tam aksine devletin mütekebbir yüzünü değil, merhametli ve şefkatli yüzünü gösteriyor. Bazı provokatörlerin çıkardıkları hadiseleri provokasyon malzemesi olarak kullanan ergenekoncu ve paralelci hainlerin şuuraltlarının nasıl ortalığa savrulduğunu açıkça görüyoruz. Başbakanın, milyonlarca ailenin kömür (kışlık yakacak) ihtiyacını karşılamaktaki merhametinin, madende çalışan işçileri kapsamadığını iddia etmek ancak hükümetle kan davası olan vicdansızların tezviratı olabilir.

Ergenekon medyasının ilk günden başlayan tezviratı, paralel ihanet örgütü medyasında gün gün artırılan dozda kendini göstermeye başladı.

Ali Bulaç, 15.05.2014 tarihli “Kimsesizler yine kimsesiz” başlıklı yazısında şunları söyleyecek kadar hayasız;
“Kimsesizler yılmadı, 2002’de bir hamle daha yaptılar. Erdoğan ve ekibini iktidara getirdiler; birkaç sene iyi gitti. Sonra o bildik devlet kendini toparladı, ruhunu restore edip bu sefer muhafazakâr-dindar bedene girip bir kere daha hortladı. Heyhat!
Bizimkiler hangi ideallerle yola çıktıklarını unutanlar, çılgın projelerin sarhoşluğuna kapıldılar. Büyüme histerisine yakalandılar, kentleri rant alanına çevirdiler; ezilenleri hatırlamaz oldular.

Bu ifadeleri, Mısır’da darbeyi destekleyen ve İhvan’a karşı çıkan, Filistin’de İsrail’i destekleyen ve Hamas’a düşmanlık yapan, Mavi Marmara hadisesinde İsrail yerine şehitlere veryansın eden hainlerin gazetesinde yazıyor. Artık konu fikir meselesi olmaktan çıktı, ahlak meselesi haline geldi. Ali Bulaç, kısa ömründe hiç bu kadar ahlaksızlaşmamış, hiç bu kadar ruhunu pazara çıkarmamıştı.
Bülent Korucu, 16.05.2015, tarihli “Devletin mütekebbir yüzü mü?” başlıklı yazısında, provokasyonlardan beslenen hadiseleri esas alıp, hükümeti ve başbakanı Kemalist devlet şablonuna uydurmaya çalışıyor.
Nuriye Akman, 16.05.2014, tarihli “Kapatın bütün ocakları”, başlıklı yazısının sonunda; “Tüm ocaklar kapanmadan çıkamayız biz bu yastan. Madenciler yanacak, biz ısınacağız öyle mi? Hep birlikte donalım daha iyi…” diyebiliyor.

Milyonlarca fakir (kimsesiz) ailenin kışlık yakacak ihtiyaçlarını karşılayan ocaklardan birinde yaşanan kaza, vicdan ve hakikat mikyasını kaybedenler tarafından ancak bu kadar istismar edilebilir. Yazımızın başında ifade ettiğimiz gibi, kazaya mazeret aramıyoruz, sorumluların bir an önce bulunması ve yargılanması şart. Ama mesele, Ali Bulaç gibi şahsi kinleri olanların, diğer Zaman yazarları gibi ihanet örgütünün refleksleriyle hareket edenlerin insafına terkedilecek bir konu değil.

Maden ocağını işleten şirketin MASON sahibinden hiç bahsetmeyenler, sorumluları hükümette aramak konusunda çok cevvaller. İhanet virüsü kana girmeye görsün… Panzehiri olmayan bu virüs, kana karıştıktan sonra ne tedavisi var, ne de ıslahı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir