İNŞA VE MUHAFAZA-14-

İNŞA VE MUHAFAZA-14-
*Tatbik sistemi
Tefekkür bahisleri nihai tecrit noktasında üç ana başlıkta toplanır. Varlık, İnsan, Hayat… İslam bu üç temel başlığın üstünde ve merkezinde, Yaratıcı Kudretin, Allah’ın varlığını kabul eder. Varlığın veya hayatın neresinden başlanırsa başlansın, terkip ve tecrit faaliyeti, bu üç başlıktan birine ulaşır. Üç başlık ise nihayetinde Allah’a varır.
Bu üç ana konunun tezatsız izahına dünya görüşü diyoruz. İslam’ı, varlık, insan ve hayata tatbik edebilmek için ihtiyaç duyduğumuz sisteme ise “tatbik sistemi” ismini veriyoruz. İslam’ın dünya görüşü inşa edilmediğinde İslam, parça parça anlaşılmaya çalışılıyor ki bu, vahim bir durum. Tatbik sistem inşa edilmeden uygulama teşebbüsünde bulunmak ise İslam’ın arzu etmediği neticeleri tevlit ediyor.
*
Tatbik sistem, vasıta sistemden sonra gelir. Tatbik sisteme ulaşmak, İslam’ın tamamını tatbik edebilecek kudret ve imkana sahip olmaktır. Bu safhada, parça tatbikatlar değil, tam tatbikat mevcuttur. İslam’a yol açmak değil, İslam’ı “gerçek” kılmak zamanıdır.
Tatbik sistem, vasıta sistem ile nihai (asli) sistem arasında bulunur. Tam tatbikatı mümkün kılmak bakımından vasıta sistemin ara rejim hususiyetinden uzaktır. Tekamül etmediği için de asli (nihai) sisteme ulaşmamıştır.
*
Tatbik sistem, vasıta sistemi ve ona ait ara müesseseleri tasfiye ederek onların yerine asli müesseseleri ikame eder. Vasıta sistemdeki geçiş dönemine mahsus “esnek sistem” anlayışını ortadan kaldırır ve külli olana doğru ilerler. Bu safhada sistem zafiyetine tahammül edilemez.
*
Akıl, vasıta sistem sürecinde (geçiş döneminde) cevval ve faaldir. Sürekli hamle halindedir, bu sebeple zekayı tam kapasite çalıştırır. Tatbik sistemine geçildiğinde ilk defa rehavete kapılır. Tatbik sistem, akıl için rehavetin ilk havzasıdır. Her şey olmuş bitmiş vehmi çabuk yerleşir.
Kuvvetin ele geçmesi, tatbikatın her sahada gerçekleşmeye başlaması, görüntünün İslamileştirilmesi rehavet için kafi şartlardır. Rehavet ve atalet, muhafaza cehdinin en güçlü kaynaklarındandır. Fakat bu kaynaklara dayanan muhafaza, “yobaz muhafazasıdır”, şekli muhafaza eder. Bu tür muhafaza cehdi, takdir edilmemeli, aksine savaş açılmalıdır. Rehavet ve ataletten kaynaklanan muhafaza cehdi, muhafaza edilmek istenen “kıymeti” çok kısa sürede çürütür.
Tarihte birçok inşa hamlesi bu safhada akamete uğramıştır. Devlet olmak, kudret sahibi olmaktır, kudret sahibi olmak ise manaya nüfuz etme ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır. Devlet olmakla iktifa edenler, medeniyet fikrini ve hamlesini kaybetmektedir.
İslam, devleti de bir vasıta olarak görür. Büyük hacme ve yüksek ehemmiyete sahip olması, onun vasıta olmasına mani değildir. İslam’ın dünyadaki nihai maksadı, yeryüzünü imar etmektir. İmar, medeniyet marifetiyledir. Medeniyet çapında gerçekleşmeyen imar faaliyeti, gecekonduya saray muamelesi yapmaktır, yanlıştır. Devlet olmak veya başka herhangi bir merhale, İslam’ı durdurmaz. Müslümanların da İslam’ın muhtevasına muvafık hareket etmesi gerekir.
Devlet olmanın akıl üzerindeki ifsat edici baskısına mukavemet etmek şarttır. Nihai hedef, devlet olmak değil, medeniyet inşa etmektir. Devlet, medeniyet inşasının motor gücüdür fakat kendisi değildir. İslam medeniyeti, devleti de ihtiva eden çok daha büyük bir inşa faaliyetinin konusudur. Devlet olmakla zafiyete uğrayan akıl, kalbin yolunu da kapatır ve “gönül medeniyeti” diye tesmiye olunabilecek İslam Medeniyetini inşa etmeyi engeller.
Medeniyet hedefine kilitlenmeyen kadrolar devlet olduğunda, kuvvet ve iktidarın cezbesine çabuk kapılır. İktidarın cazibesi başka bir şeye benzemez, öldürücüdür. İslam devleti, İslam medeniyet inşasının bir merhalesidir ve asla orada durulmamalıdır. Medeniyetsiz devlet, çıplak güçtür. Çıplak güç, kahredici bir vasıtadır.
İslam tarihinde çok sayıda İslam devleti kurulmuş fakat çok azı medeniyetin motor gücü olmuştur. Büyük bir kısmında iktidar sahipleri, iktidar ile mücadele edememişlerdir. İktidar ile mücadele etmesi gereken ilk kadro, iktidar sahipleridir. İktidar sahiplerinin iktidar ile mücadele etmesinin mühim yollarından biri de, iktidarı (devleti), medeniyet istikametinde kesintisiz hareket halinde tutmak, medeniyet hedefine doğru dörtnala koşturmaktır.
*
Tatbik sistem vasıta sistemin ileri merhalesidir ama nihai sistemin hazırlayıcısıdır. Nihai sistem (medeniyet) inşasında bir merhale olan tatbik sistemde (devlette), muhafaza yoğunlaşır. Akıl rehavet ve atalete düşmeden muhafaza etmelidir. Vasıta sistemin “geçiş dönemi” olmasından dolayı o süreçteki muhafaza yoğunluğu, tatbik sistem safhasındaki muhafaza yoğunluğuna nispetle azdır. Vasıta sistem safhasında muhafaza, muhtevada yoğun, şekilde seyrektir. Tatbik sistem safhasında ise muhtevada da yoğun, şekilde de yoğundur. Fakat bu hususiyet, nihai sisteme (medeniyet inşasına) nispetle değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir