İNŞA VE MUHAFAZA-6-

İNŞA VE MUHAFAZA-6-
İçinde yaşadığımız çağda, İslam medeniyeti tasfiye edildiği için yeniden kurulmalıdır. Bu sebeple inşa merhalesi önümüzdedir ve bu süreçte muhafazanın nasıl yapılacağı bilinmelidir. Baştan başlayan medeniyet inşa sürecinde, hayat alanlarının hepsi de çok hareketlidir. Medeniyet inşasını tamamlayıp tekamül seyrine (sürecine) girdiğindeki hareketlilik, birinci safhaya nispetle yavaştır. Hareketin kesif ve hızlı olduğu birinci süreçte muhafaza bahsi, ciddi problemler ihtiva eder.
İnşa sürecinde muhafazanın “ayarı” dikkatli yapılmalıdır. Muhafaza çabasında ayar biraz fazla olsa inşa faaliyeti durur veya yavaşlar, bu ihtimalde inşa süreci neticeye varmaz. Aksi ihtimalde ise inşa faaliyeti sürekli yeniden başlar, bu halde müktesebat oluşmaz. Müktesebat yoksa inşa faaliyetinin devam etmesinin bir manası yoktur, çünkü bu durumda inşa faaliyeti devam etmez, kendi ekseninde fasit daire oluşturmaya başlar.
İnşa sürecinde birçok yanlışlık yapılması mukadderdir. Yanlış muhafaza edilmez. Esaslarda yapılan yanlışlar hızla tasfiye edilmelidir. Yanlışın muhafaza edilmeye başlanması, inşa faaliyetini, medeniyet inşası olmaktan çıkarır ve başka bir muhtevaya savurur. Yanlış ile ilgili hiçbir muhafaza düsturu işletilmez. Muhafaza edilmeye değecek kıymetler listesinde yanlış yoktur.
*
İnşa sürecinde muhafazanın düsturlarından biri, inşa faaliyetinin devamını mümkün kılacak nazari müktesebat oluşturmaktır. İnşa faaliyetinin nazari ve ameli boyutları vardır, ameli boyutu ise daha kesiftir. Ameli boyuttaki kesafet, nazari boyuttaki müktesebatı şart kılar.
Nazari alanda (tefekkür alanında) inşa faaliyetinin yükünü taşıyacak kadar derin ve zengin bir irfan müktesebatı meydana gelmemişse, medeniyet inşası başlamaz. Eksik irfan müktesebatı ile başlasa, nakıs olur, ham olur, kaba olur ve bünyeleşemez.
İnşa dönemi aynı zamanda yoğun şekilde irfan üretiminin yapıldığı zaman dilimidir. Nazari üretimin kesintiye uğraması, irfan müktesebatı ne kadar zengin olursa olsun inşa faaliyetini akamete uğratır. Bu sebeple inşa faaliyeti ile nazari üretim faaliyeti birbirine paralel olarak ve kesintisiz devam etmelidir. Elde edilen irfan müktesebatı muhafaza edilmezse, hem irfan üretiminin devamlılığı temin edilemez, hem de inşa faaliyetinin bütünlüğü korunamaz.
Herhangi bir konuda medeniyet müesseselerini inşa edebilmek için, o konunun içinde yaşanılan zaman çerçevesinde mümkün olan her boyutunun, derinliğine izah edilmiş, ilim ve irfanı oluşturulmuş, inşa faaliyetinde kullanılabilir “bilgi” yekunu üretilmiş olmalıdır. İnşa faaliyeti bu noktadan sonra başlayacağına göre, bu noktaya kadar elde edilmiş olan ilim ve irfan müktesebatı muhafaza çemberine alınmalıdır. Müktesebatın kesintisiz şekilde derinleştirilmesi ve zenginleştirilmesi şarttır, bu husus ihmal edilmemelidir. Ama öncelikle inşa faaliyetine başlamayı mümkün kılan ilim ve irfan müktesebatının muhafaza edilmesi gerekir.
İnşa faaliyetine temel teşkil eden irfan müktesebatı, inşa sürecinde ve tatbikat safhasında ameli teste tabi tutulmalıdır. Nazariyat ile tatbikat, müktesebat ile inkişaf, fikir ile fiil arasında kesintisiz bir deveran temin edilmeli, mütemadiyen birbirini murakabe eden, birbirini besleyen, birbirini tashih eden bir bünyeleşmeye doğru gidilmelidir. İrfan müktesebatı nazari sahada harikulade görülebilir fakat inşa faaliyetinde ve tatbikatta kötü neticeler verebilir. Müktesebat, “yanlışları” “doğru” hanesine yazmış olabilir, bu durumda tashih edilmesi gerekir. Müktesebat “doğrulardan” müteşekkil olabilir ama “tatbikat kabiliyeti” olmayan bir mahiyet arzedebilir. Doğruları, tatbik edilebilir doğrular haline getirmek gerekir. Hem doğru olmalı hem de tatbik edilebilir olmalı…
Doğru olduğundan emin olunan bilgi ve fikir vahitleri, tatbik edilebilir olup olmadığına bakılmaksızın muhafaza edilmeli, tatbik mahareti olmayan doğrulardan ise tatbik edilebilir doğru üretme kaynağı olarak faydalanılmalıdır. Yaşadığımız çağın meselelerinden biri de budur, elan tatbik kabiliyeti (tatbik şartları) olmayan doğruları, “yanlış” zannediyor ve atıyoruz. Bu tavır, idraksizlikten kaynaklanıyor.
İnşa sürecinde muhafaza edilecek bir müktesebatın olmadığı kabulü, “ne yapacağını bilmeden işe başlayan adam” misalindeki gibidir. Ne yapacağını bilmeden bir şey yapmaya başlamak, ahmaklık değilse gevezeliktir. İşe başlamadan sahip olunan “fikri”, işin yarısında bırakmak, uçak fabrikası planı ile başlanan inşa faaliyetinin yarısında o planı bırakıp hastane yapmaya devam etmek gibi bir garabettir. Muhafaza fikri olmazsa, meydana çıkacak eser, salonun bir tarafında cenaze yıkama işleri yapılan gasilhane, diğer köşesinde de yemek yenilen bir lokanta olur.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir