İHANET ÖRGÜTÜNÜN PSİKOLOJİK SÜREÇLERİ

İHANET ÖRGÜTÜNÜN PSİKOLOJİK SÜREÇLERİ
İhanet örgütünün deşifre olmasından ve kendisine karşı şiddetli bir mücadelenin başlatılmasından sonra en dış halka olan sempatizan gurubunun ayrıldığı ama örgütün bünyesinden kopmaların yaşanmadığı meselesi konuşuluyor. Örgütün bünyesinden kopmaların olmadığı meselesi tabii ki yanlış, ciddi kopmalar olduğu vaka… Bununla birlikte örgüt bünyesinin beklenenden daha dayanıklı çıktığını ve direndiğini söylemek de yanlış olmaz.

Öyleyse sorumuz belli, örgüt bünyesi neden direnebiliyor, ne kadar direnecek, nasıl çözülecek, ne tür hadiseler çözülmeyi hızlandıracak?

Fethullah Gülen, mistik bir şahsiyet inşa etti. O kadar ki, “asla yanlış yapmaz, asla yanılmaz, uyurken bile sayıklasa hakikati tam anlamıyla ifade ve temsil edebilir” anlayışını bendelerinin zihnini çivi gibi çaktı. Öyle bir mistik şahsiyet inşa etti ki, bendelerine yeni bir din anlatmaya, İslam’da reform yapmaya başladı, yine de binlerce ahmak o hezeyanlara “hakikat” muamelesi yaptı. Mistik şahsiyet inşasında o kadar ileri gitti ki, tarihte ilk defa ümmetin içinden bir gurup insana İsrail’i ve Yahudileri sevdirebildi, onlar adına casusluk yaptırabildi, onları Müslümanlara tercih ettirebildi. Bunlarla beraber inşa ettiği mistik şahsiyetin bir özelliği daha vardı ki, kendisine “iman” edilmesini sağladı. O erişilmez özellik şuydu; bir bedduası ile dünyanın tamamında deprem olur, dünyanın tamamında kasırgalar harekete geçer, dünyanın tamamında düşmanlarının evine ateşler salınır. Ona inanan ahmaklar, bir taraftan sevdiler, diğer taraftan da korktular, zira ona ihanet ettiklerinde dünya ve ahiretlerini helak edeceklerini, mesela dünyada “çarpılacaklarını” zannettiler.

Fethullah Gülen’in kurduğu örgütün en sağlam istinadı bu noktaydı. Bir bedduasıyla dünyayı hizaya getireceğini, tüm düşmanlarının nefeslerinin sinelerinde kalacağını, evlerine ateşler salınacağını vehmettirdi çevresindeki ahmaklara.

Fakat bir şeyi atladı, örgütünün en güçlü olan istinat noktası, aynı zamanda en zayıf olduğu noktaydı. Zira bir bedduasıyla düşmanlarının hakkından gelemiyordu. Beddua edeli aylar oldu, bendeleri olan ahmaklar nefeslerini tuttu ve bedduanın gerçekleşmesini bekledi. Önce 17 ve 25 Aralık darbe teşebbüsüyle bedduasını gerçekleştireceğini iddia etti ve ahmak şakirtlerini bekletti. O olmadı, sonra 30 Mart seçimlerinde netice alacaklarına inandırdı, o da olmadı. Bedduasının gerçekleşmesini sürekli ertelemeye başladı.

Öyle bir mistik şahsiyet ve ona yönelik öyle bir mistik (sapkın) iman inşa etti ki, bedduasının gerçekleşmemesi halinde çevresindeki ahmakların dağılması kaçınılmazdır. Bu kadar büyük(!) bir mistik şahsiyet inşa etmek, bağlılık için sağlam bir istinat noktası gibi görünüyor ama o durumda da keramet (mucize mi desek acaba) göstermeniz gerekiyor. Eğer bir Firavunsanız, yani kendinizde olmayan güçlere sahipmiş gibi davranan bir sahtekarsanız bedduanız gerçekleşmiyor aksine size dönüyor. İşte şimdi hesap zamanı…

Hesap zamanı… Bir bedduanızla düşmanlarınızı kahredecek kadar büyük güçlere sahipseniz, adamlarınızı yargının elinden kurtarın. 2013 yılında yaptığınız bedduanızın gerçekleşmemesini hadi unuttuk, şimdi kendi adamlarınızı hesaptan kurtarın da görelim. O kadar büyükseniz, o kadar büyük bir manevi gücünüz varsa gösterin kerametinizi de, biz de anlayalım nasıl bir adam olduğunu…

Hesap günü geldi, geçen sene yaptığı bedduanın bugüne kadar gerçekleşmesini bekleyen ahmak adamlarınız, şimdi de hesap verme aşamasına geldi. Bedduanızın gerçekleşmesini aç kurt gibi bekleyen ahmakların inancı, hesap gününde adamlarınızı kurtaracak bir duanızın olmadığını da gördüğünde size sadık kalır mı sanıyorsunuz? Ahmakların imanı da zayıftır, inkarı da… Çevrenize sadece ahmakları toplamakla bir şey yapabileceğinizi zannettiniz, ahmakları mistik şahsiyetinizle korkuttunuz, şimdi ne yapacaksınız?

Bundan sonra ahmaklar topluluğu hızla çözülmeye başlayacak. Temelinde tefekkür olmayan inancın ne kadar süreceğini görecek dünya ve Türkiye… Ahmak bendeleriniz, sizin manevi güçleriniz olmadığını anladığı her dakika sizden uzaklaşacak, yakın gelecekte birçok insana “hain” demek zorunda kalacaksınız. Sizin jargonunuza göre hain olan insanlar, size ihanet ettiklerinde başlarına taş yağmadığını, evlerine ateşler salınmadığını gördükçe daha güçlü ihanet etmeye devam edecekler. Güneşi görmüş kar gibi erimeye başlayacaksınız, çırpınacak ama bir şey yapamayacaksınız.

Bir adım sonra en yakınınıza kadar ulaşacak ihanetler. Karşınızda sesini çıkaramayan insanlar, size önce ağır tenkitler yapacaklar, sonra size itiraz etmeye başlayacaklar, sonra size hakaret etmeye devam edecekler. Önce öfkeleneceksiniz, korkutmaya çalışacaksınız ama korkmadıklarını hayretler içinde göreceksiniz. Sonra Allah ve Resulünden bahsetmeye, sabırdan dem vurmaya başlayacaksınız ama bir defa tılsım bozulduğu için bunların hiçbirini dinlemeyecekler. Öyle bir gün gelecek ki, çevrendeki koruma ordusundan bile şüphelenmeye başlayacaksın, derhal CIA ve MOSSAD’dan koruma timi isteyeceksin. Senin adamların yanına gelirken, MOSSAD’ın koruma timi tarafından tahkir edilerek aranacak, o günden sonra artık her şey bitmiş olacak. Eğer şanslıysan sessiz sedasız Tel Aviv’e iltica edecek ve orada gebermek için gün saymaya başlayacaksın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir