İKİNCİ MATEMATİK VEYA BEŞİNCİ İŞLEM-1-

İKİNCİ MATEMATİK VEYA BEŞİNCİ İŞLEM
Mevcut matematiğin eksikliklerinden birisi de farklı varlıklar (mesela elma ile armut) arasında işlem yapamamasıdır. Varlığı sadece sayı ve şekillerle ifade etmek, fazla mücerret kalmakta ve “matematik kavrayış” varlık ve hayattan uzaklaşmaktadır.
Hayatın matematiğinin kurulamayacağı düşüncesi yanlış değildir. Hatta hayatı bir takım sayı, çizgi ve kodlarla ifade etmeye çalışmak hayatın tabiatına aykırıdır. Zira kodlanabilen ve formüle edilebilen hayatın içinde hürriyetin olmayacağını/olamayacağını kabul etmek gerekir. Bununla beraber varlığı kodlama imkânının olduğu ve formüllerle ilişkilerinin ifade edilebileceği düşüncesine yabancı kalınmamalıdır.
Matematikte bulunan ileri derecedeki tecrit, matematik ifadelerin varlığı ifade etmesine engel olduğu için fizik bilimi tamamen varlığa yönelmek durumunda kalmıştır. Aslında fizik bilimi bir anlamda müşahhas matematiktir ya da matematik mücerret fiziktir.
Belki de problem, fizik bilimindeki gerçeklik oranı ile matematikteki tecrit dozunun birbirinden fazla uzak olması ile ilgilidir. Belki de tecrit dozu matematikten daha az fakat fizikten daha fazla olan bir bilim dalı gerekmektedir. Matematikteki tecridin lüzumunu kabul edip zararını ortadan kaldıracak, fizikteki gerçekliği kabul edip matematik formüllere imkân verecek kadar tecrit ekleyecek yeni bir bilim anlayışı ihtiyaç haline gelmiş olmadır. Tüm bunları yaparken, matematik ve fiziği yerli yerinde bırakıp yeni bir bilim dalı geliştirmek veya matematiğe (ya da fiziğe) bir alan açmak doğru yaklaşım olabilir. Böylece mevcut bilimleri tahrif ve tahrip etmeden yeni ve ileri bir adım atılabilir.
*
Mevcut matematik fizik dünyanın matematiğidir ama bu dünyanın tecrit edilmiş halini temsil eder. Hem varlığın matematiği olma iddiasındadır hem de varlığı (eşyayı) tecrit etmek zorunda kalmıştır.
Matematik fizik dünyanın matematiği olduğu noktada metafizik dünyanın matematiğini temsil ve ifade edemediği için eksiktir. Diğer taraftan fizik dünyanın matematiği olduğu noktada da tecrit dozunu fazla kaçırdığı için fizik dünyayı da ifade etmek konusunda zafiyet içindedir.
Fizik dünyada iki tane varlık yoktur. Kâinatın yapısı o kadar ilginçtir ki, gerçekten birbirinden mutlak anlamda bağımsız iki varlık bulmak kabil değildir. Her varlık temsil ettiği bütünlük cihetinden tektir fakat aynı zamanda başka bir bütünlüğün parçasıdır. Nihai noktada ise tüm varlıklar kâinat denen en büyük bütünlüğün parçalarını oluştururlar ve tek varlık veya terkip haline gelirler.
Kâinatın birden büyük sayılarla ifade edilmesi alışkanlığı temelde kâinat tasavvuru ile ilgilidir. Fizik bilimi kâinatın tek bir sistem olduğu konusunda karar kılmış ve fizikçiler bu konuda ittifak etmiş olmasına rağmen kâinatın hala bir sayısıyla ifade edilmiyor olması, eski bir alışkanlığın, dikkatten kaçmasından dolayı hala devam ettiğini gösterir.
Bir olan varlıktan (kâinattan) çıkarma işlemiyle tüm diğer birlere varılabileceği gibi, tek bir varlıktan (mesela bir elmadan) toplamayla diğer birlere ve neticede nihai (son) bire (kâinata) varılabilir. Bölme işlemi çıkarmanın, çarpma işlemi ise toplamanın kısa yoludur ve aslında ayrı işlemler değildir. Bu sebeple bölme ve çarpma işlemiyle de aynı neticelere varmak kabildir.
Beşinci işlem, ayrı bir işlem olmaktan ziyade dört işlemin kullanıldığı bir denklemdir. Denklemin sağ tarafı sıfır değil birdir. Bir tarafı sıfır olan eşitlikler (denklemler) matematikte bazı pratik faydalar elde ediyor olsa da bir anlamı yoktur. Zira “fizik dünyada” hiçbir sayıyı (varlığı), dört işlemden geçirerek sıfıra ulaşmak (varlığı yok etmek) mümkün değildir, zaten gereksizdir.
Kâinatta hiçbir varlık yalnız başına bir fonksiyon taşımadığı gibi bir anlam da taşımaz. Kâinatta hiçbir varlık yalnız başına varolabilme imkânına da sahip değildir. Yalnız başına varolamayan varlık aslında “bir” değildir. Mutlaka birden küçüktür. Zira “bir” sayısı tam olanı ifade eder ki, fizikte tam olmak yalnız başına varolabilmek demektir. Bu çerçeveden bakıldığında kâinatın toplamı, sıfır ile bir arasındaki varlık yekûnudur. Fakat sıfır başlangıç noktası değildir. Daha doğrusu sıfır hiç yoktur. Sistem sıfırdan hemen sonra başlar.
Sıfırdan başlayıp sonsuza giden bir sayı serisi, doğru bir matematik sistem oluşturmaz. Aslında hiçbir matematik sistem oluşturmaz. Zira sıfır ile sonsuz arasında bir sistem meydana gelmez. Sistem her zaman bir parantezdir ve başı ile sonu bellidir.
Beşinci işlem aslında mevcut matematiğin eksikliğini gidermek için teklif edilen ve yeni bir matematik sisteme duyulacak ihtiyacı ortadan kaldırmak veya daha aza indirmek düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Fakat beşinci işlemdeki sayıların sıfır ile bir arasında bulunması mevcut matematiğin temeli olan sayılar sistemini tamamen değiştirmektedir. Sayılar sistemini değiştirmek mevcut matematiği değiştirmek (yeni bir matematik sistem kurmak) anlamına gelir.
Yeni bir matematik sistem olarak düşünüldüğünde, mevcut matematikteki tabi sayılar (doğal sayılar) bir ile sonsuz arasındaki sayılar olmasına rağmen bu matematikte sıfır ile bir arasındaki rasyonel sayılar tabi sayılardır. Aynı şekilde mevcut matematikteki rasyonel sayılar bu matematikte tabii sayılar olduğu gibi, yeni matematikteki rasyonel sayılar ise birden büyük sayılardır. Çünkü birden büyük sayılar tabii olarak varolmayan ve varlığı akıl ile anlaşılabilen sayılardır.
Mevcut matematikteki sayılar sistemini ters çevirmiş gibi görünen bu durum, mevcut matematiğin kavrayış alışkanlıklarından dolayı suni bir sistemleştirme gibi görünüyor. Fakat fizik dünyada iki bağımsız varlığın olamaması veya bir varlıktan iki tane olmaması (çünkü tüm özellikleri aynı olan iki varlık bulmak imkânsız) bize gösteriyor ki, iki sayısı rasyoneldir. İki farklı varlıktan bahsetmek, olsa olsa bir varlığın yarım yarım iki parçasından bahsetmektir.
Mevcut matematikte çıkarma işlemi büyükten küçüğe ulaşmanın işlemidir. Toplama işlemi ise bunun tersi olarak küçükten büyüğe ulaşma işlemidir. Yeni matematikte (ya da beşinci işlemde) hem toplamanın ve hem de çıkarmanın neticesi aynıdır ve birdir.
“Bir denklemi” olarak da isimlendirilmesi mümkün olan bu alanın matematiğe kazandırılmasının hem matematik sistemi için ve hem de pratik fayda bakımından bir lüzumu var mıdır yoksa boş bir teorik çalışma mıdır?
Mevcut matematiğin sistematik problemleri ve zafiyetleri olduğuna dair bilgi ve idrak sahibi olmayanlar bu alanın gerekliliği konusunda tereddüt edebilirler. Matematikçilerin bir kısmının matematik sisteminde bir boşluk olmadığına dönük kanaatleri, matematikteki tecrit boyutunun yeterince anlaşılmamasından ve dolayısıyla fizik dünyayı matematiğin ifade etmekte zorlandığını fark etmemelerindendir. Matematiğin tecrit boyutu lüzumlu olabilir ama asla mecburiyet değildir. Başka bir ifadeyle tecrit boyutu ihmal edildiğinde matematik sistem kurulamıyor olabilir ama eğer hem tecrit boyutu ihmal edilmeden yeni bir matematik sistem kurulabiliyor veya tecrit dozu azaltılarak fizik dünyaya uygun yeni bir matematik sistem kurulabiliyorsa, mecburiyet ortadan kalkıyor demektir.
Mevcut matematiğin sistem özelliği aynı zamanda kâinat tasavvurunda (uzay tasavvurunda) kullanıldığından dolayı, matematik sistemindeki zafiyetler kâinat tasavvuruna da aksetmekte ve fizik bilimini de eksik bırakmakta veya yanlışa sevketmektedir. Doğru fizik tasavvurları, doğru matematik kavrayış ile kabildir ve matematikteki yanlışlar ya da boşluklar fizik bilimine doğrudan yansımaktadır. Matematik sistemdeki zafiyetleri matematiğin sınırları içinde tutma imkânımız olsa ona müsamaha göstermek mümkün olabilirdi. Fakat durum bunun tam tersinedir.
Beşinci işlemin geliştirilebilmesi ve matematik olarak ifade edilebilir hale getirilmesi durumunda pratik fayda ciheti daha net görülecektir. Beşinci işlemin en önemli özelliği fizik dünyayı ifade edebilmek bakımından en yakın matematik alan (sistem) olmasıdır. Matematikteki tecrit zorunluluğu yok sayılmamalıdır mutlaka ama matematiğin temel hedefi fizik dünyayı mümkün olduğunca doğru ifade edebilmektir. Tecrit zorunluluğundan dolayı fizik dünya şekil ve sayılarla ifade edilmektedir. Ama şekil kavrayışı ve sayı sistemi fizik dünyaya mümkün olduğunca daha fazla yaklaştırılmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir