İLİM TEDRİSATI VE MEDENİYET İNŞASI İÇİN MEDRESE

İLİM TEDRİSATI VE MEDENİYET İNŞASI İÇİN MEDRESE

(TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 21. SAYI)

Medrese İslam dünya görüşü dairesinde tedrisatın yapıldığı mekanın adıdır. Medresede “İslam’ın ve kainatın muhtevasında mahfuz bulunan fikir, ilim, hikmet ve irfan” keşfedilir. Keşfedilen fikir, ilim, hikmet ve irfanın tertibi ve tatbiki gerçekleştirilir.
Hayatta üç kıymet mevcuttur; “doğru”, “güzel”, “iyi”… Bu üç kıymetin mehazı ve ölçüsü İslam’dır. Doğru, iyi ve güzelin kıymeti, İslam dairesinde şekillenmesindedir. İslam’ın dışında ise mutlak hakikat merkezinden kopmuş olduğu için asli hüviyetini kaybeder. İslam, hakikatin kendisi olduğundan doğru, iyi ve güzel silsilesinde “temel kıymet ölçüleri” getirmiştir. “İslam’ın dışında hiçbir kaynakta temel kıymet ölçüleri aranmaz, başka hiçbir mecra (mesela felsefe) temel kıymet ölçüleri için kaynak olarak kabul edilmez.” Medrese, İslam’ın doğru, iyi ve güzel kıymet ölçülerinin tertip ve tatbik edildiği İslam tedrisatına ait bir müessesedir. Fikirteknesi külliyatında bulunan ilimlerin tasnifine nispetle medrese, Kur’an ilimleri, beşeri ilimleri ve müspet ilimler mecrasıyla meşguldür.

Medresenin Kur’an ilimleri, beşeri ilimler ve müspet ilimlerle olan meşguliyeti dairesinde iki temel vazifesi vardır. Birinci vazifesi “mukaddes emaneti” Kur’an ve onun tatbikatı olan sünneti muhafazadır. İkincisi ise İslam’ın tevhid dini olması hasebiyle “Kaynak vahdetini temin ve muhafaza etmektir. ” Bu iki temel vazifeyi bihakkın ifa eden medrese; insan, varlık ve hayat bahislerinde ferdi ve cemiyeti hakikat merkezine bağlayan bir imkan karargahtır.
Medresenin İslam’a ait bir kıymet olması, tedrisat sahasında onu diğer tedrisat usul ve mekanlarından farklı kılan en mümeyyiz vasfıdır. “Medresedeki tedrisatın tamamı, talebelerinde akl-ı selimi inşa etmek, zevk-i selim ile kalb-i selimi inşa etmek için tasavvufla (tekkeyle) köprü kurmak üzere tanzim edilmiştir.” Medresenin bu şekli İslam dünya görüşü çerçevesinde teşekkül eden bir anlayışın tezahürüdür. Ve dünya üzerinde tek emsaldir. Medrese mezkur mahiyeti icabı temel vazifeleri çerçevesinde Kur’an ilimleri, beşer ilimleri ve müspet ilimlerle meşguldür. Kur’an-ı Kerim Yüce Rabbimizin beyanıdır. “ALLAH’ın yeryüzüne (insanlığa) gönderdiği, doğrudan kendine ait tek kıymettir.” Kur’an-ı Kerim ALLAH kelamı olduğundan hiçbir varlıkla mukayese kabul etmez. Medreselerde Kur’an-ı Kerim’i bihakkın anlamak üzere Kur’an ilimlerinin tedrisi gerçekleştirilir. “Kur’an ilimleri, ALLAH’ın sonsuz ilminin şifreleridir.” ALLAH’ın beyanında mahfuz mana hacmine nüfuz edebilmek Kur’an ilimlerinin tahsiliyle mümkündür. Biz Müslümanlar öncelikle Kur’an-ı Kerimin “ne olduğunu” bilmeliyiz. Ne olduğunu bilmeliyiz ki nasıl okuyacağımızı da bilip Kur’an-ı Kerim’in “mana haznesine” vasıl olabilelim. Medreseler tedrisat usulü çerçevesinde Kur’an ilimleri ile Kur’an-ı Kerim’in mana hazinesinden devşirilen bilgi ve ilim yekunuyla “yeni bir dünya inşa etmeye” matuftur.
Medreseler medeniyeti kuran üç kurucu şahsiyetten, yani arif, alim ve mütefekkir şahsiyet terkiplerinden, alim ve mütefekkiri temsil eder. Keza tekke de, arif ve mütefekkiri temsil eder. Kur’an ilimlerinin “terkip ilmi” olan tefsir, medreselerde muayyen bir usul dairesinde şekillenerek Kur’an-ı Kerim’in mana yekununa ulaşabilmenin terkip zirvesidir. “ALLAH’a ulaşma istidat ve imkanı verilen tek varlık insandır.” Kur’anda mahfuz mana yekununa ne kadar nufuz edilirse o kadar ALLAH’a yaklaşılır. İşte medreseler, Kur’an ilimleri ile meşguliyeti çerçevesinde bu imkanın tedrisat mekanıdır.
Medrese, mutlak ilmi merkez alarak bünyesinde beşeri ilimler ve müspet ilimlerle de meşguldür. “İslam medeniyetinde beşeri ilimler fevkalade mühimdir.” Beşeri ilimler ALLAH’ın halifesi olmak payesine mazhar olan insanı hakikate bağlama vazifesi üstlenir. Beşeri ilimler İnsanı hedeflediğinden medresede “mevzu cihetiyle merkezi bir nokta” teşkil eder. ALLAH, kainatı insan için yaratmıştır. “İnsan ise ALLAH için, ALLAH’a kulluk etmesi için” yaratıldığından, tüm ilimlerin merkez mevzusu insandır. İslam irfanı ilimlerin tasnifini yaptığından hayatı dağıtmamıştır. İslam medeniyetinin ana tedrisat müessesesi olan medresede beşeri ilimler insan bahsini dağıtmadan mutlak ilim merkezine bağlı olarak tetkik eder.
Medresenin meşgul olduğu diğer bir saha da müspet ilimlerdir. İslam medeniyetinin varlığını sürdürdüğü vasatta medreselerde müspet ilimler hakikate bağlı bir anlayışla müthiş bir kemale ermiştir. Kur’an ilimleri ile Kur’an’ın mana yekununa nüfuz edilmiş, beşer ilimleri insan bahsini hakikate kilitlemiş ve müspet ilimlerle de hayatın alt yapısı kurulmuştur. İslam medeniyeti yeryüzünden çekildiğinden beri müspet ilimler mecrası batının hakimiyetine geçmiştir. Batının madde uygarlığı olması sebebiyle müspet ilimler büyük terkibin bir parçası olmaktan çıkıp kendini bütün yerine koymuştur. Günümüzde maddi cihette büyük gelişmeler olsa da hayatın bütünlüğü kaybolduğundan temel meselelere ait her bahis parçanın dairesinde yorumlanmaya başlanmıştır.
Hayatın bütünlüğe kavuşması İslam medeniyetinin inşasıyla mümkündür. Bu da hayatı İslam’a taşıyacak müesseselerin ihdasıyla gerçekleşecektir. Medrese de hayatın bütünlüğünü sağlayacak İslam’a ait bir tedrisat müessesesidir. Asli kimliğini ihtiva ettiği dönemde medreseler, Kur’an ilimleri, beşer ilimler ve müspet ilimlerin karargahı mesabesindeydi. İnsanı hakikate ulaştırmakla vazifeli medrese, asli kimliğine mütenasip mahiyette yeniden inşa edildiğinde ilimlerin tasnifi gerçekleştirilecektir. Başka bir ifadeyle, medresenin yeniden kurulabilmesinin ön şartı, kendi zaviyemizden ilimlerin tasnif edilmesidir İlimler tasnif edildiğinde hayatın bütünlüğü sağlanmış olacaktır. Böylece medrese de, insanı hakikate ulaştırmak adına Kur’an ilimleri, beşer ilimleri ve müspet ilimlerinin meşguliyet sahası haline gelecektir.
Günümüzün ilahiyat fakülteleri hakiki manada medreselerin yerini tutmaktan çok uzaktır. Oryantalizmin birer kalesi haline gelen ilahiyat fakülteleri, medresenin vazifesini yerine getiremez. Bugünün ilahiyat fakülteleri batının ürettiği bilimin ve hayatın bir ürünüdür. Bu yüzden İslam medeniyetine ait bir kıymeti yoktur. Hayatın bütünlüğünü yakalayabilmek için medreseler yeniden inşa edilmelidir. İslam’a muhatap anlayış çerçevesinde kurulacak medreseler vasıtasıyla batının ürettiği hayat, yerini islamlaşan hayata bırakacaktır. Medrese yapısı itibariyle klasik okul şekillenmesinden ayrı bir mahiyet arz eder. Günümüz ilahiyat fakülteleri ya da müspet ilimler üzerine eğitim veren fakültelerde ilim değil meslek eğitimi verilmektedir. Fakülteden meslek eğitimi (ilim değil) alarak mezun olan fert “okumayı” bırakır. Bunu doğuran başlıca amil klasik okul anlayışıdır. İslam tedrisat anlayışının bir teşkilatlanması olan medresede ilim tahsili yapılır. İlim tahsilinin gerçekleştiği medresede klasik okul teşkilatlanmasındaki gibi “şekil şartı” aranmaz. Medrese “İlim talebinde bulunan hiç kimseyi” geri çevirmez. Cemiyete mensup her ferdi “içtimai mevkiine veya siyasi-idari makamına bakmaksızın” ilim tahsiline tabi tutar.
Yeniden medeniyet inşası gibi bir meselemiz varsa iki şeyi acilen ve mutlaka yapmalıyız; birincisi ilim ve tefekkür seferberliği başlatmak, ikincisi ise bu seferberliği sevk ve idare edecek karargahı, yani medreseyi kurmaktır.
Not: İktibaslar, Haki DEMİR’in Şehir ve Medeniyet ile İslam Maarif Anlayışı adlı eserlerinden yapılmıştır.

ÜNAL YILMAZ

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir