İNŞA FİKRİ-1-

İNŞA FİKRİ-1-
İslam medeniyetinin yeniden inşası için ihtiyaç duyduğumuz fikir, “kurucu fikir”, ihtiyaç duyduğumuz şahsiyet ise “kurucu şahsiyet”tir. Kurucu, ihdas edici, tesis edici, teşkil edici, inşa edici şahsiyetler… İhtiyacımız bu…
İslam’ı anlamanın bu günkü şekli, “inşa fikrini” geliştirmek, üretmek, sistemleştirmek ve tatbik etmektir. İslam medeniyetinin mevcut olduğu dönemlerde de inşa fikri lazımdır, medeniyetin sürekli taze, canlı tutulması için. Fakat o dönemde “muhafaza fikri” ile beraberdir ve öncelikle mevcut olanın muhafazası gerekir. Muhafaza edilebilsin ki, onun üzerine inşa faaliyeti devam ettirilebilsin. Günümüzdeki durum, medeniyetin tüm müesseseleriyle yıkıldığı, yok edildiği bir dönem olması itibariyle, muhafaza fikrine değil inşa fikrine ihtiyacımız var. Bu dönemin muhafazası, dinin muhafazasıdır.
“İnşa fikri” üretilemediği, geliştirilemediği, sistemleştirilemediği için iki noktadan birine savrulmak mukadder hale geliyor. Ya ıslah fikri veya çıplak ihtilal fikri… Islah fikri mevcut hayatı pansuman etmekten başka bir işe yaramaz ve asla medeniyet çapında düşünmeye fırsat ve imkan vermez. İhtilal fikri ise müstakil fikirlerden değildir ve en sıhhatli hali, “inşa fikrinin” mütemmimi olmasıdır. İhtilal fikri inşa fikrinden müstakil hale geldiğinde sadece yıkıcı, yok edici, zarar verici mahiyet kazanır ki, İslam’dan böyle bir fikir istihsali kabil değil.
Müslümanlar ya ıslah fikrinde istikrar kesbediyor veya ihtilal fikrinde… Medeniyet tasavvuru olmaksızın yola çıkmak, inşa fikrine ulaştırmıyor. İnşa fikrine ulaşamayan akıllar, medeniyet tasavvuruna sahip olamıyor.
*
İslam coğrafyasının birçok noktasında başlayan isyan ve ihtilal hareketleri, yaşadıkları içtimai ve siyasi süreçler bakımından ihtilal fikrine bile ulaşamayan cemiyetlerin bir anda inşa meselesiyle karşı karşıya geldiğini gösteriyor. İhtilal süreci bir anda ve organizasyonsuz halde geçildi ve inşa sürecinin eşiğine ulaşıldı. Her ülkenin farklı aşamalarda olduğu doğru ama “inşa fikri” artık ümmet için acil işler listesine girdi.
*
İnşa fikri üretilemediği için kurucu (inşa edici) şahsiyetler yetiştirilemiyor. Cemiyetin içinde “kurucu mizaçlar” kaynıyor, hayat her gün “kurucu mizaçlar” tarafından tekrar tekrar kuruluyor fakat Müslümanlar, kurucu şahsiyetleri yetiştiremiyor. İnşa fikri geliştirilebilse, kurucu mizaçlar, “kurucu şahsiyet” haline gelecek. İnşa fikrimiz olmadığı için, kurucu mizaçlar, hayatın mevcut malzemeleriyle yeni bir şeyler kuruyorlar. Kurdukları yeni işler, mevcut hayatın tabiatına muvafık oluyor ve kültürden siyasi rejime kadar her şey mevcut haliyle devam ediyor.
İhtilali sadece yıkmak olarak anlayanlar var. Büyük ihtilaller, inşa suretiyle gerçekleştirilen yıkımdır. Hayat çok geniş bir alandır. Mevcut hayat kompozisyonu, yeni müesseselerin inşasına her zaman bir arsa temin eder. Türkiye kadar (yani nispeten) rahat olan ortamlarda, yeni müesseselerin inşası kabildir. Hayatın içine dikilen bir müessese, eğer mevcutlarından daha doğru, iyi, güzel ve faydalı ise, alanını genişletecek, hayat kendiliğinden o merkeze doğru taşınacaktır. Hayat nereyi bırakırsa orası viraneye döner. En büyük yıkım (ihtilal), hayatı, yıkılmak istenen alandan taşımaktır.
İhtilal fikri, müstakil fikirlerden değil, parça fikirlerdendir ve arizidir. Bir mana ifade edebilmesi için parçanın eklemleneceği bir “bütün” olması gerekir. Eklemlenmesi geren fikir ise inşa fikridir. İhtilal fikrinin çıplak olarak bulunması, kolay olan yıkım işinde dehşetengiz neticeler vermiştir, tarih bu tür misallerle kaynıyor. İnşa fikrinin mütemmimi olursa, inşa faaliyetinin öncesinde veya paralelinde veya sonrasında işe yarar.
*
Yeni bir çağın başındayız. İslam medeniyeti bir asır önce tasfiye edildi ve dünya tamamen hakim medeniyet olan batının tasarrufuna terkedildi. Batı, birkaç asırdır felsefe, bilim, sanat, teknoloji, ahlak, kültür vesaire her alanda kendini serbestçe takdim ve tatbik etti. Karşısında rakip bir medeniyet olmadığı, kalmadığı için neyi varsa piyasaya sunmak imkan ve hürriyetine kavuştu. Son bir asırdır hiçbir medeni rekabet olmaksızın kendini ifade etti. Görüldü ki, bir asırda kendini her alanda ve anlamda tüketti. Dünyaya ve insanlığa sunacağı bir şeyi kalmadı, sunduklarının hepsi de derin bir kriz, çözümsüzlük, ahlaksızlık üretti. Artık batının dünyaya ve insanlığa söyleyeceği bir fikri, sunacağı bir teklifi kalmadı. Yeniçağın en bariz özelliği bu… Yani zamanın muhtevası boşaldı, yeniden doldurulmak için bekliyor. Müslümanlar artık batıyı tenkit etmek ihtiyacını bile duymaz hale geldi.
Yeni bir çağın başındayız. İslam, dünyadaki tek medeniyet kaynağı olarak duruyor. Başka hiçbir kültür iklimi, yeni bir medeniyet inşa edecek nazari kaynaklara sahip değil. Allah, dünyayı, ümmet için hazır arsa haline getirdi.
Yeni bir çağın başındayız. Müslümanlar, yeniçağın başladığını fark etmeli, dünyanın ne kadar uygun hale geldiğini görmeli ve İslam medeniyet inşasına başlamalı. İşte bu vasatta ilk ihtiyacımız olan fikir, “inşa fikri”, ilk ihtiyacımız olan şahsiyet terkibi de “kurucu şahsiyet”tir.
*
Müslümanlar, içinde bulunduğumuz çağda, İslam’ı, kurucu fikir istikametinde anlamalıdır. Çünkü içinde bulunduğumuz süreç kuruluş sürecidir. İnşa fikrinin ilk safhası, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’de bulunan müesseselerin nazari mana yekununu çıkarmaktır. Her “Ayet-i Kerim”e tek tek ve derinliğine tetkik edilmeli, her Hadis-i Şerif ve Sünnet-i Seniyye tek tek tahlil edilmeli, insana, hayata ve varlığa ait en küçük müessese manası bile keşif ve tespit edilerek ortaya çıkarılmalı ve cemiyet ve hayatın ortasına dikilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir