İNŞA FİKRİ-5-

İNŞA FİKRİ-5-
İnşa fikrinin mühim hususiyetlerinden birisi de, dünya görüşünün (ve medeniyet tasavvurunun) “gerçeklik kavrayışını” üretmektir. Gerçeklik kavrayışını üretmeden “gerçekliği” kompoze etmek kabil olmaz. Gerçeklik ve gerçeklik kavrayışı olmadan, dünya görüşünün “gerçekleştirilmesi” imkansızdır.
İnşa fikri oluşturulsa fakat gerçeklik kavrayışı üretilemese, inşa faaliyeti başlamaz, başlatılamaz, başlatılabilirse de neticeye ulaşmaz. Bir müessese inşa etmenin ilk şartı, o müessesenin “gerçeklik kavrayışını” üretmektir. Gerçeklik kavrayışı ve gerçekliği üretilemeyen müessesenin inşa faaliyetine başlanması, suya yazı yazmak gibidir. Müessesenin gerçeklik kavrayışı, o müessesenin “gerçekleştirilebilir” olduğunu gösteren fikri çerçevedir.
Fikrin “gerçek” haline gelebilmesini mümkün kılan nazari unsur, gerçeklik kavrayışıdır. Gerçeklik kavrayışının nihai kaynağı imandır ama akıl tarafından üretilir. İman, gerçeklik kavrayışını üretmek için kafi değildir. Zaten gerçeklik kavrayışı, aklın “gerçekleştirebilme maharetidir”. Aklın “gerçek” muamelesi yapmadığı hiçbir fikir, gerçeklik dünyasına çıkamaz. Müslümanların bu günkü hazin durumlarının mühim sebeplerinden biri budur. İman ediyorlar ama imanlarının “gerçekliğini” üretemiyorlar. Bu sebeple iman ile hayat arasındaki mesafe açılmış durumda.
Hayatın altyapısını batı medeniyetinin ürettiği bu günün dünyasında, başka bir medeniyetin mana yekunu için altyapı oluşturmak fevkalade zordur. Hayatın tüm altyapısını bir anda değiştirmek kabil olmadığına göre, inşa edilecek her İslami müessese için bir gerçeklik üretmek şarttır. Her müessesenin gerçeklik kavrayışı ve gerçekliği hayatta yerini aldıkça hayatın altyapısı değişmeye başlayacaktır.
Hayatın altyapısını keskin hamlelerle ve kestirme yollarla değiştirme usulleri var, ihtilal gibi… Kuvvet, hayatın altyapısını kuran temel unsurlardan biridir ve “gerçeklik kavrayışının” mühim kaynaklarından biridir. İhtilallerde hayata abanan “büyük kuvvetlerin” dönüştürücü tesirini inkar kabil değil. Buna mukabil hayatın tabiatına muvafık inşa faaliyetinin tesiri ise daha derin ve daha uzun solukludur. İhtilal, hayatın altyapısına ve gerçeklik kavrayışına “şok” etkisi yapan bir müdahaledir ve hızlı değişimi başlatabilir. Fakat ihtilali inşa faaliyeti takip etmezse ne kadar kuvvetli olursa olsun tesiri satıhta kalır ve devam etmez. Bu sebeple ihtilal fikri müstakil fikirlerden değil, inşa fikrinin mütemmimidir.
*
Gerçeklik ve gerçeklik kavrayışını kolay üretmenin bir yolu, mevcut gerçekliğin ve gerçeklik kavrayışının en zayıf olduğu halkaya yönelmektir. Gerçeklik zayıfladığında, gerçeklik kavrayışı da zayıflar.
Gerçekliğin iki tane muhkem mevzii var. İman ve ihtiyaç… Halk hayatı imanla değil, ihtiyaçla yaşar, iman eder ama ihtiyacının peşine düşer. Öncü kadroların muhkem gerçeklik mevzii iman, halkın muhkem gerçeklik mevzii ise ihtiyaçtır. Halk ihtiyacın peşinden gider ve hayat o alanda yoğunlaşır. İhtiyaç en katı gerçektir ve ihtiyacın karşılanamadığı alan, gerçeklik kavrayışının en zayıf halkasıdır. Öyleyse inşa edilecek müesseseler, karşılanamayan ihtiyaçların, çözülemeyen problemlerin kaynaştığı alanlardır. Bu alanlarda inşa edilecek müesseseler, gerçeklik ve gerçeklik kavrayışı üretmek durumunda kalmazlar. Daha doğru ifadeyle, bir ihtiyaç ne kadar artmışsa ve mevcut müesses nizam o ihtiyacı karşılamakta ne kadar zayıf düşmüşse, inşa faaliyeti, gerçeklik kavrayışı üretmek zorunda kalmaz.
Müesses nizamın en zayıf olduğu alanlar, muhalif fikirlerin en kuvvetli olduğu, olabileceği alanlardır. Müesses nizamın ne kuvvetli olduğu alanda onunla mücadele etmek, stratejik ahmaklıktır. Kuvvetteki cazibe, gerçeklik kavrayışının çelik zırhıdır. Bu mevzie taarruz, yel değirmenlerine saldırmaktır. Müesses nizamın zayıf halkalarında inşa edilecek müesseselerin toplamı, halkta, muhalif (alternatif) gerçeklik kavrayışını oluşturana kadar, cepheden taarruz etmek, ahmaklığın şahikasıdır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir