İNŞA FİKRİ-4-

İNŞA FİKRİ-4-
İslam medeniyetinin sıfır noktasında olduğu bugünün dünyasında inşa fikri için tecrit marifeti ve faaliyeti şarttır. Tüm hayatımız batı medeniyeti tarafından işgal edildiği için, yeni bir medeniyet inşası, öncelikle tecrit ile kabildir. Tüm hayat alanlarımızın nazari ve ameli sahalarda yabancı işgaline maruz kaldığı bugün, batı, ferdlerin ruhi derinliklerine kadar nüfuz etmiş, cemiyetin tüm münasebet ağını tesis etmiş, insanların “gerçeklik kavrayışını” kendi medeniyetiyle mühürlemiş haldedir. Bu durum, sıhhatli tefekkür faaliyetini (hatta hissi faaliyeti bile) neredeyse imkansız hale getirmişken, medeniyet tasavvuru ve inşa fikrini oluşturmak için, insanüstü bir çabayla tecrit faaliyetini gerçekleştirmek gerekir. Batının “zehirli telkin ve tesirlerinden” kurtulmanın en kestirme yolu, uçsuz bucaksız derinliklere doğru yol alabilecek bir tecrit faaliyetidir. Öyle ki, harareti kırk dereceye yükselen insanın yaşadığı “anlamsızlık” halini, batının tüm tesirlerini söküp atana kadar günlük hayat haline getirmek gerekir.(2)
___
(2) Ateşi kırk dereceye ulaşan insanlar bilirler, o haldeyken insan derin bir “anlamsızlığa” düşüyor. Normal zamanlarda yapmadan duramadığı, hatta yapmazsa krize girdiği işleri bile yapmak istemiyor. Mesela çay veya sigara tiryakisiyse, canı çekmiyor. İmandan başka tüm kıymetler berhava oluyor. O haldeyken insan her şeyi farklı düşünebiliyor. Akıl tüm kayıtlardan, peşin fikirlerden, kaidelerden kurtulup bağımsızlaşıyor. Bu tecrübe, insan aklının, tefekkürünün ve hislerinin iradi olarak ulaşabilecekleri noktanın çok ötesinde bir durumdur. Bu tecrübeyi yaşayanlar, akıllarını kullanmaya devam edebilirlerse, zihni ve kalbi evrenlerinde onlarca yılda yapamadıkları birçok inkılabı kısa sürede gerçekleştirebilirler.

Batının ve içinde yaşadığımız ülkenin siyasi rejiminin altyapısını hazırladığı, doğduğumuzda (gözümüzü açtığımızda) hazır bulduğumuz hayat, farkına varsak da varmasak da akıl bünyemizi, tefekkür faaliyetlerimizi, duygu akışlarımızı etkiliyor. Zihni ve kalbi havzamızın, içine doğduğumuz hayat şartları ile belirlendiği dikkate alınırsa, yeni bir hayat inşa etmek için ihtiyaç duyduğumuz akıl terkibi ve duygu kaynağına sahip değiliz. Bu halden kurtulamazsak, inşa fikri diye ıslah fikrine savruluruz.
Tecrit, hayatın tüm gerçeklik altyapılarından kurtulmak, bağımsızlaşmak, onlara tepeden bakacak ruhi derinliğe ulaşmak için gerekiyor. Mevcut hayatın altyapısını sökecek, zeminin hafriyatını temizleyecek, yeni bir tasavvur ile yola çıkacak derinlikte bir tecrit… Bu derinliğe kadar inemeyenler inşa fikrini oluşturamaz, kurucu şahsiyet haline gelemezler. İslam’ı, mevcut hayatın altyapısı üzerinde yaşamanın meşruiyet kaynağı haline getirirler. İslam’ın hayatını inşa edemeyen akıl fukaraları, hayatın İslam’ını üretiyorlar, yani farkına bile varmadan dinde reform yapıyorlar.(3)
___
(3) Mesela enflasyon nispetinde faizin haram olmadığını, onun faiz sayılmayacağını söyleyecek kadar ileri gidiyorlar. Faizsiz para tedavül müesseselerini kurmaktan aciz kişiler, isimlerinin başlarına profesör veya alim sıfatlarını ekleyerek, İslam’ın hayatını inşa edemedikleri için, hayatın İslam’ını inşa ediyorlar. İslam ile hayat arasındaki mesafenin arttığı bu günün dünyasında, hayatı İslam’a doğru yaklaştırmak yerine, İslam’ı hayata yaklaştırıyorlar.

Tecrit çabasına ve maharetine sahip olamayanlar, hayatın mevcut altyapısını, tabii ve mütemadi zannediyorlar. Başka bir “gerçekliğin” mümkün olduğunu anlamayacak kadar sığ akıllar, inşa fikrine ulaşamazlar. Başka bir gerçeklik imkansızsa ıslahtan başka bir yol yok demektir. İslam’ın kendi “gerçekliği”, kendi “gerçeklik kavrayışı” olduğunu anlayacak kadar mevcut gerçekliğin dışına çıkamayanlar, İslam’ı, hayatta “gerçek” kılamıyor, “gerçekleştiremiyor”. Farklı bir gerçekliğin mümkün olduğuna inanmak, müstakil bir medeniyet tasavvuruna sahip olmakla kabildir ama mevcut gerçekliğin dışına çıkabilmek, keskin bir tecrit istidat ve müthiş bir tecrit çabası ile ancak mümkündür. “Bu çağda faizsiz iktisat sistemi imkansız” cümlesi ile başlayan tüm düşünce ve teklifler, hayatın mevcut gerçeklikleri tarafından işgal edilmiş durumdadır. Bu düşünceleri üreten akıllar, “tek gerçekliğe” mahkum olan “köle akıl” sınıfında iskan edilir.
Müslümanların nazari manada böyle bir akla ve bu türden düşüncelere inanmayacağı doğrudur. Fakat medeniyet tasavvuru ve inşa fikrine sahip olmayan Müslümanların, nazari manada inandıkları kıymetler, hayata aksetmiyor. Ufuklarının ulaştığı en ileri nokta, enflasyon oranından fazla miktardaki faize karşı çıkmaktır. Meselenin ciddiyeti anlaşılıyor mu?
Tecrit istidadı, çabası, mahareti yoksa ne inşa fikri, ne terkip fikri, ne de medeniyet tasavvuru vardır. Tecrit yoksa mevcut hayattan (şartlardan) kurtulmak mümkün değildir ki, yeni bir inşa faaliyetine başlanabilsin, yeni bir terkip gerçekleştirilebilsin, yeni bir medeniyet tasavvuru oluşturulabilsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir