İLİMLERİN ŞAHİKASI “HAKİKAT İLMİ”

İLİMLERİN ŞAHİKASI “HAKİKAT İLMİ”

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Mutlak İlim (Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye) muhakkak ki tevhid ilmidir, çünkü “Tek” olandan gelir ve O’nun “tek” olduğunu beyan eder. Öyleyse Mutlak İlmin tefsirinden ilk keşfedilecek ilim mecrası, Tevhid ilimleri mecrasıdır. Tevhid ilimleri mecrasının ise zirvesi, “hakikat ilmi”dir. Bu manada Mutlak İlim bizzarure hakikat ilmidir.
Tevhid ilimleri mecrası, öncelikle Mutlak İlmin sahibini, sahibinin isim ve sıfatlarını izah eder. Sahibini (Allah Azze ve Celleyi) anlatmayan Mutlak İlim, muhatabını (insanı) anlatmış olamaz. Bu sebeple Mutlak İlmin “mevzu haritasının” zirvesinde, “tevhid” bahsi vardır, başka türlü bir mevzu haritası ve listesi hazırlamak, Allah Azze ve Celle’nin dinin mutlak surette yanlış anlamak olur.
Hakikat ilmi, tevhid ilimleri mecrasının terkip ilmidir. İlmin hakikati, muhakkak ki hakikat ilmidir. Tevhid ilimleri mecrası ve onun zirvesi ve terkibi olan hakikat ilmi yoksa ilimden bahsetmek, bilgiyle çelik çomak oynamak cinsinden bir gevezeliktir.
*

Tevhid ilimleri mecrasının kadim müktesebatımızdaki ismi tasavvuftur. Tevhid ve hakikat ilmi, bundan sonra da o isim ve o müesseseyle kaim ve daim olacaktır. Hakikat ilmi, ilimlerin şahıdır ve bundan dolayı en girift, en çetin, en zor olanıdır. Tasavvuf ilmi ile ilgili çok sert tartışmaların olması, hakikat ilminin tabiatındaki giriftlikten kaynaklanır. Giriftlik ve derinlik, idrakinin zorluğuna işarettir ki hakkında tartışmaların fazla olması tabiidir.
Tasavvufun tevhid ilimleri mecrasının müessesesi olmasının zahiri delilleri şudur; on dört asırlık İslam tarihinde büyük ilim ve tefekkür ehli şahsiyetlerin tamamı bu ilmin talebesi ve üstadı olmuştur. İnsan zekasının ufku olan dehaların tamamına yakınının ehl-i tasavvuf olması, tasavvuf ilminin hakikat ilmi olduğunu gösterdiği gibi, düşük zeka ve küçük akıl sahibi sığ idraklilerin meseleyi anlamak ve kabullenmekte zorlanmalarını da izah eder. Günümüzde dahi tasavvufa itiraz edenlerin zeka seviyesinin düşük olması bir tesadüf değildir.
*
Mutlak İlmin özü, hakikat ilmidir. Lakin hakikat, kelamdan ibaret değildir. Kainattaki “hakikat mahalli” veya hakikatin tecelligahı, müminin kalbidir. Kalb ise “hal” merkezidir, tabii ki kelamdan azade değildir, zaten “hal”, kelam ile fiilin terkibinden meydana gelir. “Tasavvuf kal (kelam) ilmi değil, hal ilmidir” hikmeti, kelamdan azadeliği ifade etmez, yalnız başına kuru bilginin (ve ilmin) meseleyi halletmeye kafi gelmeyeceğini gösterir.
Hakikat kelamdan ibaret olmadığı için, hakikat ilmi diğer ilimler gibi tedvin, tertip ve tahsil edilemez. Hakikat ilminin insana taşınması, kelami tahsil ile kabil değildir. Bu sebepledir ki tasavvuf, diğer tüm ilimlerden farklıdır, farklılığı ise her cihetiyledir. Her cihetiyle farklı olan tasavvuf ilmini, sadece kelam ile izah etmeye çalışmak ise meseleyi anlamamaktan ibarettir. Bizim yapmaya çalıştığımız ise, lüzum ve ehemmiyetini göstermekten ibaret bir çabadır.
AHMET KAMİL TUNCER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir