MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-26-İMAN VE TEŞKİLAT

İMAN VE TEŞKİLAT
İman, ruhi yöneliştir. Ruhun istikamet kazanmış halidir. Bu sebeple iman, ruhi teşkilatlanma halidir. Ruhi teşkilatlanma, müşahhas değil, mücerrettir. Şahıslara veya müesseselere bağlılık değil, manaya bağlılıktır. İnsanların aynı istikamete yönelme halidir, bu sebeple kendiliğinden bir teşkilatlılık haline işaret eder. Muhataplarına iman teklifinde bulunmalarından dolayı dünyadaki en büyük teşkilatlar, dinlerin ta kendisidir.
İman, derin ve muhkem bir teşkilatlılık halidir. Dış etkiyle mümkün olmayan, kendi kendine zuhur eden, insanı ruhundan kavrayan, ruhunu teşkilatlandıran ve idare eden bir kıymettir. İnsanı büyük hadiseler karşısında ayakta tutan, ağır yükleri taşımasını mümkün kılan, şiddetli saldırılar karşısında mukavemet ettiren bir ruhi kıymettir. İdeolojilerin arayıp da bulamadığı, teşkilatların elde etmek isteyip de üretemedikleri bir kıymet…
*
İman, aklın aldatıcı etkilerine karşı sabrı mümkün kılan, akla ayartıcı teklifler sunulduğunda aklı zapt altına alabilen, nefsin baştan çıkarıcı hazlarına karşı mukavemet edebilen, nefse yapılan hain teklifleri reddedebilen tek kuvvet kaynağıdır. Bu hususiyetler, bir teşkilatın arayıp da bulamayacağı cinsten kıymetlerdir. Teşkilat, mensuplarından emin olmak istediğinde nasıl bir muhafaza merkezi ve muhafaza dairesi oluşturabilir? Geliştirilebilen hiçbir emniyet tedbiri, iman kadar muhkem ve derin olmamıştır.
Akla ve zekaya dayalı tedbirler, daha akıllı ve daha zeki birileri tarafından kırılmakta, yıkılmakta, geçersiz kılınabilmektedir. Bir tedbir ne kadar zekice olursa olsun, bir müddet sonra normalleşmekte çünkü aklın alanına taşınabilmekte, üzerinde çalışılabilir hale getirilmektedir. Bir tedbir, ilk keşfedildiği zamanda aşılmaz, kırılmaz gibi görünse de (gerçekten böyle olsa da) bir müddet sonra akıl ve zeka onu mutlaka aşmanın yolunu bulmaktadır. Netice olarak akıl ve zekaya dayalı tedbirlerin mutlaka bir miadı vardır, miadı olduğu ve miadının da ne zaman dolduğu bilinmelidir. Miadı dolan tedbirin değiştirilmesi şarttır zira aşılması, kırılması, yıkılması zamanı gelmiş demektir. Ne var ki bir tedbirin miadını doldurduğunu bilmek için hayattaki tüm gelişmeleri, her insanın akıl ve zeka durumunu bilmek gerekir, bu ise imkansızdır.
İşte imanın vazgeçilmez bir kıymet, kaynak ve kuvvet olarak ehemmiyetinin anlaşıldığı noktalardan birisi burasıdır. Teşkilatlar için tedbir meselesi ne kadar mühimse, iman teşkilatlanmada o derecede mühimdir.
*
Teşkilat her zaman fedakarlık ister, fevkalade hallerde ise çok daha fazla fedakarlık ister. İnsanları fedakarlık yapmaya sevketmek, fedakarlık yapmalarını mümkün hale getirmek, ihtiyaç duyulduğunda sabırlı ve dayanıklı kılmak nasıl mümkün olabilir? Bir insanı fedakarlık yapmaya neyle ikna edebiliriz? Fedakarlığın maddi ve dünyevi bir karşılığı olabilir mi? Sabırlı ve dayanıklı olması için ne teklif edilebilir?
İman bitmez tükenmez bir enerji kaynağıdır. Hiçbir teklifte bulunmadan insanları sabırlı, dayanıklı, fedakar, cefakar yapar. Böyle bir kaynak yerine maddi tekliflerde bulunmak makul müdür? Kaldı ki, imanın ürettiği sabrın karşılığı hangi maddi kıymetle ödenebilir, imanın ilzam ettiği fedakarlığa dünyanın tamamı bedel olarak kafi midir?
*
Her meseleyi tek tek ele almaya gerek yok. İmanlı insanlara dayanan teşkilatlar, en muhkem teşkilatlardır. Keza hedefi imanın istikameti olan teşkilatlar, en muhkem bünyeleri kurabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir