İNŞA VE MUHAFAZA-11-

İNŞA VE MUHAFAZA-11-

*Vasıta sistem nedir?
Vasıta sistem, nihai sistem olmadığı için tabiatı gereği problemlidir. Kurulması ve işletilmesi, nihai sistemden daha zordur. Zira bir taraftan mevcut şartları dikkate alır, diğer taraftan İslam’ın yekununa ulaşmak için onu esas alır. “Hiç” ile “hep” arasındaki güzergahta yürümek fevkalade zordur, bunun sistemini kurmak ise daha zor.
Vasıta sistemin iki boyutu var. Şartların temini ve hayatın inşası…
Şartların temini, İslam’ın tatbik iklimini inşa etmek için lüzumludur. Hayatın inşası ise, şartların temininden sonra, İslam’ın hayatını üretmek içindir. Bu ikisinden sonra sıra tatbik sistemine gelir. Şartların temini, tabiri caizse, zemini tesviye ve tasfiye etmektir. Hayatın inşası ise, tesviye ve tasfiye edilmiş olan zeminde, İslam’ın tatbik müesseselerini inşa etmektir.
Şartların temini…
Şartların temini, İslam’ın tatbiki için elzem olan kuvvet ve imkânın teminidir. Siyasi sahadaki ihtilalden tutun da içtimai sahada ahlaki altyapıya kadar her şey, şartların teminine dâhildir.
İslam, müstakil (bağımsız) din ve müstakil dünya görüşü olarak, kendi tatbik iklimine ihtiyaç duyar. Başka dünya görüşlerinin veya kültür iklimlerinin içinde (ve yedeğinde) tatbiki kabil değildir. Şartların temini bahsi, özet olarak bu hususa matuftur.
Demokrasi gibi siyasi rejimlerde, kapitalizm gibi iktisadi sistemlerde, laiklik gibi ideolojik çerçevelerde, batı medeniyeti gibi yabancı kültür iklimlerinde yaşanması ve tatbik edilmesi (mütekamil manada) kabil değildir. Kendi siyasi, iktisadi, içtimai, ahlaki ve harsi iklimini oluşturabilmenin imkan ve iktidarına sahip olmak mecburiyetindedir. İşte bu imkan ve iktidarı oluşturmak, şartların teminidir.
Hayatın inşası…
İslami hayatın inşası, İslam’ın tatbik edileceği hayat altyapısını gerçekleştirmektir. Alt sistemler dediğimiz, iktisat sistemi, eğitim sistemi, ilim anlayışı, sanat kavrayışı, aile müessesesi gibi hayata dair tüm münasebet, müessese ve alt sistemlerin inşa edilmesi buna dâhildir.
İslami hayat inşa edilmezse, İslam, mevcut hayatın bir garnitürü haline gelir. Hayatın içindeki muhtelif renklerden bir renk haline gelir ki, mevcut hayatı inşa eden batı medeniyetinin bir tür payandası olur. Mevcut hayatı ve batı medeniyetini meşrulaştırmak için kullanılan itikadi ve ahlaki kaynak vazifesi görür.
İslam’ın hayatını inşa etmek, İslam’ın emir, teklif ve tavsiyelerini tatbik edilebilir hale getirir, nehyettiği ve içtinap edilmesini talep ettiği vakıalardan da uzak durmayı mümkün kılar. Ancak bu ihtimalde İslam’ın tatbik imkanına kavuşulabilir.
Mesela mevcut iktisadi sahada (kapitalist sistemde), para trafiğini faizli bankalar yönetir. Devasa para kütlelerinin sevk ve idaresi, bu günkü iktisadi gerçeklik içinde mühim bir meseledir. Para trafiğini yönetecek faizsiz bir müessese inşa edilip piyasaya sunulmadan, Müslümanların bankacılık sistemi dışına çıkmasını beklemek, komik ve ütopiktir. Faizin haram olduğunu ve ondan uzak durulmasını anlatmak için dünyanın en büyük propagandası bile yapılsa, hayatın gerçekliği karşısında tuzla buz olur, hiçbir tesir icra etmez. Faizli bankacılık sistemi yerine İslam’a uygun olarak para trafiğini yönetecek, tatbik edilebilir bir müessese inşa etmek ve piyasaya sunmak esastır ve bu, en büyük propagandadır.
Temas ettiğimiz müessese gibi her alanda ihtiyaç duyulan müesseseleri projelendirmek, tatbik şartları olanları derhal tatbik etmek, tatbik şartları olmayanları hazır halde bulundurmak gerekir. Müesseseleri projelendirirken, hangi alanda ise (mesela iktisadi alanda ise) o alanın alt sistemine uygun halde yapmak gerekir ki, tezada düşülmemiş olsun. Bunun için de, alt sistemlerin kurulması lüzumu açık.
Hayatı İslam’a taşımaktan bahsederken İslam’ın, hayat için ihtiyaç duyulan nazari çerçeveyi oluşturmaması düşünülemez. Tersinden söylemek gerekirse, İslami dünya görüşü olmadan, bu dünya görüşüne nispetle vasıta sistem kurulmadan, vasıta sisteme nispetle alt sistemler inşa edilmeden, alt sistemlere uygun olarak müesseseler projelendirilmeden, hayatı İslam’a taşımaktan bahsetmek imkansızdır. Böyle bir ihtimal, hem hayatı, hem insanı ve hem de İslam’ı anlamamak demektir. Buna rağmen (anlamamaya rağmen) yapıldığında hangi neticeler zuhur eder? İslam’ın en az birkaç asır önceki tatbikatlarına davet etmekten başka bir ihtimal kalmaz. Yapılan da tam olarak bu… İslam’ın tatbikinden bahsedenlere bakıldığında, en yakın olanı birkaç asır, çoğunluğu da on dört asır geriye gidiyor.
İki Cihan Serveri (SAV) Efendimizin tatbikatının esas alınıp alınmaması meselesinden bahsetmiyoruz. Tabi ki o nihai ve tek emsal… Söylemek istediğimiz, O nihai emsalin tatbikatından çıkardığımız (çıkaracağımız) esasların, içinde yaşadığımız çağda tatbik şartlarını oluşturmaktır. İslam’ın esaslarını muhafaza ederek (reforma tabi tutmaksızın) şimdiki zamanda tatbik şartlarını gerçekleştirmek…
İki Cihan Serveri (SAV) Efendimizin tatbikatlarının altyapısı oluşturulmalıdır. Mesela Asr-ı Saadette, müesses bir ordu yoktur. İhtiyaç hasıl olduğunda, İslam cemiyeti orduyu teşkil etmektedir. Fakat bu günün dünyasında, müesses ve hazır bir ordunun bulunması gerekiyor. İslam’ı doğru tatbik etmek, bu günün dünyasında orduyu lağvetmek değil, güçlü ve müesses bir ordu bulundurmaktır. Keza Medine de asayişi temin için (bu günkü adıyla söylemek gerekirse) bir polis kuvveti yoktur. Neden? Çünkü asayiş problemi yok. Ferdi ve içtimai hayat, o kadar yüksek bir ahlaki altyapıya oturmuştur ki, asayiş için bir kolluk kuvveti bulundurmak gerekmemiştir. O altın çağa bakarak bu günün dünyasında asayiş için kuvvet bulundurmamak mümkün mü? Dış güvenlik (ordu) ve iç güvenlik (polis) için kuvvet bulundurmamak, İslami anlayış ve tatbikat değil olsa olsa emsali görülmemiş çapta bir ahmaklık olur.
Bu noktadan hareketle varılacak nokta, sünnetin reddi değil tahkimidir. İki Cihan Serveri (SAV) Efendimizin bir sünneti için dünyayı ateşe veririz. Anlatmaya çalıştığımız konu, sünnetin tatbik edilebilmesi için hayat altyapısını oluşturmaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir