İKTİSADİ KRİZİN ÇAPI YENİ FARKEDİLİYOR

İKTİSADİ KRİZİN ÇAPI YENİ FARKEDİLİYOR

Dünya ekonomik kriz 2008 yılında başladığında, hiç kimse bu kadar uzun süreceğini ve sürekli derinleşeceğini öngöremedi. Bir ila iki yıl içinde, büyük bir hasar bıraksa da geçip gideceğini düşündüler. Çünkü bu zamana kadar ortaya çıkan tüm krizler çözülmüş, hiçbiri kalıcı olmamış, nihayetinde çekip gitmişti. Krizin başladığı yıl olan 2008 tarihinden itibaren “iktisadi kriz” başlıklı seri yazısında Haki Demir, bu krizin çok büyük olduğunu, geçmeyeceğini, batıyı batırana kadar devam edeceğini, asla çözüm bulunamayacağını söyleyen tek kişiydi. Ne var ki, sadece internet sitesinde yazdığı için kimse duymadı ve haberdar olmadı.

Star gazetesinde Paul KRUGMAN, 11.02.2012 tarihli, “Avrupa’da Büyük Buhran kötüydü bu daha kötü” başlıklı yazısında yaptığı tespitler, üç yıl önce sitemizde yayınlanan yazılarda yapılmıştı.

Paul Krugman, özetle şöyle diyor; içinde bulunduğumuz kriz, 1929 yılındaki “büyük buhrandan” daha büyük. ABD deki ekonomistlerin bu görüşte olmadığını, bu krizin büyük buhrandan daha küçük olduğunu düşündüklerini, bunun sebebinin de büyük buhranı yaşamanın ürettiği tecrübe olduğunu söylüyor. Fakat aynı uzmanların (ABD’lilerin) Avrupa için bu günkü krizin, büyük buhrandan daha kötü, daha ağır olduğunu düşündüklerini ekliyor. Bütün bunlardan sonra, kendi düşüncesine sıra geldiğinde, ABD için de bu günkü krizin büyük buhrandan daha ağır olduğunu söylüyor. Evet, doğru, hem ABD ve hem de AB için bu günkü kriz, büyük buhrandan çok daha ağır ve kötü. En azından süresi bakımından açıkça böyle… Çünkü hala devam ediyor ve yakın gelecekte biteceğine dair bir alamet görünmüyor.

Bugünkü kriz “büyük buhrandan” daha hafif olsa bile, süresinin uzunluğu büyük buhranın yıkıcı tesirlerini birkaç defa katlayacak gibi görünüyor. Sekiz büyüklüğünde yirmi saniye süren bir deprem mi daha ağır hasar bırakır yoksa beş büyüklüğünde fakat bir saat süren deprem mi daha ağır hasar verir? Eğer bu günkü kriz büyük buhrandan daha hafif ise süresi çok daha fazla olduğu için yukarıdaki sorunun cevabını aramak gerekir. Ne var ki bu günkü kriz, “büyük buhrandan” misilsiz daha ağır bir krizdir.

Haki beyin yazılarından faydalanarak sadece iki noktayı tespit edelim. Batılı ülkelerde yaşayan halkların borçlanma ortalaması yirmi yılı aşmış durumda. Bir insan (veya aile reisi) yirmi yıllık borcun üzerine, işsizliğin artmaya devam ettiği bir vasatta nasıl olur da tüketime devam eder? Ne yapılırsa yapılsın batılı ülkelerde sadece “borçlanma süresi” bakımından tüketimin artırılması imkansız. Batı, tüketimi çılgınca teşvik ederken “borçlanma süresini” hiç hesaba katmadı ve limitini çoktan aştı. Diğer husus, dünyadaki ülkelerin en az yarısı artık üretimde ciddi mesafeler katetti. Batılı ülkelerin daha ucuz mal üretme imkanı kalmadığına göre, ihracat imkanı da tarihinde hiç olmadığı kadar azaldı. Hem iç tüketim tıkandı hem de ihracat… İhracat ve iç tüketim olmadığında ekonomik büyümeyi nasıl sağlayacaksınız? Uzaylılara mı mal satacaksınız?

İktisadi krizi besleyen sayısız faktör var. Hepsini incelemeye gerek var mı? Yukarıda ifade ettiğimiz iki sebep, batıdaki krizin en az on yıl sürmesi için kafi değil mi? Ahmakların kafaları “laht ağacına” daha yeni değiyor. Öldüler fakat kafalarını vuracak “laht ağacı” bulamadıkları için öldüklerinin farkında değiller.

Diğer taraftan derin bir akıl krizine yakalandılar. Yunanistan misaline bakıldığında batının akıl krizinin ne kadar derinleştiği görülüyor. Ne Yunanistan fedakarlık yapabiliyor ne de Avrupa Yunanistan’ı kurtarmak konusunda “fedakarca” bir çabanın içine giriyor. Sadece birbirlerini suçlayıp duruyorlar. Her ikisi de birbirini suçladıkları konularda haklı fakat haklı olmak işe yaramıyor, sistem çöküyor. Olağanüstü durumlarda mesele hak veya haklılık değil ki, fedakarlık… Batı kültüründe de bu yok.

Bitti… Çok şükür bitti. Batı her şeyiyle bitti. Ekonomisiyle bitti, kültürüyle bitti, medeniyetiyle bitti. Hiç şansı yok. Çünkü hiçbir yolu yok.

FARUK DAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir