İLKER BAŞBUĞ’UN TUTUKLANMASI VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER

İLKER BAŞBUĞ’UN TUTUKLANMASI VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER
İlker Başbuğ tutuklandı. Bu konuda kısa sürede çok şey söylenecek. Lehte veya aleyhte sayısız fikir ve fikir kırıntısı piyasayı işgal edecek. Benim derdim başka, konunun pek göze çarpmayan boyutu ile ilgilenmek çabasındayım.
Emekli genelkurmay başkanının hem de savcılık sorgusu akabinde, dava açılmasını beklemeksizin tutuklanması ciddi bir “irade” sergilendiğini gösteriyor. Hadiselerin gelişme hızına bakılırsa, gerçekten “ağır bir irade” olduğu açık. Mahkeme savcılığa suç duyurusunda bulundu, savcılık hemen davetiye gönderdi, hepi topu bir hafta içinde emekli bir genelkurmay başkanı tutuklandı. Tutuklanması kadar, tutuklanmasının arkasındaki “güçlü irade” de mühim.
Önce emekli genelkurmay başkanının tutuklanmasının ne manaya geldiğine bakalım, sonra da bu hadisenin psikolojik süreçleri nasıl etkileyeceğine…
*
Türkiye’deki siyasi sistem, genelkurmay başkanlığı merkezinde kurulmuştur. Kaba bir tasnifle en tepede genelkurmay başkanı, ondan sonra generaller daha sonra Cumhurbaşkanlığı ve daha sonra da hükümet gelir. Genelkurmay başkanının tutuklanması, siyasi sistemin (Kemalist siyasi rejimin) zirvesini “dokunulmaz” olmaktan çıkardı. Akparti hükümetlerinin on yıla yakın süredir yapmaya çalıştığı (umarım bu konuda yanılmıyoruzdur) siyasi rejimi değiştirme projeksiyonu, yeni, siyasi sistemin zirvesine tırmandı. Siyasi rejimin zirvesi “derdest” edilmekle, siyasi rejimin değişme süreci ilk defa ciddi bir safhaya girdi. Artık şunu söylemek rahatlıkla mümkün; siyasi rejim yerinden oynadı, yıkılma süreci hedefini buldu, şimdi bakiye kalan “tortular”, yani teorik tabular. Başta geleni ise “Kemalizm” nam tortu… Oraya varır mı? Pratikte alaşağı edilen siyasi rejim, teorik olarak hedefini mutlaka bulur. Akparti istemese de bulur. Çünkü süreç hızlı şekilde işliyor. Bundan sonra Akparti istemese de ülkedeki siyasi ve sosyal hareketlilik teorik hedefini bulacak.
Genelkurmay başkanı dokunulmaz olmakla, maiyetini (general kadrosunu) dokunulmaz kılıyordu. Dokunulmazlıktaki psikolojik güç hiçbir şey de yok. Bir insan, ne yaparsa yapsın cezalandırılamayacağına inandığında, o insanı “muayyen bir çerçeveye” alacak hukuk, ahlak, edep ve sair hiçbir kural kalmaz. Dokunulmazlık psikolojisi, klinik olarak incelenmelidir fakat psikoloji bilimi bu tür çalışmalar yapamıyor. Çünkü dokunulmaz olanları laboratuara almanız mümkün değil. Psikolojinin zirvesi, dokunulmazlık halidir ama bu konuda çalışma yapma imkanı elde edilemiyor. Dolayısıyla “alan” bomboş şekilde duruyor.
Genelkurmay başkanı dokunulmaz olunca, etrafına emirler yağdırmak konusunda fazla heveskar oluyor. Emri altındaki subay kadrosu itiraz edemiyor. Dokunulmazlığın ürettiği “sınırsız cüret”, hukuk, ahlak, edep, fayda gibi hiçbir çerçeve dinlemiyor. Emir verirken neticesi ile ilgili herhangi bir kayıt altına girmiyor. Subay kadrosunun da itiraz etme imkanı ve gücü de olmadığı için, kanunun “suç” olarak tarif ettiği fiiller, adamın fobisi durumuna geliyor.
Dokunulmazlık psikolojisi çok ciddi bir problem tabii ki fakat problem bundan ibaret değil. Dokunulmaz olan genelkurmay başkanı subaylara emir verirken, onlar üzerinden dehşetengiz bir güç kullanıyor. Kullandığı güç, emir komuta zinciri içinde silsile halinde aşağı doğru psikolojik alan üretiyor. Dokunulmazın gücü, emrindekilerin psikolojilerini inşa ediyor, onlar da kendilerini dokunulmaz hissetmeye başlıyor.
Türkiye’deki genelkurmay başkanlarının dokunulmazlığı o kadar sağlamdı ki, silahlı kuvvetlerin tüm subay kadrosunu şemsiyesi altına almaya kafi geliyordu. Zirvesindeki adamı yargılayamadığınızda, altındaki adamı da yargılayamıyorsunuz.
*
Ordunun zirvesi dokunulmaz olduğu sürece, ne kadar general ve albayı tutuklarsanız tutuklayın, dokunulmaz olandan ümidini kesmiyorlar. Ergenekon ve benzeri kaç tane dava açıldı, kaç general ve albay tutuklandı, hala aynı işleri yapmaya devam ediyorlar. Neden? Çünkü hala ümitleri var. Neden hala ümitleri var? Çünkü kendilerine emir veren zirve, dokunulmazdı.
Bir albayın veya generalin tutuklanması, yargılanması, ceza alması çok önemli değil. Genelkurmay başkanı olan birinin tutuklanması, yargılanması ve ceza alması çok ağır bir durum… Genelkurmay başkanı olarak tutuklanmak, dayanılır gibi değil. Genelkurmay başkanı elbisesini çıkarıp mahkum elbisesini giymek, psikolojik olarak ölmektir.
*
Bir psikolojik safha daha geçildi. Bundan sonraki gelişmeler, bundan önceki tüm gelişmelerden çok daha hızlı olacaktır. Artık tutuklu sanıklar itiraf sırasına girecek, pişmanlık kanunundan faydalanmak için yalvaracaklar.
“Andıç” davasında yargılanan generaller, “İlker Başbuğ’un emriydi, bir de ona sorun” diye ifade verirlerken, büyük ihtimalle İlker Başbuğ’u feda etmek niyetinde değillerdi. Sadece soruşturma ve yargılamanın o noktaya varamayacağı inancındaydılar. Kendilerini savunmak ve ceza almadan kurtulmak ihtimali kalmayınca, “genelkurmay başkanının emriydi” diyerek, dokunulamayacağını düşündükleri ismi işaret ettiler. Eğer İlker’e dokunulamasaydı, davadaki tüm sanıklar, “biz emri yerine getirdik, yargılanacak biri varsa emir verendir, bizi bırakın” diyerek kurtulmayı düşünüyorlardı. Hata yaptılar ve son psikolojik savunma hattını çökerttiler. Bundan sonra muvazzaf subaylardan da destek ve yardım göremeyecekler. Çünkü son ihtiyat kuvvetini de cepheye sürdüler ve yok ettiler. Artık silah arkadaşları arasında “hain” olarak anılacaklar ve yardım görmeyecekler.
Bundan sonra hiçbir genelkurmay başkanı hukuksuz emirler veremeyecek. Hukuksuz emir verdiği takdirde subaylar itiraz edecek. Çünkü önlerinde örnek var. Hatırlayın, Menderes’i astıktan sonra yıllarca siyasetin üzerinde darağacı sallandırarak Menderes misaliyle ülkenin başbakanlarını ve bakanlarını korkuttular. Aynı şey şimdi kendileri için geçerli hale geldi. Cesaret kaynaklarının tamamı imha oldu. İmha eden de bizzat kendileri, hem de stratejik hatalarından dolayı. En müstahkem mevzilerini bile çok çabuk kaybettiler. Çünkü idealist değiller ve dayanamıyorlar.
Bundan sonra bozgun başlayacak. Mahkemeler tutuklayacak subay bulmakta zorlanacak. Çünkü tutuklanma ihtimali beliren subay yurtdışına çıkacak. Hatırlarsanız (ismini hatırlamıyorum) “andıç” davasında sanık olan generallerden birisi, tutuklanacağı bilgisini alınca, derhal emekliliğini isteyip, banka hesaplarını boşaltarak yurtdışına kaçtı. Tevkif kararı gıyabında kaldı kahraman generalimizin.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir