İHH, BARİYERLERİ YIKIYOR, GELECEĞİMİZİN YAPITAŞLARINI DÖŞÜYOR

İHH, bariyerleri yıkıyor, geleceğimizin yapıtaşlarını döşüyor

Dünkü yazıda, İHH ekibiyle Srilanka’ya yaptığımız zorlu yolculuğa ilişkin ilk gözlemlerimi paylaşmıştım sizinle. Bugün kaldığımız yerden devam ediyorum.

İNSANA ‘İMAN TAZELETEN’ DAĞ YOLCULUĞUMUZ!

Srilanka’nın başkenti Colombo’dan sonra ikinci büyük kenti Kandy’ye gitmek için daracık patika yollardan oluşan tek şeritlik bir sıradağlar dizisinin ortasında adeta bir yılan gibi kıvrılarak yol almaya çalışıyor kafile arabamız.

Kafile ekibimizden bir arkadaş, ‘insana iman tazeletiyor’ diyor, bu zorlu dağ yolculuğumuz için!

İHH’nın Türkiyeli ve Türkiye dışından birkaç partner kuruluşla gerçekleştirdiği, özürlüler için yapılan rehabilitasyon merkezindeki çocuklara karşı vazifemizi yapmanın huzuruyla bu sert, sarp ve dar dağ yolunda yol alıyoruz.

Zaman zaman insanın ağzını kulağına getiren bu dağ yolculuğumuz, insanlığın işinin ne kadar zor ve zorlu olduğunun bir göstergesi gibi sanki.

Maldivlerde bıraktığımız ‘seküler hacılar’ turistler keyif sürerken, İHH’nın ve diğer yardım kuruluşlarının gönüllüleri, ilgi bekleyen, dünyanın kimsesizlerine, yetimlerine, özürlülerine ‘insanlık ölmedi’ dedirtecek, insanlığın onurunu kurtaran belki pahada küçük ama değeri büyük işlere imza atıyorlar.

SRİLANKA’NIN 2000 METRELİK BİR DAĞ KÖYÜNDE 12 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUĞA ‘ERDOĞAN, SIKINTIYI ATLATTI MI?’ DEDİRTEN RUH!

Rehabilitasyon merkezindeki çocuklardan biriyle, 12 yaşındaki Emir’le hayallerini filan konuşuyoruz… Doktor olmak istediğini söylüyor, tıpkı kankası Muhammed Kerem gibi…

Emir, hiç beklemediğim bir anda, ‘Erdoğan, sıkıntıyı atlattı mı?’ diye şoke edici bir soru soruyor birdenbire!

Srilanka’da yaklaşık 2000 metrelik rakımlı bir dağlık bölgede, üstelik de kendi derdi, sıkıntısı başından aşkın olduğu her halinden belli rehabilitasyon merkezindeki bir çocuğun Erdoğan’ı merak etmesi, çok şaşırtıyor beni, doğrusunu söylemek gerekirse.

SEMBOL İSİMLER, SEMBOL DEĞERLER VE SEMBOLİK KÜLTÜREL HARİTALAR

Farklı kültürler, birbirinden coğrafî olarak uzak ülkeler arasındaki en iyi iletişim dili, semboller. Güçlü, canlı, yaşayan; güç veren, canlı kılan ve yaşatan semboller. Sembol isimler, sembol değerler, sembol kültürel kodlar…

İslâm dünyasının neresine giderseniz gidin, en güçlü sembol isimlerden birinin Sultan Abdülhamid olduğunu görünce şaşırıp kalıyorsunuz. Şöyle bir durup düşünüyorsunuz.

Srilanka’nın başkenti, Colombo’da da, Kandy’de de kaç kişi, Colombo’da büyük caddelerden birinin adının Abdülhamid Caddesi olduğunu söyledi bize iki gün içinde!

Malezya’dan Endonezya’ya, Güney Afrika’dan Afrika’nın içlerine ve tabii bütün bir Arap dünyasına kadar, Abdülhamid, en fazla saygı duyulan, en fazla sevilen, en güçlü sembol isimlerden biri, belki de birincisi.

Yemen’de yaşlı bir amca, Erdoğan’ı, ‘yeni Abdülhamid’ olarak gördüğünü söylemişti de, o zaman da şaşırıp kalmıştık.

Sembollerin en etkili ve etkileyici olanı, elbette ki, canlı, yaşayan ve etkisini her hâl ve şartta, her yerde sürdürebiliyor olanı.

Perşembe günü, Srilanka’nın ‘resmî’ gazetesi The Daily News’de Erdoğan’la ilgili bir sayfalık uzunca yazı yayımlandı. Makalenin yazarı, Gezi Parkı olaylarından yola çıkarak -kendi ifadesiyle- ‘Erdoğan’a tezgâhlanan oyun’u tartışıyor çeşitli açılardan. Ve Erdoğan’ın, tıpkı Mursi gibi, sokaklar harekete geçirilerek devrilmeye çalışıldığını ama Erdoğan’ın bu oyunu önceden görüp püskürtmeyi başardığını anlatıyor uzun uzadıya.

BATILILARI ÜRKÜTEN İKİ İSLÂMÎ DUYARLIK

Dünyanın neresinden olursa olsun, birbirleriyle ilk defa karşılaşan Müslümanlarda iki sarsılmaz özellik dikkat çekiyor: Müslümanlar, birbirlerini çok seviyorlar. O yüzden birbirlerine ‘kardeş’ diye hitap ediyorlar.

İkincisi de, bu sarsılmaz ve derinlerde köksalan kardeşlik duygusuna ve şuuruna bir başka şey eşlik ediyor: Birbirlerinin meseleleriyle, İslâm dünyasının meseleleriyle yakından ilgileniyorlar: Sevindirici bir hâdiseye hepbirlikte seviniyorlar; üzücü bir hâdiseye de hepbirlikte üzülüyorlar…

Müslümanlardaki bu iki duyarlık, Batılıları çok ürkütüyor.

İHH, GELECEĞİMİZİN YAPITAŞLARINI DÖŞÜYOR ADIM ADIM…

İHH, sadece yardım kuruluşu değil. Bir yardım kuruluşundan çok daha önemli işlevleri yerine getiriyor İHH: Dünyanın en ücra köşesindeki Müslümanların sorunlarıyla yakından ilgileniyor ve kardeşlik bağlarını muazzam bir şekilde güçlendiriyor.

Ve Müslümanların birbirlerinin sorunlarıyla hemdert, hemhâl ve hemdost olmalarını sağlayan, gönüllerde kök salan muazzam ümmet şuuru inşa ediyor.

Kardeşlik köprüsünün bir sonraki aşaması, Müslüman toplumlar arasındaki karşılıklı kültürel, entelektüel, sosyal, ekonomik ve siyasî işbirliği, dayanışma ve beslenme köprülerinin kurulması olmalı. İHH’nın önümüzdeki süreçte stratejik kararlar alarak bu konuda da öncü atılımlara imza atacağından kuşku duymuyorum.

Yapay sınırlara hapsedilen ve yapay ama devâsâ sorunlarla boğuşmaya mahkûm edilen İslâm dünyasının bu bariyerleri aşmasında İHH’nın oynadığı kurucu, önaçıcı rolü, biraz zaman geçince daha iyi idrak edebileceğiz.

Srilanka izlenimlerimi paylaşmayı sürdüreceğim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir