İLİMLERİN TASNİFİ-9-TEFSİR İLMİ

İLİMLERİN TASNFİ-9-TEFSİR İLMİ
Tefsir ilmi, Kur’an ilimlerinin terkip ilmidir. Bir taraftan Kur’an ilimlerinin kaynağı diğer taraftan Kur’an ilimlerinin elde ettikleri mana, hikmet, hüküm ve bilgileri terkip eden ilimdir. Kur’an ilimleri İslam Medeniyet Tasavvurunun merkezindedir, Tefsir ise Kur’an ilimlerinin merkezidir.
Tefsir ilmi, yekun olarak söylemek gerektiğinde, Kur’an-ı Kerim’deki mana yekununun keşfi ile ilgilenir. Kur’an-ı Kerim, yeryüzündeki tek “kitap”tır. Tamamlanmış tek kitaptır. Sınırsız ilim ihtiva eden tek kitaptır. Mana haznesi, kelimelerden ve kelimelerin lügat manalarından ibaret olmayan tek kitaptır. Yeryüzündeki Allah’a ait olan tek kıymettir. Allah’ın sonsuz ilmine koridor açan tek kitaptır.
Bütün bunlardan dolayı;
Kur’an-ı Kerim, muhtevası cihetiyle, zıddı olmayan tek mana yekunudur. Kainatta her şeyin zıddı vardır fakat Kur’an-ı Kerim’in zıddı yoktur. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in sahibinin (Allah’ın) zıddı yoktur. Çünkü hakikatin zıddı olmaz. Hakikat, tüm varlığı ihata eder. Hakikatin dışında kalan bir valık yoktur ki, zıddı aranabilsin. Kur’an-ı Kerim, yeryüzünde hakikatin tek beyanıdır. Kur’an-ı Kerim’in ihtiva etmediği bir manadan bahsedilemeyeceği için, felsefi, fikri, ilmi vesaire her alanda ve anlamda O’nun zıddı yoktur.
Sığ idraklilerin, “Bu Kur’an-ı Kerim’e zıttır” türünden cümleleri çok rahat sarfetmesi aldatıcıdır. En fazla söylenecek olan şudur; “Bu Kur’an-ı Kerim tarafından men edilmiştir”. Kur’an-ı Kerim’in zıddının olduğunu veya olabileceğini kabul etmek, Kur’an-ı Kerim çapında bir kitaptan (mana yekunundan) bahsediyor olmaktır. Her varlığın zıddı, ona muadildir. Muadil değilse zıddı olamaz, çünkü zıddı olduğu düşünülen varlık tarafından imha edilir, iptal edilir, yutulur. Zıtlık münasebetinin ilk alameti, denk kuvvete sahip olmaktır.
Yeryüzünde Kur’an-ı Kerim’e muadil bir kitap yazılamayacağı hakikati, aynı zamanda O’na zıt bir kitap da yazılamayacağı manasına gelir. İşte tefsir ilmindeki temel mikyas tam burada ortaya çıkar. İnsanlığın Hz. Adem’den günümüze ve kıyamete kadar keşfettiği, ürettiği, teşkil ettiği tüm mana, bilgi ve suret yekunu Kur’an-ı Kerim’e aittir. Tüm insani verimler, haller, tavırlar, edalar, mimikler, ahlak, ilim, iktisat, siyaset, müspet ilimler, akli ilimler vesaire akla gelen ve gelmeyen her türlü insani üretim Kur’an-ı Kerim’e aittir.
Bu nasıl olur? Kafirlerin ürettikleri bilgi, bilim, sanat ve yaşadıkları hayat ve haller nasıl Kur’an-ı Kerim’in tefsiri olabilir? Bu nokta anlaşılmadan Kur’an-ı Kerim anlaşılmış olmaz.
Kur’an-ı Kerim’in yeryüzündeki tek kitap olması, muadilinin ve zıddının ortaya konulamaması, Allah’ın sonsuz ilmine açılan kapı olması, onun dışında herhangi bir ilim ihtiva eden kitap bulunmaması, kainatta her ne var ise mana ve ilim olarak onda cem edilmiş olduğuna delalettir. Gayrimüslimlerin ürettikleri ve yaptıkları da, Onda mevcut olan hikmet yekununun, “menfi kutbunu” gösterir. Men edilen, haram kılınan, tahkir edilen her şey, imtihan için olsa gerek, uzun şekilde izah edilmemiştir. Fakat haram kılınmış olması, ondaki tüm bilginin de Kur’an-ı Kerim’de olduğunu gösterir. Haşa, Allah’ın bilmeden haram kılmış olması muhal olduğu için, haram kılınana ait tüm bilgiler, “haram kılınmasında” mahfuzdur.
Müslümanlar, Kur’an-ı Kerim’in, haram kıldığı iş ve fiilleri tecrübe edemezler. “Neden harammış?” veya “haram olmasındaki hikmet nedir?” sorularının peşine düşüp, haramı tecrübe etme ve ondaki hikmetleri keşfetme salahiyeti Müslümanlara verilmemiştir. Dolayısıyla haramlardaki bilgi muhtevasını istihsal edemezler. İşte bu cihetini gayrimüslimler yaşar, tecrübe eder, bilgisini üretir ve Kur’an-ı Kerim’in tefsiri tamamlanır. Bu sebeple, tüm insanlık, sadece Kur’an-ı Kerim’i tefsir etmekle meşguldür.
Yeryüzünde küfrün yok olmayacağı bahsinin bir hikmeti de, Kur’an-ı Kerim’in tefsirinin tamamlanması olmalıdır. Kur’an-ı Kerim’in “nehiy” cihetini temsil eden küfrün devam etmesi, tefsirin tamamlanmasına sebep olmaktadır.
*
Tevhidin yeryüzünde, “vahdet” şeklinde iki tecellisi mevcut olsa gerek. Birisi kitap olarak Kur’an-ı Kerim diğer “insan” olarak Hz. Resulü Ekrem (SAV) Efendimizdir. Hz. Risaletpenah (SAV) Efendimiz, “hakikati ferdiyye” cihetiyle, Kur’an-ı Kerim ise “mananın ferdiyyeti” yani hakikatin vahdeti cihetiyledir. Kur’an-ı Kerim dışında asla bir hakikat kaynağı yoktur. Nerede bir hakikat ışığı, gölgesi, işareti, alameti varsa, o, Kur’an-ı Kerim’in tefsiridir. Bilinerek veya bilinmeyerek, Müslümanlar tarafından veya gayrimüslimler tarafından…
Tevhidi anlamanın yolu, “Kitap vahdeti” ve “Risalet vahdeti” bahislerini anlamaktan geçer. Yeryüzünde bu gün, tek kitap ve tek Risalet mevcuttur. Tek kitap olan Kur’an-ı Kerim, Hz. Adem’den beri gönderilmiş olan suhuf ve kitapların cem ve edilmiş ve vahdete tahvil edilmiş halidir. Hz. Resulü Ekrem (SAV) Efendimizin şahsiyetinde de önceki tüm peygamberler cem edilmiş ve mühürlenmiştir.
*
Tüm insani verimlerin nihayetinde Kur’an-ı Kerim’in tefsiri olması, “Tefsir ilmini” hem Kur’an ilimlerinin hem de tüm ilimlerin “terkip ilmi” haline getirir. Bu cihetle tefsir ilmi, tüm ilimlerin arşividir. Böyle olduğu için her şeyin mikyası ondadır.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİ-9-TEFSİR İLMİ” üzerine 2 düşünce

  1. ”Kur’an-ı Kerim, muhtevası cihetiyle, zıddı olmayan tek mana yekunudur.” Bu yüzden beşerin yatak üzerine yaptığı her türlü çatışmayı dindiren ,hakiki barış yatağında(Birru İslam)hidayetiyle akıtan eşsiz mana yekunu diyebiliriz herhelde.

  2. Bir de bir şeyin zıddı yoksa o, hakiki(nurlu) i’tidal üzerindedir.Zıddı olmayanın ise giriş ve çıkış kapısı tektir.Çünki girdiği yer kendi eşsiz yurdudur.Oda Rahmân’ın Rahîm yurdunun kapısıdır.O’nun eşsiz rahmeti bu kapıdan sızar(HİLAL) ve İ’tidalini gösterdikten(ahlakı tamamladıktan) sonra yine bu kapıdan bu sefer ahlakı beyan(secdeye kapanmak) için çıkar ve çıkaracağını da çıkartır.Yanlış görüşten Allah’a(c.c) sığınırız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir