İNŞA VE MUHAFAZA-13-

İNŞA VE MUHAFAZA-13-

Vasıta sistemin geçerli olduğu süreçte “muhafaza” meselesi çok çetrefillidir. Çünkü vasıta sistemin müesseseleri, “asli müesseseler” değil, “ara müesseselerdir”.
Vasıta sistem sürecinde kurulan müesseseler, hayatı, asli müesseselere taşıyacak ara müesseselerdir. Ara müesseseler, asli müesseselerin hazırlayıcısıdır. Umumiyetle İslam’a yabancı siyaset ve kültür iklimlerindeki çalışmalara tekabül eder. Yabancı sistemlerin içinde kurulacak müesseselerin “asli müessese” olması fevkalade zordur.
Ara müesseseler, vasıta sistem süreci devam ettiği müddetçe varlığını devam ettirir. Tatbik sistem sürecine geçildiğinde ara müesseseler miadını doldurmuş olur. Muhafaza süreleri de tatbik sistemin bidayetine kadardır.
Geçiş dönemleri tabiatları gereği problemlidir. Menzile ulaşana kadar fevkalade mühim olan bu sürecin müesseselerinde muhafaza ayarı zor yapılır. Menzile ulaşmak uzun sürerse (geçiş dönemi uzun sürerse), ara müesseselerin muhafazası için yapılan hassasiyet yığınağı fazla olabilmektedir. Lüzumundan fazla muhafaza hassasiyeti, bu müesseselerin tasfiyesine karşı bir mukavemet oluşmasına sebep oluyor. Mukavemet oluştuğunda tasfiye, çatışmalı şekilde gerçekleşiyor. “İhtilaller, önce çocuklarını yer” veciz sözünün gerçekleşme ihtimallerinden biri de budur. Her müessese bir kadro ve liderlik üretiyor ve direniş kaçınılmaz hale geliyor. Vasıta sistem fikri veya ara müesseseler anlayışı oluşturulmadığında, hayatı tatbik sisteme kadar taşıyan ehemmiyetteki müesseselerin neden tasfiye edilmesi gerektiği anlaşılamıyor. Oysa “ara müessese” isimlendirmesi bile bu türden problemlerin ciddi bir kısmını ortadan kaldırmaya kafidir.
*
Ara müesseseler aynı zamanda, fikri ve siyasi mücadele dönemlerinin manivelalarıdır. Vasıta sistem süreci zaten mücadele dönemidir. Bu dönemde mütemadi taarruzlara maruz kalınır. Ara müesseselerin muhafazasında ciddi zorluklar ile karşılaşılır. Bazı misallerde görüldüğü üzere ara müesseselerin savunmak için arkalarına büyük güçler yığılmaktadır. Dikkat edilmesi gereken husus, ara müesseseler ölümüne savunulmaz. Ara müesseseleri savunmak için ondan daha büyük bir güç harcanmamalıdır. Veya bir ara müesseseyi muhafaza için göze alınan maliyet, o müessesenin kuruluş maliyetinden daha büyük olmamalıdır.
Ara müesseseler özü itibariyle devam edecek mahiyette değiller zaten kurucuları (sahipleri) tarafından zamanı geldiğinde tasfiye edileceklerdir. Bu nitelikteki müesseseler için, ölümüne savunma hattı kurmak stratejik hatadır. Siyasi rejimlerin taarruzlarına karşı esnek savunma hatları, mobil savunma birimleri kurulması daha doğrudur.
İkinci dünya savaşında Avrupa’da yerle bir olmayan birkaç küçük ülke (İsviçre gibi) var. Tüm kıta yerle bir olmuş, gıdasını bile karşılayacak imkandan mahrum hale düşmüştü. Gelişmenin ve kalkınmanın anlayışı ve kadroları mevcut olduğu için çok hızlı şekilde kendine geldi. Ara müesseseleri muhafaza etmek için o müesseseleri kuran ve yöneten kadroları ateş hattına atmak büyük bir basiretsizliktir. Bir “kurucu şahsiyet” birçok ara müesseseye bedeldir. Bir ara müesseseyi muhafaza ve müdafaa ederken, bir kurucu şahsiyeti feda etmek, savunma yapmak değil, intihar etmektir.
*
Ara müesseseler mümkün olduğunca “hafif” kurulmalıdır. Nakli mümkün, tasfiyesi kolay olmalı, yeniden hızlıca kurulabilmelidir. Ara müesseselerde “ağır” yatırımlar yapmak, muhafazasını şart kılar. Ara (geçiş) dönemlerinde ölümüne müdafaa edilecek müessese inşası, manevra istidadını yok eder. Manevra istidadı, mücadelenin başarısını tayin eden ana hususiyetlerdendir. Sıfır manevra istidadı, ölümüne müdafaayı şart kılar. Bu tür ayak bağlarından mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.
Vasıta sistem, geçiş döneminin anlayışı olduğu için, mümkün olduğunca esnektir. O kadar esnektir ki, bir “sistem” bile ifade etmeyebilir. İçinde yaşanılan siyaset ve kültür iklimi, vasıta sistemin kurulmasına hiç fırsat ve imkan vermeyebilir. Benzer ihtimallerde, vasıta sistem yerine “ara müesseseler” üzerinden bir anlayış geliştirilmelidir. Ara müesseseler inşa ve ihdas edilirken, birbirleriyle “ince bir sistem örgüsüne” sahip olmaları kafidir. Bu örgünün görünür olması gerekmez, kurucuların bilmesi kafi…
*
Ara müesseseler, içinde yaşanılan siyaset ve kültür ikliminin müsait olduğu şartlarda, hem ara müessese hem de asli müessese vasfına veya unsurlarına sahip şekilde kurulabilir. Bazen geçiş dönemlerinde doğrudan asli müesseselerin kurulma imkanı da meydana gelebilir. Bu ihtimallerde ara müesseselerin tatbik sistemine geçildiğinde tasfiye edilmesi gerekmez.
*
Ara müesseseler kurulurken, ya tasfiyesi için gereken mekanizma veya “asli müesseseye” dönüştürme mekanizması bünyesine yerleştirilmelidir. Bunlar yapılmadığında ara müesseseler asli müessese gibi muamele görür ve kendini muhafaza fikrine ve gücüne kavuşur. Ara müesseselerin olduğu gibi devam etmesi, tatbik sisteme geçmeye mani olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir